Yeni Sayfa 1

Kuzu Bakimi  

  Yumurta Fiyatlari

Organik Tarim

tDana Etinin Kisimlari

Facebook Sayfamiz

kanola yetiştiriciliği

15 Ağustos 2012 Yazan  
Kategori kanola yetiştiriciliği, tarla bitkileri

kanola(kolza) yetiştiriciliği

* Kanola (Kolza) önemli bir yag bitkisidir. Danesinde %38-50 yag ve %16-24 protein içerigi vadir.* Alternatif enerji kaynagi olarak kanola yagindan Biyodizel üretimi yapilabilmektedir.

* Sari çiçekleri aricilik yönünüden önem tasir.

* Kanola ülkemizde kolza ve rapiska ismiylede taninmaktadir.

Kanola bitkisi kislik ve yazlik olarak yetistirilebilmektedir. Kislik kanola kisa kar altinda -20 dereceye kadar dayaniklidir. Kisa girerken kuvvetli bir kök olusturmasi gerekmektedir. Kanola kazik köklü bir bitkidir. Kökleri 100-120cm derine , 50-80cm yanlara dogru yayilabilmektedir. Sap odunsu yapida ve 150-160 cm boya ulasabilir. Çesit özelligine, ekim sikligina, yetistirme kosullarina göre dallanma gösterir.

Kanola meyveleri kapsül seklinde olup, kapsül içindeki tohumlarin rengi koyu kahve’den siyaha kadar degismektedir. Dane yuvarlaktir. Bin dane agirligi 3-7 gr. Civarindadir. Kanolanin tohumlari çok küçüktür. Bu nedenle tohum yatagi çok düzgün hazirlanmalidir. Kanola tavli topraga ekilmeli veya ekimden hemen sonra yagmurlama sulama yapilmalidir. Bu sekilde yapilan ekimle kanola 7-10 gün içinde çimlenir. Ilimiz için en uygun ekim zamani 10 Eylül ile 10 Ekim arasidir. Bu tarihler arasinda ekilen kanola kisa 6-8 yaprakli olarak girebilmektedir.

Ekim derinligi 1-1,5 cm’yi geçmemelidir. Sira arasi 17-30, sira üzeri ise toprak verimliligine ve yagis durumuna göre 6-15 cm olmalidir. Atilacak tohum miktari; elde mevcut makine ve tecrübeye göre dekara 400-1000 gr. Arasinda degismektedir.

Sulama ve gübreleme: Birinci su çimlenme esnasinda, ikinci su ise ihtiyaç duyulmasi halinde bahar aylarinda verilmelidir. Gübreleme yapilmasi için üreticilerin toprak analizi yaptirmalari gerekir. Kanolanin yaklasik saf azot ihtiyaci dekara 13-18 kg.dir. Bunun 1/3’I ekimle, 1/3’I mart ayi basinda, diger 1/3’I de mart sonu, nisan basinda verilebilir. Fosfor ihtiyaci saf olarak dekara 5-10 kg. olup, tamami ekimle verilmelidir. Sapa kalma öncesi dekara 1,5- 5 kg kükürt verilebilir.

Yabanci ot mücadelesi, kanolanin ilk gelisme döneminde önem tasir. Hizli gelisme yetenegine sahip olan yabanci otlar, yavas gelisen kanola bitkisini bastirabilir. Böylece bitki besin maddelerine ortak olurlar, bu nedenle kültürel, mekanik ve kimyasal yollarla mücadele edilmelidir.

Belli basli hastalik ve zararlilari çiçek zinni, lahana kelebegi, yaprak bitleri gibi zararlilar görülebilmektedir. Önemli hastaliklari olarak; mildiyö, kök uru, kursini küftür.

Kanolada hasat hava durumuna ve çesit özelligine bagli olarak çiçeklenmeden 40-50 gün sonradir. Hasat olumuna gelindiginde bitkilerin sap, yaprak ve kapsulleri tamamen kuruyup sararir. Olgunlasma asagidan yukari dogrudur, bu nedenle bitkinin tamamen olgunlasmasi beklenmez. Dane nemi %10-12 düzeyinde iken hasat yapilabilir. Depolama için dane nemi %9’u geçmemelidir. Biçerdöverle hasat edilebilir. Verim; çesit ve toprak özelligi, iklim kosullarina bagli olarak degismektedir.

Netice olarak; kanola ilimiz tariminda yeni bir bitkidir. Iyi bir sonuç alabilmek için su hususlara dikkat edilmelidir:

* Tohum yatagi çok düzgün hazirlanmali

* Sertifikali tohumluk kullanilmali (her yil)

* Zamaninda ekim yapilmali, çikis zamaninda saglanmali

* Uygun ekim makinesi ile ekilmeli

* Ekimden sonra toprak merdane ile bastirilmali

* Yabanci ot mücadelesi zamaninda yapilmali

* Toprak analiz sonucuna göre gübre verilmeli

* Hasat zamaninda yapilmali, erken veya geç hasat yapilmamali

* Depolama sartlarina uyulmali

 

4 views

çilek yetiştiriciliği

14 Ağustos 2012 Yazan  
Kategori çilek yetiştiriciliği

Üzümsü meyveler grubuna giren türlerden en önemlisidir.Çilek meyvesi gerçek bir meyve olmayıp yenen kısmı 40-60 kadar pistilin birleştiği çiçek tablasıdır.

Çilek yüzeysel kök yapan otsu bir bitkidir.Kökler iyi drene edillmiş(süzek)topraklarda  60-70 cm’ ye kadar iner.Ağır topraklarda ise kökler yatay büyür.

Çileğin kök gövdesi ya da taç kısmı : çok kısalmış bir gövdedir.

Çilek yaprakları 2/5 düzeninde spiral olarak dizilmiştir.İlkbaharda havalar ısınınca patlayan embriyonik yapraklar 2-3 hafta sonra tam büyüklüğe erişir.Her yaprağın 1-3 ay ömrü vardır.

Kollar (stolonlar)yaz boyunca  yeni yaprakların koltuklarındaki tomurcuklarından oluşarak gelişirler.

Çilekte çiçekler salkım şeklindedir.Buna değişmiş gövdede denilebilir. Çilekte iyi tozlanma gereklidir.İyi tozlanmış meyvelerde şekil bozukluğu olur.Tozlanmadan sonra meyve genelde 30-35 günde olgunlaşır.

 

ÇİLEĞİN GÜN UZUNLUĞUNA DUYARLILIĞI

 

Çilekte kısa günde çiçek gözleri, uzun günde kol gelişimi olur.Bu sebeple çilekte verim ile gün uzunluğu ijgilidir.Bu sebeple bir bölgeye uyan çeşit,diğer bölgeye uymayabilir.

Çiçek gözü oluşumunda gün uzunluğu ile sıcaklık ilişkisi ve çeşit özelliği bağlantılıdır.

 

ÇİLEK BİTKİSİNDE SOĞUKLANMA İHTİYACI

 

Soğuklamanın verim üzerine etkisi tartışmalı olmakla birlikte, kalite üzerine olumlu etkisi olduğu kesindir.Çileklerin soğuklama ihtiyacı 400-500 saat olarak belirlenmiştir.

 

ÇİLEK ÇEŞİTLERİ

 

Yetiştirici çilekçiliğe başlamadan önce Pazar durumunu incelemelidir.Üretici reçel, marmelat ve meyve suyuna uygun bir sanayi çeşidinin Pazar şansını yüksek görürse, ona uygun çeşit seçmesi gerekir.Bazı bölgelerde çileğin dondurularak dışsatımı gelişmiştir.

Yetiştiricinin dikkat edeceği diğer  hususlar ise;

-Çeşidin bölgeye uygun olup olmadığı,

-Verimliliği,hastalıklara dayanıklılığı,

-Pazarın aradığı çeşit olup olmadığı,

-Taşımaya dayanıklılığı,

-Bitkisinin kuvvetli olup olmadığı konularıdır.

Eğer seracılığa uygun çeşit düşünülmüyorsa,erkencilik çok önemlidir.Bazı bölgeler için son turfanda hasad önemlidir.Çilek bahçesi çeşidi karışmamış fidelerle kurulmalıdır.

  • ALİSO

Meyve iri, meyve eti sert, verimli, tat kalitesi orta,bitkisi kuvvetli,meyvenin saptan kopması  oldukça kolay, erkenci ve serada yetiştiriciliğide uygun bir çeşittir.Meyve uçlarında şekil bozukluğu görülür.Reçel, marmelat  ve meyve suyuna oldukça uygun, sarılığa oldukça duyarlı bir çeşittir.Kışları ılık bölgeler için uygundur.

  • TİOGA

Orta mevsimde olgunlaşır.Meyve iri, verimli ,meyve eti çok sert ,tat kalitesi orta ,derin dondurma ve gıda sanayii için oldukça uygun ,meyveninsaptan kopması güç ,botrisite dayanıklı ,sarılığa duyarlıdır.Yetiştiriciliği bütün bölgelere önerilir.Taşımaya dayanıklıdır.

  • POCAHONTAS

Erken – orta  mevsim çileği ,derin dondurmaya ve sanayiye uygun, tad kalitesi orta ,meyvenin saptan kopması.

kolay ,meyve eti sert ,sarılığa dayanıklı ,meyve çürüklüğüne duyarlıdır.Yetiştiriciliği bütün bölgelere önerilir.

  • YALOVA-9

Aliso ve Arnavutköy melezidir. Erkenci ve seraya uygun bir çeşit olup ,Akdeniz  bölgesi için önerilir.Meyve eti sert ,verimli ,koku ve tadı iyi ,meyvenin saptan kopması güç,bitkisi kuvvetli olup sarılığa dayanıklıdır.

  • YALOVA -15

Tioga ve Arnavutköy melezidir. Meyve eti sert ,verimli tat ve kokusu çok iyi ve yerli çeşitlerimizi aratmayacak aromaya sahiptir.saptan kopması çok kolay,bitkisi kuvvetli ,sarılığa ve meyve çürüklüğüne dayanıklı,derin dondurmaya uygundur.akdeniz bölgesi dışında tüm bölgelere önerilir.

  • YALOVA -104

Çok verimli ve iri bir çeşittir.Meyve eti oldukça serttir.  Koku ve tadı yabancı çeşitlerden iyidir. Bitkisi çok kuvvetli olup ,sarılığa dayanıklıdır. Derin dondurmaya uygundur.Ilıman bölgeler için uygundur. Meyve çürüklüğüne dayanıklıdır.

  • BALCALI-1

Uzun  konik koyu kırmızı renklidir. Meyve eti serttir,meyvenin saptan kopması zordur,sarılığa duyarlı ,meyve çürüklüğüne dayanıklı, aroması iyi sofralık bir çeşittir. Akdeniz iklimi ve kışları soğuk bölgeler için uygundur. Verimli bir çeşittir.

  • BALCALI-2

Köşeli uzun ,parlak kırmızı, meyve eti sert ,aroması iyi sofralık bir çeşittir. Sarılığa duyarlı ,meyve çürüklüğüne dayanıklıdır. Akdeniz iklimi için uygundur. Verimli ve orta erkenci bir çeşittir.

  • BALCALI-3

Uzun konik ,parlak koyu kırmızı, meyve eti sert ,meyvenin saptan kopması zor, aroması iyi sofralık bir çeşittir. Sarılığa duyarlı, meyve çürüklüğüne orta derecede dayanıklıdır. Çok erkenci ve örtü altı sebzeciliği için uygundur.

  • DOUGLAS

Konik,kırmrzı ,meyve eti sert,saptan kopması kolay,aroması iyi,sofralık ve derin dondurmaya uygun bir çeşittir. Sarılığa duyarlıdır. Meyve çürüklüğüne dayanıklıdır. Tüm bölgelerde yetiştirilir,verimlidir.

  • DANA

Uzun konik ,parlak kırmızı, meyve eti orta sertlikte ,saptan kopma kolaylığı orta,,sarılığa dayanıklılığı orta ,aroması orta ,meyve çürüklüğüne dayanıklı sofralık bir çeşittir . yüksek verimli, açıkta yetiştiriciliğe uygun iri meyveli çeşittir.

  • BRİO

Konik kırmızı  ,meyve eti sert, iyi aromalı ,meyvenin saptan kopması zor sofralık bir çeşittir. Sarılığa duyarlı meyve çürüklüğüne dayanıklıdır. Verimli, açıkta yetiştiriciliğe uygundur.

  • 216

Yuvarlak konik ,kırmızı meyve eti sert, saptan kopması orta derecede aroması iyi sofralık bir çeşittir. Sarılığa duyarlı ,meyve çürüklüğüne dayanıklıdır. Çok erkenci, çok iri meyveli ,yüksek verimli, yaprak leke hastalığına duyarlıdır.

  • PAJARO

Konik ,koyu kırmızı, meyve eti çok sert, meyvenin saptan kopması zor , aroması çok iyi ,sofralık bir çeşittir. Sarılığa orta derecede duyarlıdır. Meyve çürüklüğüne dayanıklıdır. Orta mevsimde hasat edilen ,çok verimli, orta-iri meyveli bir çeşittir.

  • CHANDLER

Konik ,kırmızı,meyve eti sert, saptan kopması zor, sarılığa orta derecede duyarlı ,meyve çürüklüğüne dayanıklı ,aroması iyi sofralık bir çeşittir. Orta erkenci ,yüksek verimli, özellikle Akdeniz ve Ege bölgesine uygundur.

  • SELVA

Konik ,kırmızı ,meyve eti sert ,saptan kopma derecesi ortadır. Sarılığa duyarlılığı  orta ,meyve çürüklüğüne dayanıklıdır. Aroması orta sofralık ,yüksek verimli, Akdeniz, Ege ve Karadeniz bölgelerine uygun bir çeşittir.

  • RED CHİEF

Uzun konik ,koyu kırmızı, meyve eti sert ,saptan kopması zor, sarılığa ve meyve çürüklüğüne dayanıklı ,derin dondurma ve sanayiye uygun ,iyi aromalı  bir çeşittir.

  • HONEOYE

Konik koyu kırmızı, meyve eti sert ,saptan kopması zordur.Aroması iyi ,sarılığa ve meyve çürüklüğüne dayanıklıdır. Derin dondurma ve sanayiye uygundur. Soğuk bölgelere uygun bir çeşittir.

  • LESTER

Konik, koyu kırmızı, meyve eti sert ,saptan kopması zor ,sarılığa ve meyve çürüklüğüne dayanıklıdır. Aroması iyi derin dondurma ve sanayiye uygundur.

 

AÇIKTA ÇİLEK YETİŞTİRİCİLİĞİ

 

Çilek -10 oC ‘ye kadar yetiştirilebilir. Daha soğuk bölgelerde bitkilerin saman ,kuru  yaprak gibi materyalle örtülerekdondan korunması gerekir. Çilek yetiştiriciliği için en uygun toprak ; süzek, kumlu-tınlı  ve hafif topraklardır. Kireci fazla topraklar çilek için uygun değildir. Toprak  PH’ sı 7.0 – 7.5  olan topraklarda önemli bir problem yaratmamaktadır.

Çilek , toprak kökenli mantarsal hastalıklara karşı duyarlı olduğu için dikim yapılacağı toprağın bu hastalıklardan ve nematod yönünden temiz olması gerekir. Bunun için bir önceki mevsimde buğday, arpa gibi tahıl ekilmiş araziler tercih edilmelidir. Böyle topraklar bulunmadığı taktirde toprak metilbromit  ,vapam,kloropikrin gibi ilaçlarla fümige edilmelidir.

Toprak derin işlendikten sonra dekara 3-4 ton çiftlik gübresi atılmalıdır. Ayrıca dekara 30-35 kg kompoze gübre verilmelidir.

Büyük arazilerde  karık pulluğu ile,küçük alanlarda ise  elle 60-70 cm genişliğinde ,20-30 cm yüksekliğinde masuralar açılarak toprak dikime hazır hale getirilir. Çilek yetiştiriciliğinde ilkbahar dikimi ,kış dikimi,yaz dikimi,sonbahar dikimi olmak üzere 4 dikim zamanı vardır.

 

İlkbahar Dikimi

 

Kışları soğuk geçen bölgelerde genellikle  Nisan ayında yapılan bir dikimdir. Bu dikimde frigo fideler veya fidelikte Ocak – Şubat  aylarında sökülmeyip bekletilen fideler  kullanılır. Bu fideler Mayıs ve Haziran aylarında az miktarda çiçek açarak meyve verirler. Bunların esas ürünü 1 yıl sonraki Haziran ayındadır. Bu bitkilerin 1 yıl boyunca su ,besin maddesi ihtiyaçları  karşılanmalı ve hastalık ve zarlılardan korunmalıdır.

 

Kış Dikimi

 

Kışları ılık  geçen yerlerde yapılır. Dekara yaklaşık 8000 adet bitki dikilir. Dikimler fidelikten sökülen yavru bitkilerle yapılır. Akdeniz  Bölgesinde kış dikimi için en uygun zaman Ekim 15 – Kasım 15 arasıdır. Ilkbaharda açıkta Mart ortasından itibaren ürün alınmaya başlanır .Ayrıca alçak ve yüksek tüneller altında çilek yetiştiriciliği yapılırsa, ,açıkta yetiştiriciliğe göre yaklaşık 15 -30 günlük erkencilik sağlanır.

Kış dikiminde fidelerin tutma yüzdeleri yüksektir. Bitkilerin sulanması önemli sorun yaratmaz. Kış dikiminin ikinci yılında ,teknik ve kültürel önlemlerin iyi alınması ,hastalık,zararlı ve yabancı otlarla iyi mücadele edilmesi halinde verim yaz dikimi kadar yüksek olabilir. Dikim sıra üzeri ve sıra arası 25 x 30 cm olmak üzere yapılır.

 

Yaz Dikimi

 

Frigo bitkilerde yapılır. Bu dikim sisteminde verim kış dikimine göre 2-3 kat daha fazladır. Ancak ürün kış dikimine göre biraz geç kalmaktadır. Akdeniz Bölgesinde yaz dikimi için en uygun zaman Temmuz 15 – Ağustos 15 arasıdır.-20 OC ‘den çıkartılan frigo fideler  bir gece suda bırakılır. Sonra dikim yapılır. Fideler sıra üzeri ve sıra arası                     30 x 32 cm olarak dikilir. Yazın sulama büyük problem teşkil eder. Dekara yaklaşık 6200 adet bitki dikilmektedir. Bütün yaz ve sonbahar aylarında büyümelerine devam eden bitkiler giderek kuvvetlenmekte ve kışa 5-10 gövdeli olarak girmektedirler. Böyle bitkiler kış soğuklarınakarşı dayanıklı olmaktadırlar. Tesis edilen bölgeye göre bu bitkiler Şubat -Mart aylarında bol çiçek açar ve meyve vermeye başlar .Akdeniz kıyı kesiminde ürün Haziran- Temmuz ayına kadar devam eder . bu dikim sisteminde bir dekarlık alandan ortalama 3-8 ton ürün alınmaktadır.

Akdeniz bölgesinde uzun yıllardan beri yapılan araştırmalar yaz dikim sisteminin bütün öteki sistemlerdenüstün olduğunu göstermiştir.

 

Sonbahar Dikimi

 

Bu  dikim sisteminde fideler ,Eylül-Ekim aylarında fidelikten sökülerek asıl yerlerine dikilmektedir. Meyve erken ,kalite ve verim düşük olmaktadır. Bu dikim sisteminde yetiştiriciliğin ısıtılan sera veya yüksek tünellerde yapılması gerekir.

 

FİDE DİKİMİ

 

Fideler serin ve nemli havalarda dikilmelidir. Fide açılan çukurlara tam kök boğazı seviyesinde dikilir. Dikimden önce kök (8-10 cm kalacak şekilde ) ,taç tuvaleti (2-3 genç yaprak kalacak şekilde)yapılarak bitkilerin tutma oranı arttırılır. Dikimden sonra cansuyu verilir. Yaz dikiminde bitkiler 15 gün ,günde en az 3 defa olmak üzere çok iyi sulanmalıdır.

Yaz dikiminde dikimden 6-8 gün sonra açan çiçekler koparılmalıdır.

 

ÇİLEK BAHÇESİ BAKIMI

 

Çilek yetiştiriciliği sırasında yabancı otların çıkmaması ,erkenci, temiz ve kaliteli ürün elde etmek için masuralar; siyah plastik ,buğday sapı, çam iğneleri gibi örtü materyali ile örtülmelidir (malçlama). Malç olarak en çok kullanılan materyal siyah plastik örtülerdir.

Çilek aşırı suya karşı duyarlı bir bitkidir. Aşırı sulama sonucu sarılık  ve mantari hastalıklar ortaya çıkar. Sulama suyunun tuzluluğu 5.0 milimost ‘ dan fazla olursa kullanılmamalıdır. Sulama yöntemleri yağmurlama , karık sulama ve damlama sulamadır. Damlama sulama kontrollü olduğu için en ideal sulama yöntemidir. Bu yöntemin yapılamamadığı yerlerde yağmurlama sulama yapılmalıdır.

En iyi gübreleme toprak ve yaprak analizine dayalı olarak yapılandır.Çiçekler açar açmaz dekara 20 kg amonyum sülfat verilir. Gübreleme ;çiçekten sonra bir ay aralıklarla dekara 20 kg amonyum sülfat olmak üzere her ay yapılmalıdır. Toplam olarak dekara 100-120 kg amonyum sülfat verilir.

Çilek yetiştiriciliğinde kol temizliği verim yönünden önemlidir. Çıkan kollar vakit geçirilmeden temizlenmelidir. Aksi halde verim düşer.

 

HASTALIK VE ZARARLILARLA MÜCADELE

 

Çilek hastalıkları kökte, meyvede ve yaprakta görülür . Kök hastalıkları topraktan bulaştığı için toprak fümigasyonu veya sterilizasyonu  şarttır.

Meyve çürüklüğüne karşı meyve tutumundan sonra birkaç defa sistemik mantari ilaçlar atılmalıdır. Meyve çürüklüğünün fazla görüldüğü yerlerde alçak ve yüksek tünellerin ,plastik ve cam seraların havalandırılmasına önem verilmelidir. Ayrıca yaz dikimlerinde bitkilerin sıra arası ve sıra üzeri mesafeleri geniş tutulmalıdır.

Çilek zararlıları olan kırmızı örümcek ,yaprak bitleri,dana burnu, kadı lokması ile mücadele yapılmalıdır.

Virüs ve nematod problemlerinden kurtulmanın en iyi yolu ise sağlıklı fide ile bahçe tesis edilmesidir.

 

HASAT VE AMBALAJ

 

Hasat günün erken saatinde yapılmalıdır. Uzak pazara  gönderilecek çileklerde meyveler ¾ oranında kızardığı zaman hasat edilmeledir. Çilek ; meyveden tutmadan,meyve el ayasında kalacak şekilde, sapı tırnakla 1 cm kalacak şekilde kesilerek derilmeli ,1/2 ve  ¼  kg’ lık plastik kaplar ile pazara gönderilmelidir

11 views

korunga yetiştiriciliği

14 Ağustos 2012 Yazan  
Kategori Genel, korunga yetiştiriciliği

KORUNGA

(Onobrychis sativa)

 

ALEM : Plantae

BÖLÜM : Magnoliophyta

SINIF : Magnoliopsida

TAKIM : Fabales

FAMİLYA : Fabaceae

ALT FAMİLYA : Faboideae

OYMAK : Hedysareae

CİNS : Onobrychis

TÜR : O.sativa

BİNOMİAL ADI : Onobrychis sativa

 

Korunga, baklagillerden ve çok yıllık bir yem bitkisidir. Bitkinin kalınlaşmış bir ana kökü ve çok sayıda yan kökü bulunur. Bitki taç kısmından çok sayıda sap verir. Saplar 100-120 cm boylarındadır. Sap kesiti yuvarlaktır.

 

 

Taban kısmında içi boştur. Yukarı kısımlarda ise içi dolu olup üzeri tüylüdür. Yapraklar karşılıklı bileşiktir. Bir yaprak ekseninde karşılıklı olarak 7-15 çift yaprakçık vardır. Uzun yumurta şeklinde olan yaprakçılar, ince tüylerle kaplıdır. Yaprak ekseni daima yaprakçıkta biter. Çiçekleri yaprak koltuklarından çıkan sap üzerindedir. Pembe renkli ve salkım şeklindedir. Her salkımda 5-80 çiçek bulunur. Meyveler 5-8 mm boyunda, yarım daire şeklindedir. Tek tohumlu yassı bir bakladır. Meyve kabuğunun üzeri damarlı ve dişlidir, Tohumlar, böbrek şeklinde kirli sarı veya kahve renklidir. Bin dane ağırlığı 13-17 gr. arasında değişir. Olgunlaşma sonunda meyve kabuğu açılmaz, meyve halinde ekilir. Korunga her iklimde yetişebilir. Fide dönemi dışında kuraklığa özellikle soğuğa dayanıklıdır. Korunga, geçirgen, kireçli, tınlı-kumlu toprakları sever. Yonca tarımına uygun olmayan kıraç, zayıf ve çakıllı topraklarda da korunga yetişir. Her türlü iklim ve toprak şartlarında ekim nöbetine sokularak zayıf ve kıraç alanları ıslah eder. Ekildiği sırada tohumlarına bakteri kültürü bulaştırılırsa, nodozite bakterileri sayesinde toprağa azot kazandırılır. Kurak bölgelerde ekim nöbetine dahil edilerek nadas bölgelerinin daraltılmasına yardımcı olur. Aynı zamanda kıraç ve erozyona açık yerlerde suni meraların kurulmasında karışıma giren önemli bir bitkidir.

Aynı zamanda korunga iyi bir arı merasıdır. Korunga tarımı yapılan yerlerde yerel arıcılık artırılabilir.Korunga, hayvanlara yeşil veya kuru olarak yedirilebilir. Yeşil yedirildiğinde şişkinlik yapmayan ve protein içeren değerli bir kaba yemdir. Biçimden sonra gelişmesi yavaştır. Kuru şartlar altında yıllık yağışı 300-400 mm olan yerlerde yılda bir biçim yapılır. İyi tesis edilmiş korungalıklarda gübreleme ve bakım yapılırsa kuru ot verimi 200-600 kg/da’dır. Tesis yılı dahil ekonomik olarak 3-5 yıl kuru ot üretimi yapılır.

 

 

 

Korunga Varyeteleri:

Onobrychis sativa’nın Avrupa da yetiştiriciliği yapılan çok sayıda varyetesi vardır.Bu varyetelerin farklılığı bir mevismdeki biçim sayısına göre yapılır.

1. O. sativa var. communis (Adi Korunga):

Yabancı ot problemi olmazsa 7 yıl veya daha uzun ömürlü bir bitkidir.Ancak yılda tek biçim verir,Gövdesi incedir ve yılda bir defa çiçek açar.Uzun ömürlü olmasının yanında kurak şartlarda ve fakir topraklarda tatminkar verim vermesi kültürünün fazla yapılmasına neden olmuştur.

2. O. sativa var. bifera (Dev Korunga):

Bir veya iki yıllık ömrü olan bir varyetedir.Adi korungaya nazaran çok daha fazla iri gövde meydana getirir.Bir mevsimde iki defa çiçek açtığı için iki defa biçilir.

3. O. sativa var. maxima (Üç Biçim Veren Korunga):

Bu bitki bir mevsimde 3 kez biçilmektedir.Ancak bu özelliği sabit olmayıp,ortam şartlarına göre 2 biçimde alınabilir. Bu nedenle dev korunga ile karıştırılır.

4. O. sativa var. persica (Çok Biçim Veren Korunga):

Bu varyetenin güney-batı Asya’da,Kafkaslar da,kuzey-doğu Türkiye de ve kuzey-batı İran da yetişen bir ekotip olduğu bildirilmiştir.Bu ekotipten Çekoslavakya’da çok biçim veren bir tip elde edilmiştir.Boyu 1 metre civarında,gövde içi boş olduğu için kaliteli ot veren,kurağa ve soğuğa dayanıklı bir bitkidir.Bir mevsimde3-4 kez biçilebilir.
KORUNGANIN YETİŞTİRİLMESİ
A)İKLİM İSTEKLERİ

Korunga her iklimde yetişebilen kurağa ve özellikle soğuğa çok dayanıklı bir baklagil yem bitkisidir. İlk yıl fide döneminde soğuğa karşı hassastır. İkinci yıldan sonra soğuktan zarar görmez. Donlara karşı dayanıklılığı yaşlandıkça artmaktadır. Kurak bir ortam istemesine karşın sıcaklık istekleri yoncadan daha azdır.

Doğu ve Güney Doğu ile İç Anadolunun soğuk ve kurak koşullarındaki ekim sistemine çok iyi uyan bir bitki olup böyle çevre koşullarında korunganın yerine yetişebilecek başka baklagil yem bitkisi yoktur. (Elçi, ekiz ve sancak 1996) Korunga ılıman iklim bölgelerinde de iyi gelişebilmektedir. Yıllık yağışı 300 mm olan bölgelerde başarıyla yetiştirilip biçip alınabilmektedir. Çiçeklenme döneminde iken bol ve sürekli yağmurlar ve uzun zaman devam eden bulutlu devreler nedeni ile bitkide tohum oluşmayabilir.
B)TOPRAK İSTEKLERİ

Korunga toprak istekleri bakımından kanaatkârdır. Toprak seçiciliği olmamakla beraber derin yapılı, geçirgen, gevşek, kuru ve kireçli, tınlı – kumlu toprakları sever. Yonca tarımına uygun olmayan zayıf ve çakıllı topraklarda korunga yetiştirilebilir. Hatta alt katlarında köklerin işlemesine imkan verecek çatlakların bulunması koşuluyla, taşlı kayalık arazide de tarımı yapılabilmektedir. Bu gibi kayalık yerlerin değerlendirilmesinde, kumlu arazide,kurak ve kireçli yerlerde korunga tarımı büyük önem taşımaktadır. Korunganın tuza dayanıklılığı zayıftır. Taban suyu yüksek, ağır, killi ve ıslak, kireçsiz, asiditesi yüksek topraklar korunga tarımına pek elverişli değildir. .

 

C)TOPRAK HAZIRLIĞI

Korunga iyi hazırlanmış, keseksiz ve bastırılmış bir tohum yatağı istemektedir. Korunganın ilk yılkı gelişmesi ve rekabet gücünün çok zayıf olması ve tesis edilecek korungadan 3 – 4 yıl süreyle yararlanılacak olması nedeniyle tohum yatağının mutlaka yabancı bitkilerden temizlenmiş olması gerekir. Korunga hasadında kullanılan biçme ve balyalama makinaları zemine çok yakın mesafede çalıştırılmaktadır. Bu nedenle hasat kayıplarına ve alet hasarlanmalarına engel olmak için korunga tesis edilecek tarlanın düzgün ve tesviyeli olmasına dikkat edilmesi varsa taşların toplanıp tarladan uzaklaştırılması gereklidir. İşletmelerimizde korunga kıraç alanlarda ekilmekte, buğday ve arpa ile münavebeye sokulmaktadır. Tarladaki ön bitki hasat edildikten ve bitki artıkları kaldırıldıktan sonra tercihen güz aylarında yada ekim öncesi ilk baharda toprak tava gelince sürülür. Ekim öncesinde uygun ikileme aletleri kullanarak tohum yatağı hazırlanır, gerekirse tapan çekilerek zemin düzeltilmelidir.

 

Tohum yatağı hazırlanırken aşırı toprak işlemeden kaçınılmalıdır. Aksi takdirde her toprak işlemede toprak tavı kaçmakta çimlenme ve çıkış risk altına girmektedir. Fidelerin bir çoğu kurak yaz aylarına dayanamayıp ölmekte geri kalanlar sert kış şartlarına zayıf girmekte ve soğuktan zarar görmektedirler. Bu durum tesisin ömrünü ve verimini düşürmektedir.
C)EKİM

Korunganın her türlü iklim şartlarında en iyi ekim zamanı erken ilkbahardır. Ancak ılıman iklim bölgelerinde sonbaharda da ekilebilmektedir. Kıraç şartlarda tarımı yapıldığından, kuruya ekimden kaçınılmalı ekimde gecikilmemelidir. İlkbaharda uygun toprak tavı ve sıcaklığı yakalandığı anda korunga ekimi yapılarak, çimlenme ve çıkış sağlanmalı sonradan gelecek yağışlardan bitkinin faydalanıp kurak yaz aylarına kuvvetli girmesi temin edilmelidir.
İşletmelerimizde korunga ekimi Accord tipi pinomatik mibzerlerle yapılmaktadır. Ekimde sıra arası mesafe 12.5 cm olarak tutulmakta, 2 – 5 cm derinliğe ekim yapılmaktadır. Ekimde 6 – 10 kg/da arasında değişmekle birlikte, ortalama 8 kg /da baklalı tohum kullanır. Ekimle birlikte toprağa 14 – 1 5 kg/da DAP gübresi verilir.

Ekimden önce korunga tohumlarının, havanın serbest azotunu korunga köklerinde nodoziteler oluşturarak toprağa bağlayan (rhizobium) bakteri kültürü ile aşılanması gereklidir. Aşılama işlemi direkt güneş ışığı olmayan yerlerde % 10 luk şekerli suyla hafifçe nemlendirildikten sonra yapılmalı, aşılanan tohum gölge bir yerde kurutulduktan sonra en geç 24 saat içinde ekilmelidir.

Ekimden sonra tohum yatağını sıkıştırmak ve taban tavını yukarı çıkarıp daha iyi bir çimlenme ve çıkış sağlamak ve kısmen de zemini düzeltmek için merdane veya silindir çekilmelidir. Korunga tohumları toprak sıcaklığı ve tavı uygun olduğunda 4 – 10 gün içinde çimlenerek fideler toprak üstüne çıkmaya başlar.

D)GÜBRELEME

Korungaya ekimle beraber 12 kg. DAP verilmesi verimi oldukça arttırır.2. yıldan sonra toprağa azot bağladığından dolayı gübre verilmez. Fakat topraktaki duruma göre her yıl sonbaharda dekara ortalama 10-15 kg. fosforlu gübre verilmelidir. Ancak toprak hazırlığında iyi yanmış çiftlik gübresi verilmesi uygundur.

E)BAKIM

İlk yıl fide gelişimi yavaştır. İlk gelişme döneminde hassas olması nedeniyle iyi bir gelişme sağlasa bile ilk yıl korunga tesisine kesinlikle hayvan sokmamalı ve çok iyi korunmalıdır. İkinci – üçüncü yıllarda ilkbaharda ota biçilecek korungalıklarda 3 – 5 kg/da saf N üzerinden üst gübreleme yapılması verimi artırmaktadır. İlk yıl aşırı otlanma olan yerlerde yabancı otların tohum bağlamalarına engel olabilmek için aktif çayır biçme makinaları kullanılarak korunga fidelerine zarar vermeyecek şekilde temizlik biçimi yapılabilir.

 

Korunga Hastalıkları : Bazı bölgelerde kök çürüklüğü, solgunluk ve fungusların yol açtığı gövde zararlanmaları görülmektedir Korunga hastalıklarına karşı alınacak kültürel tedbirler olarak, hasat edilen sahalarda balyalama işlemi yapıldıktan sonra balyaların çabuk kaldırılmasıdır. Aksi takdirde balya altındaki korungalarda havasızlığa bağlı olarak küflenme, çürüme ve ölmeler olmaktadır

Korunga Zararlıları :
Korunga kök boğaz kurtları (bombecia copiqera, sphenoptera carceli ve plaginotus floralis): Bu böcekler bitkinin ikinci ve üçünü yılında kökün orta kısmında açtığı tünellerden bitkinin kökünü içten yiyerek gelişmesini durdurmakta ve bitkinin ölmesine sebebiyet vermektedir. Zararı bu böceklerin larvaları yapmakta bir kökün içinde 3 – 4 larva bulunabilmektedir.

Korunga çiçek tomurcuğu zararlısı (Meligethes, acicularis, Bristan) Böcek korunganın çiçek tomurcuklarına üst kısmından girerek içerisindeki erkek ve dişi üreme organlarını yemek suretiyle zarar yapmakta, zarar gören tomurcuklar çiçek açmayıp bir süre sonra kuruyarak dökülmektedir.

 

 

11.KORUNGANIN KULLANILMASI

 

11.1. KURU OT ÜRETİMİ

 

Korunga daha çok kıraç şartlarda ot üretimi için yalnız yetiştirilmektedir.Ancak sulu şartlarda ve buğdaygil yem bitkileri ile karışık olarak ta ot için yetiştirilmektedir.Korunganın ot verimi toprak ve iklim şartlarına,bitkinin yaşına ve yetiştirme tekniğine bağlı olarak değişir.

Kıraç şartlarda ekildiğinde ilk yıl yeterli ot verimi alınamaz.Ancak bir sonraki yılın ilk baharında hızlı bir şekilde büyümeye başlar.

 

 

11.4. MÜNAVEBE BİTKİSİ OLARAK KULLANILMASI

 

Kıraç alanlarda yetişebilmesi,kökleri ile toprağın fiziksel özelliklerini düzeltmesi köklerinin katyon değiştirme kapasitelerinin yüksek olması,toprağa azot tespit etmesi nedeni ile korunga iyi bir ön bitkidir.Özellikle devamlı buğday ekilen ve iyice fakirleşen kıraç alanlarımız için çok uygun bir bitkidir.Bu amaç için kullanılırken erezyonu ve nadas alanlarını da azaltmaktadır.

11.5. BAL ÖZÜ BİTKİSİ OLARAK KULLANILMASI

 

Korunga çok iyi bir bal özü bitkisidir.Bunun sebeplerini şu şekilde sıralayabiliriz:

1-)Bol miktarda nektar hasıl etmesi,

2-)Korunganın bal özünün sakkaroz,glikoz ve fruktoz bakımından zengin olması,

3-)Çiçeklerinin göz alıcı renklerde ve büyük olması,

4-)Çiçek salkımlarının bitkinin üst kısımlarında bulunması nedeni ile arıların kolay ulaşabilmesi,

5-)Korunga çiçeklerinde fırlama(tripping)olayının olmamasıdır.

Fransa’nın Bretagne,Rusya’nın Volga bölgesinde ve ülkemizde Kars ilimizde üretilen balın Dünyaca meşhur olması bu bölgelerde korunganın bol olmasından ileri gelmektedir

 

30 views

fiğ yetiştiriciliği

14 Ağustos 2012 Yazan  
Kategori fiğ yetiştiriciliği

Bilimsel sınıflandırma
Alem:     Plantae
Bölüm:     Magnoliophyta
Sınıf:     Magnoliopsida
Takım:     Fabales
Familya:Fabaceae
Cins:     Vicia
Tür:     V. sativa

    Fiğ türleri içerisinde tarımı en yaygın yapılan adi fiğdir.Yurdumuzun her bölgesinde yetiştirilmekte ve ekim alanı gittikçe genişlemektedir.Adi fiğden genellikle münavebe bitkisi, yeşil ot,kuru,silo yemi ve yeşil gübre olarak yararlanılmaktadır.Yeşil ve kuru otu hayvanlar için çok lezzetli ve besleyicidir.Yeşil otunda % 3-4,danesinde %20‘nin üzerinde ham protein bulunur.Tek yıllık bir Baklagil yem bitkisi olan adi fiğ,ekim nöbeti içinde en uygun bitkilerden birisidir.Toprağa bol miktarda organik madde bırakır.

 

İklim ve Toprak İstekleri:

 

Adi fiğin soğuğa dayanıklılığı azdır.Soğu iklim bölgelerinde yazlık,ılıman iklim bölgelerinde ise kışlık olarak yetiştirilmektedir.Kışa dayanma gücü -8 C olup daha düşük derecelerde donmaktadır.Adi  fiğler; nemli ılıman iklimlerde iyi gelişme gösterirler.Sıcak ve kuraklık arttıkça gelişme çok yavaşlar.

Su tutma kapasitesi  iyi olan  orta  ve  ağır topraklar adi  fiğ tarımına elverişlidir.Toprak PH’nın nötr veya hafif alkali olması en uygunudur. Adi fiğ tarımına en elverişli topraklar; iyi direneli, tınlı topraklardır. Zayıf, kumlu ve kırtaban topraklarda adi fiğ verimi düşmektedir.

       Ekimi:

Tohumları büyük olduğu, için tohumları küçük olan yonca ve üçgül gibi yem bitkilerine oranla çok duyarlı bir tohum yatağı isteği yoktur. Sonbahar ekimi için tahılların hasadından sonra toprağın yüzlek olarak işlenmesi ve sonbaharda daha derin bir sürüm yapılması yeterlidir.İlkbahar ekimi için ise; tarlanın sonbaharda işlenmesi,ilkbaharda su kaybını önlemek için tırmık geçirilmesi yeterli bulunmaktadır. Ekim makina ile sıraya veya serpme ve elle yapılır. Serpme ekim için değişik makinalar kullanılabilir. Dekara atılacak tohum miktarı ve sıra aralıkları ot ve tohum için yetiştirme amacına göre değişir.Ot elde etmek için sulu şartlarda 15-20 cm,kıraç şartlarda 30-40 cm sıra arasıyla ekim yapılabilir.

Tohum için yetiştirilecekse sulu şartlarda 30-35 cm,kıraçda 50-60 cm arayla ekilebilir

Tohumluk miktarı: Adi fiğ ot üretiminde, kışlık yalın ekimlerde artan tohumluk miktarları verimi artırır. Sıraya veya serpme ekimde olanaklar nisbetinde yüksek tohumluk miktarları kullanılmalıdır. Sıraya ekimde  8-10 kg/da, serpme ekimde 12-15 kg/da tohumluk miktarı yüksek verimin yanı sıra ekonomik de olmaktadır

Ekim derinliği 4-5 cm. olmalıdır. Adi fiğ derin ekime fazla duyarlı olmadığından hafif topraklarda 6-7 cm derinliğe kadar ekilebilir. Sıra aralarının 20 cm olması uygundur.  

 

Bakım ve Sulama:

Sık ekilen adi fiğ tarlasında çok fazla yabancı ot bulunmaz.Çapalamanın güç olması nedeniyle çıkan yabancı otlarla mücadele oldukça zordur. Adi fiğ yetiştiriciliğinde en önemli bakım işlemi tohum üretilen bitkilerde Bruchus sp.(Baklagil tohum böceği) ile savaştır.Çiçeklenme devresinde toz veya sıvı ilaçlarla mücadele yapılması gerekir.

Sulama İmkanı olan  yerlerde çiçeklenme zamanına kadar bir veya iki defa sulanabilir

Gübreleme:

Adi fiğ ot üretiminde kendinden önce pamuk gibi bir endüstri bitkisi geldiği zaman genellikle gübre uygulaması yapılmaz. Böylelikle toprakta bir önceki üründen kalan fosfor ve diğer besin elementlerinin kullanılması sağlanır. Toprak analizlerinin yapılamadığı veya ön bitkide az gübre kullanıldığı durumlarda 6-7 kg/da etkili madde fosfor (P2O5) ile, çıkıştan sonra bitkilerin daha iyi ve hızlı gelişmesini sağlamak amacı ile de dekara 2-3 kg/da etkili madde amonyum sülfatın diskaro altına  verilmesi yerinde olur. Atılacak gübrelerin miktarı etkili madde yüzdelerinden hesaplanır. 

 

 

 

Biçim zamanı; Yeşil ot üretiminde fiğ, % 25 çiçeklenme döneminden alt kısımlarda baklalar oluşuncaya kadar geçen  süre içinde biçilmelidir. Yeşil ot üretiminde; genellikle % 25 çiçeklenme döneminde biçilir; kuru ot veya silaj elde edilmesi söz konusu olduğunda ise biçim için ilk baklaların tam dane doldurma dönemine kadar beklenebilir. İyi bakım koşullarında 3-3,5 ton/da yeşil ot ya da 500-700 kg/da kuru ot elde edilir.  

Karışık ekim:

Fiğ; ot veya silaj üretimi amacı ile yulaf, arpa ve tritikale gibi hububatlar ile karışım halinde yetiştirebilmektedir. Karışımda fiğ+hububat tohumluklarının hangi oranda kullanılması hususuna dikkat edilmesi gerekmektedir. Yapılan  çalışmalarda karışıma genelde % 25-40 arasında değişen oranlarda buğdaygil konulabileceği saptanmıştır.Adi fiğ+tahıl karışımlarında dekara kullanılacak tohumluk miktarları yaklaşık olarak 8-11 kg adi fiğ + 3-5 kg arpa veya  yulaf olabilir.

Yeşil gübre olarak ekilen fiğ, dekara ortalama 400 kg organik madde, 10 kg saf azot sağlamaktadır. Bu amaçla fiğ tohumluğunun 10-12 kg/da kullanılması gerekir.

6 views

yonca yetiştiriciliği

14 Ağustos 2012 Yazan  
Kategori tarla bitkileri, yonca yetiştiriciliği

Çok yıllık bir yem bitkisi olan yonca, iyi besleme özelliği ve yüksek veriminden dolayı yem bitkilerinin kraliçesi olarak adlandırılır. Yonca otu diğer yem bitkilerine oranla protein, vitamin ve mineral maddece zengindir. Değerli bir yem bitkisi olan yoncadan ot, silo yemi, palet yem, yonca unu, yer örtüsü (erozyona karşı) ve yeşil gübre olarak yararlanılır.
TOPRAK HAZIRLIĞI:
Yoncalık kurulacak alan drenajlı ve tesviyeli olmalıdır. Çünkü yüksek taban suyu ve durgun su yoncada verim düşüklüğüne ve giderek de seyrekleşmeye neden olmaktadır.
Yonca toprağının ekime hazırlanmasında ilk olarak arazide yabancı ot mücadelesi yapılmalıdır. Çünkü yonca fideleri yavaş geliştiği için diğer yabancı ot fideleri yoncayı bastırır.
Yonca bitkisi tohumlarının küçük ve embriyosunun nazik olması nedeniyle çok özenle hazırlanmış bir tohum yatağı istemektedir. Bunun için tarla birkaç kez sürülüp diskaro çekilmeli ve ince tırmık ile toprağın iyice ufalanması sağlanmalıdır. Bu uygulamalardan sonra toprağın yüzeyi merdane çekilerek bastırılmalıdır.
EKİM ZAMANI VE ŞEKLİ:
Yonca genel olarak Akdeniz ikliminin egemen olduğu yörelerde sonbaharda, diğer serin iklim yörelerinde ise ilkbaharda ekilmelidir. Ekim zamanının belirlenmesinde toprak sıcaklığı ve nemi etkilidir. Marmara, Ege, Akdeniz Bölgeleri Sahil Kuşağı ve Güneydoğu Anadolu”nun bazı yerlerinde Ekim-Kasım aylarında, diğer bölgelerde ise Nisan-Mayıs aylarında ekim yapılmalıdır.
Ekim serpme ve sıraya yapılmalıdır. İlk ekim yılında 300 bitki/m2 diğer yararlanma yıllarında 150-200 bitki/m2 en idealdir. Bunun için safiyeti tam tohumluktan serpme ekimlerde 3-5 kg/da, sıraya ekimlerde 1.5-3 kg/da kullanılması yeterli olmaktadır. Kullanılacak tohumun safiyeti yüksek olmalı ve hiçbir yabancı bitki tohumu (özellikle küsküt) bulunmamalıdır. Bunu sağlamanın en kolay yolu sertifikalı tohumluk kullanımıdır.
GÜBRELEME:
Yoncada ekim dönemi ve ekimden sonraki dönemler olmak üzere 2 tip gübreleme yapılır.
Ekim döneminden önce, toprak işlemesi sırasında 12-16 kg/da saf fosfor (P2O5) verilmesi, ekim sırasında 2-3 kg/da saf azot ve 12-20 kg/da saf potasyum verilmesi uygundur. Ekim sonrası dönemde, ilke olarak azot gübrelenmesine gerek yoktur. Ancak yoncalığın son yararlanma yılında 5-6 kg/da saf azot gübresi verilmesi yararlı olacaktır. Yonca fazlaca miktarda fosfora ihtiyaç duymaktadır. Fosfor yoncada kaliteli ürün alımını sağlamaktadır. Her yararlanma yılı için genel olarak 6-8 kg/da fosfor sonbahar döneminde verilmelidir.
SULAMA:
Yonca kurak ve yarı kurak iklim bitkisidir. Bu nedenle doğal yetişme ortamında kuraklığa dayanıklıdır. Ancak gelişme mevsiminin uzunluğu, hızlı büyümesi ve yıl içinde birden fazla hasat edilmesi nedeniyle diğer kültür bitkilerine oranla suya ihtiyacı daha yüksektir. Yoncanın su ihtiyacı bulunduğu fizyolojik devreye, iklime, toprak yapısına, taban suyu düzeyine ve arazinin eğimine göre değişir. Genel olarak biçimden 7-10 gün önce ve biçimden hemen sonra olmak üzere her biçimde 2 sulama yapılmalıdır.
HASAT:
Yoncadan esas olarak ot üretimi amacıyla yararlanılır. Yonca kuru otunda % 17-18 ham protein bulunur. Yararlanma sırasında, en yüksek oranda ot verimi, otun kalite ve yem değerinin üstün olması, uzun yıllar aynı verimin alınabilmesi istenir. Bu isteklerin gerçekleşmesinde, en uygun biçim zamanı ve biçim yüksekliği önem kazanır.
Yapılan çalışmalarda, ot verimi açısından en uygun biçim zamanının köklerde en çok besin maddesi biriktiği zamanın, yani çiçeklenme zamanının olduğunu göstermektedir. Ancak verimin yanında kalitede düşünüldüğünde, protein verimi açısından en uygun dönem 1-10 çiçeklenme dönemidir. Normal şartlarda 1 dekar yoncadan 1 ton yaş veya 250 kg kuru ot alınabilir.
Yonca hasadında biçim zamanının yanında biçim yüksekliği de önemlidir. Alçaktan yapılan biçimlerde yeni sürgünler zarar görmekte, yüksek biçimde ise ürün gereksiz yere tarlada bırakılmış olmaktadır. Biçim yüksekliği 5-10 cm olmalıdır. Fakat kıştan önce yapılan son biçimlerde 15 cm kadar olması gerekmektedir. Böylece bitkinin kışı daha güvenle geçirmesine ve ilkbaharda rahat bir gelişme göstermesine olanak tanınmaktadır

Kaynak : http://www.konyatarim.gov.tr/tarlaad.asp?id=49

6 views

ayçiçeği yetiştiriciliği

14 Ağustos 2012 Yazan  
Kategori ayçiçeği yetiştiriciliği

Ayçiçeği ülkemizde ve dünyada yağlık ve çerezlik olarak iki tip olarak yetiştirilir. Ancak bahçelerde süs bitkisi ve kesme çiçek olarak değerlendirilen tipleri de mevcuttur. Çerezlik olarak insanların tüketimi ve kuş yemi olarak değerlendirilir. Yağlık olmayan tipler ise çerezlik olarak adlandırılır ve tohumları çizgili ve iri, yağlık tiplere göre kalın kabuklu olup, kabuğu çabuk ayrılmaya müsaittir. Bu tiplerden iri olmayanlar ise, kuşyemi olarak değerlendirilmektedir. Bunun yanında yağlık tiplerden daha düşük yağ oranına ve test ağırlığına sahiptir. Yağlık ayçiçeği tipleri ise, genelde siyah renkli, ince kabuklu ve linoleik ve oleik yağ asitleri içeren tiplerdir. Yağlık ayçiçeği taneleri % 38-50 arasında yağ ve % 20 oranında protein içerir.

Ayçiçeği dünyada ve ülkemizde en önemli yağ bitkilerinden biri olup, ülkemizde çoğunlukla yağlık olarak yetiştirilir. Dünya ayçiçeği üretimi son yıllarda 23 milyon ton civarında olup, Türkiye üretimde ve ekim alanlarında ilk on ülke arasında yer almaktadır. Ülkemizde yağlık ayçiçeği üretimi, genelde Trakya-Marmara Bölgesinde yoğunlaşmış iken, çerezlik üretimi ise, çoğunlukla İç ve Doğu Anadolu Bölgesinde, az miktarda diğer bölgelerde de ekimi yapılmaktadır.

Ülkemiz yağlık ayçiçeği ekim alanları son yıllarda iklim koşullarına ve uygulanan fiyat politikalarına bağlı olarak 500-600 bin ha, üretimi de 600-850 bin ton civarında değişmektedir. Ayçiçeği ekim alanları, mekanizasyona en uygun bitki olması ve fazla işgücü gerektirmemesi nedeniyle, değişik yörelerde yıldan yıla artmaktadır.
Ayçiçeğinin gen merkezi Kuzey Amerika olup, halen ABD’nin orta kesimlerinde yabani olarak bulunmaktadır. Ayçiçeği ekonomik bir bitki olarak uzun ve değişik bir tarihçeye sahip olmakla birlikte, kesin olarak ilk tarımının yapıldığı yer ve zamanı bilinmemektedir. Yeni dünyada ilk göçlerden önce, Kuzey Amerika Kızılderilileri tarafından boya hammaddesi olarak kullanılmıştır. İspanyol gezginleri tarafından 1850′lerde Kuzey Amerika’dan toplanan ayçiçeği tohumları, ilk önce İspanya’da bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilmiştir. Ayçiçeğinin bir yağ bitkisi olarak ilk olarak Rusya’da üretilmiş ve ardından tüm Avrupa’ya yayılmıştır. II. Dünya savaşından sonra 1945-50li yıllarda, ayçiçeği ülkemize Bulgaristan’dan ülkemize göç eden vatandaşlarımızın getirdiği tohumlar sayesinde girmiş ve tarımı yapılmaya başlanmıştır. Ancak esas üretim ve ekim alanı artışı, 1980li yılardan sonra hibritlerin ülkemize girmesiyle olmuştur.
Dünyada ayçiçeği ıslahçılarının geliştirdiği yüksek yağ içerikli ve tane verimli ayçiçeği çeşitleri, ayçiçeğinde üretim artışına yol açmış ve son 20 yılda geliştirilen hibrit ayçiçeği çeşitleri de, üretimin istenilen düzeye gelmesine neden olmuştur.

İKLİM VE TOPRAK İSTEKLERİ

Ayçiçeği, yetişme periyodu boyunca (100 – 150 gün) 2600 – 2850 °C civarında toplam sıcaklık ister. Derin ve kazık kök sistemine sahip olması nedeniyle, kuraklık, tuzluluk ve yaşlılık gibi problemleri olan topraklardaki üretim performansı diğer bitkilerden daha iyidir. Her türlü toprakta yetişmesine rağmen, iyi drenajlı, nötr PH (6,5 – 7,5)’a sahip ve su tutma kapasitesi yüksek toprakları daha fazla sever. Taban suyu yüksek, asitli topraklardan hoşlanmakta olup, tuzluluğa dayanması ortadır.
Ayçiçeğinin çimlenmesi için en az toprak sıcaklığı 8-10 °C olmalıdır. Bu nedenle ülkemizde genelde Mart sonu – Mayıs ortası arasında ekimi yapılmaktadır. Ancak Ege, Çukurova ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde Haziran ayında ikinci ürün ekimleri de mevcuttur. Ayçiçeği soğuğa dayanıklı olup, genelde ilk donlardan 4-6 yapraklı devreye kadar zarar görmez. Ancak ısının -4 °C nin altına düşmesiyle oluşan dondan oldukça fazla etkilenir. Bu nedenle ayçiçeğinin erken ekilmesinde çok fazla bir problem olmayıp, erken ekimlerde tane doldurma periyodu daha serin devreye gelmesi nedeniyle, verim önemli ölçüde artmaktadır.

EKİM VE TOHUMLUK

İyi bir tohum yatağı hazırladıktan sonra, ayçiçeğinde pnömatik mibzerlerle (hava akışlı taneyi tek tek bırakan) ekim yapılır. Yapılan araştırmalar sonucunda; sonbaharda soklu pulluk ile sürüm, ilkbaharda kazayağı ve ardından tırmık ile yapılan tohum yatağı hazırlığı en ekonomik toprak işleme yöntemi olarak belirlenmiştir. Yabancı ot ilaçlaması için genelde trifluarin terkipli ilaçlar ile ekim öncesi uygulaması yaygın olup, ancak çıkış öncesi ve sonrası yabancı ot ilaçları da piyasada mevcuttur. Ekim öncesi uygulamadan sonra mutlaka tırmık veya benzeri bir ikinci sınıf toprak işleme aletiyle toprak karıştırılmalı ve ilacın toprağa tam olarak yayılması için, ekim 2 gün sonra yapılmalıdır. Ayrıca yabancı ot mücadelesi için bitkiler 25 – 30 cm. olduğu zaman çapa makinesi ile ara çapası yapılmalı ve sıra üzerindeki yabancı otlar ise, el çapası ile yok edilmelidir. Pıtrak, sarmaşık, hardal, köy göçüren, kaz otu, tarla ayrığı, sirken, papatya, darıcan ayçiçeğinde problem olan önemli yabancı otlardır.
Çiftçiler hibrit seçiminde bir çok kriter göz önüne almalıdır. İlk olarak tohumluğun fiyatı ve verim potansiyeli dikkate alınmalıdır. Çeşit seçiminde bölgedeki araştırma enstitülerinin deneme, ilçe ve il tarım müdürlüklerinin yaptığı demonstrasyon sonuçları ve özel şirketlerin yaptığı verim denemesi sonuçları iyi bir fikir verebilir. Ayrıca çeşidin bölgede problem olan hastalıklara olan dayanıklılığı da, seçimde önemli bir faktördür. Genelde çiftçiler tarlaların hasadından sonra, hemen buğday ekimi için toprak hazırlıklarına başladıkları için, geççi ve çok geççi çeşitleri tercih etmemektedirler. Bu nedenle çeşitlerin erkenciliği de önemlidir.
Yöreye uygun verimli hibrit tohumluğun seçimi ve tavsiye edilen yöntemlerin kullanılması karlı bir ayçiçeği üretimi için son derece önemlidir. Ekilecek çeşitlerin yüksek kalitede ve yüksek bir çimlenme yüzdesine sahip olması, saf ve hastalıklardan ve yabancı ot tohumlarından ari olması, üretim risklerini azaltır. Hibrit tohumluk, açık döllenen çeşitlere göre, gerek uniform bitkiler elde edilmesi, gerekse verim açısından belirgin bir üstünlük sağlar. Ayçiçeğinde hibrit tohumluklar yüksek verim potansiyeline sahip, aynı günlerde çiçeklenip, olgunlaşır ve aynı kalitede ürün veririler. Özellikle iklim koşullarının ayçiçeği için uygun olduğu yıllarda bu fark belirgin olarak ortaya çıkar.
Piyasada değişik firmalara ait bir çok yağlık hibrit ayçiçeği çeşidi bulunmakta olup, seçilecek çeşitte, tablanın biraz eğik olması, yani yere doğru bakması, kuş zararını ve güneşten kaynaklanan tabla yanıklığını azaltır. Bu nedenle, bu tip hibrit çeşitler kuş zararının yoğun olarak hissedildiği yerlerde tercih edilmelidir. Tohum iriliği ve test ağırlığı da verim açısından bir diğer önemli faktördür. Bunun yanında hibrit çeşidin kendine döllenmesinin iyi olması, arı ve böceklerin eksik olduğu ortamlarda verimin yüksek olması için mutlaka gereklidir. Ayrıca tohumu satan şirketlerin teknik destek hizmetlerinin yaygın olması, ekim sonrasında ve yetişme periyodu sırasında ortaya çıkabilecek problemlerin çözümünde kolaylık sağlayacaktır. Bir diğer faktör de, çeşidin sap sağlamlığı ve iyi bir kök sistemine sahip olmasıdır. Çünkü sağlam bir sap, rüzgarlardan aşırı düzeyde etkilenmez. Özellikle yağışlardan sonra esen aşırı rüzgarlar, bitkilerde yatmalara neden olmaktadır.
Yurt dışında torbadaki tane sayısı ile satılan hibrit tohumluklar, ülkemizde büyükten küçüğe doğru 1 den 5 kadar (1 en iri, 5 en ince) numaralanmış tohum iriliklerinde satılır. Özellikle uygun olmayan iklim ve toprak koşullarında, çimlenme gücünün biraz daha fazla olmasından başka bir avantaja olmayan iri tohumlukların kullanılması, dekara atılacak tohumluk miktarını arttırdığı için ek bir maliyet gerektirir. Bu nedenle orta irilikte tohum seçmek ekonomik açıdan uygundur. Ancak tohum irilikleri açısından firmalar arasında, tam bir uyum da söz konusu değildir. Bunun yanında tüm hibrit tohumlar mildiyöye karşı ilaçlanmıştır.
Yapılan araştırmalar, sıra arası 70 cm. ve sıra üzerinin 30-35 cm. olduğu bir ekim sıklığıyla sağlanan bir dekarda 4500-5000 civarında bir bitki adedinin, en yüksek verimi verdiğini ortaya koymuştur. Dekara atılan tohum miktarı, tohum iriliğine bağlı olarak 400 gr/da civarında değişmektedir.
Ayçiçeği topraktan fazla miktarda besin maddesi kaldıran bir bitki olup, bu nedenle üst üste ayçiçeği ekiminden kaçınılmalıdır. Bundan dolayı, kurak alanlarda genelde Buğday-Ayçiçeği ekim nöbeti uygulanır. Sulu alanlarda ise, şeker pancarı, yem bitkileri ve mısır ekim nöbetine girebilir. Yine ülkemizde ikinci ürün olarak buğdaydan veya kışlık ekilen diğer ürünlerden sonra ekimi yapılmaktadır.

GÜBRELEME

Tüm yeşil bitkiler gibi, ayçiçeği de büyüme için en az 16 elemente ihtiyaç duyar. Bunlardan oksijen, hidrojen ve karbon gibi elementleri su ve havadan alır. Azot fosfor ve kükürt herhangi bir iklim bölgesindeki topraklarda eksikliği bulunabilir. Özellikle potasyum, kalsiyum ve magnezyum yüksek yağışlı bölgelerde eksikliği görülebilir. Bunun yanında iz elementlerden demir, manganez, çinko, bakır, molibden, bor ve klor eksikliği fazla olmamakla birlikte bir çok toprakta görülebilir.
Optimum verim için ülkemiz koşullarında yapılan araştırmalarda 7-8 kg. saf azot (N), aynı miktarda fosfor ve potasyum yeterli olur. Ancak sulu koşullarda bu miktarları arttırmak gerekir. Toprak analizi yapılıp tarlanın besin maddesi içeriği belirtildikten sonra gübre uygulamak son derece önemlidir. Fakir topraklarda ise, bu besin maddesi miktarının % 80-100′ünü uygulamak gerekir. Ancak istenilen gübre miktarını vermek arzulanan verimi almak açısından yeterli değildir. Çünkü toprak nemi, yağış gibi iklim faktörleri verimi etkileyen ve gübre ile mutlaka olması gereken faktörlerdir. Besin maddesince fakir topraklarda verilen gübre verimi % 40-60 arasında arttırabilir. Orta besin maddesi kapsamına sahip topraklarda gübre verime % 10-20 oranında etkiler. Ancak zengin topraklarda gübrenin etkisi bazı durumlarda kendini gösterir. Çünkü yüksek verim için gerekli besin maddesi toprakta mevcuttur.
Eğer toprakta yeterli miktarda fosfor varsa, 7-8 kg. saf azotu içeren 15-16 kg. üre (% 46 N) veya 25-30 kg. Amonyum Nitrat (%26 N) gübresi serpilerek karıştırılır ve ardından ekim yapılır. Yine sulama yapılacaksa, azotlu gübre miktarının tarladaki mevcut orana göre belli bir miktar arttırılıp ikiye bölünerek, üst gübre olarak çapalamadan önce uygulanması, verimi arttıracak önemli bir uygulamadır. Toprakta yeterli fosfor yoksa, ekimle birlikte mibzerle tohumun 5 cm yanlarına kompoze gübrelerden 20-20-0 dan 25-30 kg/da oranında verilmesi yeterli olur. Ancak gübreleme, gübre deposu olmayan pnömatik mibzerlerde tohum yatağı hazırlama işlemi yapılmadan önce toprağa serpilmesi ve ardından tarlanın işlenip karıştırılması şeklinde de yapılabilir.

Genelde Türkiye toprakları potasyumca zengin olması nedeniyle, bu besin maddesine içeren gübre tavsiye edilmez. Eğer toprakta yeterli potasyum yoksa ve toprak tahlil sonucu bu besin maddesinin eksikliği belirtiliyorsa ayçiçeği topraktan fazla miktarda potasyum kaldırdığından, topraktaki mevcut miktara da bağlı olarak, 50 kg/da oranında 15-15-15 gübresi uygulamak gerekir. Kompoze gübrelerin üzerindeki üç rakam sırasıyla N-P-K yani Azot – Fosfor – Potasyum besin maddelerinin içerdiği yüzde oranlarını göstermektedir. Çiftçiler için önemli olan, tarlaya atılan gübrelerin saf madde olarak miktarlarıdır. Bu nedenle gübre alırken içerdiği saf maddenin fiyatına göre karşılaştırma yaparak, kg saf besin maddesi ucuz olan gübre tercih edilmelidir.

Çiçeklenme Sonu

SULAMA

Ayçiçeği bitkisinin su ihtiyacı, yetişme periyodu boyunca yaklaşık 700-800 mm. civarındadır. Bu nedenle yüksek ve arzulanan verimi alabilmek için yağışın az olduğu yıllarda aradaki farkın, sulamaya uygun yerlerde, mutlaka sulama suyuyla verilmesi gerekir. Toprakta bitkilerin su ihtiyaçları toprak tansiyonemetresiyle ölçülür. Ayçiçeğinde en hassas devre, çiçeklenme öncesi tablaların oluşmaya başladığı devre ile süt olum devresi arasıdır. Bu devrede oluşan, suya olan stres, verimde geri gelmeyecek kayıplar ortaya çıkarır. Özellikle ayçiçeği bitkisinin suya duyduğu ihtiyaç, çiçeklenme zamanında en üst seviyeye çıkar. Bundan dolayı bu devrelerde yağış yoksa, yüksek verim için ayçiçeği mutlaka sulanmalıdır.

Çiçeklenme devresi —>>

Eğer sulama yapılacaksa, bitkiler 45-50 cm. boyunda bir sulama, tabla teşekkül ettiği devrede süt ve olum devresinde yapılacak olan birer sulama ile toplam üç defa su verilmesi verimi % 100 oranında arttırır. Eğer iki sulama yapılacaksa, biri çiçeklenme öncesinde, diğeri de çiçeklenme sonrasında yapılmalıdır. Eğer tek sulama yapılacaksa yağışa da bağlı olarak çiçeklenme başladığında yapılmalıdır. Özellikle sulanan alanlarda dekara atılan bitki sayısını ve verilecek gübre miktarını bir miktarı arttırmak verim artışı için gerekli diğer faktörlerdir.

<<— Çiçeklenme Öncesi Devre

HASTALIK VE ZARARLILARI

Ayçiçeğinin ülkemizde en önemli zararlısı orobanş parazitidir. Ancak bu parazite dayanıklı hibritler piyasada mevcuttur. Bunun yanında ülkemizde bazı yıllarda ve bölgelerde problem olan diğer hastalıklar ise, ayçiçeği mildiyösü, sap, kök ve tabla çürüklükleridir. Yazı yağmurlu geçen yıllarda, tabla çürüklükleri (Rhizopus, Botrytis) yoğun olarak görülmektedir. Ayçiçeğinin en önemli problemlerinden olan ayçiçeği mildiyösüne karşı ise, hibrit tohumlar Metalaxyl ile ilaçlı olup, hastalık %100 oranında kontrol edilmektedir.

Ayçiçeğinde orobanş —>>

Ancak özellikle sulu alanlarda ortaya çıkan Sclerotinia kök ve sap çürüklüğüne karşı dayanıklı çeşit olmayıp, hastalığı yüksek etkin biçimde kontrol eden ilaçlı mücadelesi de yoktur. Ülkemizde ekonomik zarar eşiğini aşan ayçiçeği zararlıları şu an için mevcut değildir.

<<— Rhizopus Ayçiçeği Mildiyösü —>>

HASAT VE DEPOLAMA

Normal olarak ülkemizde, eğer iklim koşulları uygun olursa, kurak şartlarda normal verimli bir toprakta 250-300 kg/da civarında bir tane verimi alınabilir. Sulu şartlarda ise, toprak verimliliğine ve sulama sayısına bağlı olarak tane verimi, 350-500 kg/da arasında değişir.

Ayçiçeği tablasının arkası ve tabla kenarındaki brakte yapraklarının % 50′si kahverengi renge dönüştüğünde, bitkiler hemen hemen çiçeklenmeden 1 1,5 ay sonra tane nemi % 35′e ulaştığı zaman fizyolojik olgunluğa erişmiş olur. Ancak hasadın yapılabilmesi için tablanın, gövdenin ve yaprakların tamamen kahverengi renge dönüşmüş olması ve tanedeki nem oranının % 9-10′a düşmesi gereklidir. Çünkü ayçiçeği yağlı tohuma sahip olduğu için yüksek nemde depolandığında, taneler kısa zamanda kızışır ve bozulur. Bu nedenle hasatta tane neminin % 10′un altında olması son derece önemlidir.

Fizyolojik Olgunluk Dönemi —>>

Buğday hasadında kullanılan biçerdöverler tabla değişiklikleriyle ayçiçeği hasadına uygun hale getirilebilir. Birinci aşamada tablayı sıra hasadına uygun hale getirmek gerekir. Bu ekipmanlar sadece tablayı hasat edip, sapını bırakacak şekilde ayarlanır. % 3 civarında hasat kaybı normal sayılır. Eğer gereğinden fazla hızlı giden biçerdöverler, hasat sırasında tane kaybına % 15-20 civarında bir kayba sebep olabilir.

Zamanında yapılmayan hasat özellikle bazı çeşitlerde tane dökmeye sebep olacağından, ayçiçeği hasadı fazla geciktirilmemelidir. Ülkemizde Nisan başı, Mayıs ortasında ekilen ayçiçeği genelde Ağustos sonu ve Eylül ayında hasat edilir. Ortalama olarak 120-130 günlük bir yetişme periyodu ister. Bu periyodun uzunluğu yaz dönemindeki sıcaklığa, yağışı ve nem oranına ve toprak besin maddesi kapsamına bağlıdır.
Uygun bir depolama için tane nemi 10 altında ve taneleri temiz olmalıdır. % 8′in altında ve tane neminde depolanan tohumlarda hastalık ve zararlı faaliyeti devam edememekte, tane zararlılarının çoğalması ve zararı önlenmektedir. Hasat sonrası % 11-12 civarında depolanan taneler ise sık sık havalandırılmalı, taneler serin tutulmalı, kızışma önlenmelidir. Fazla miktarda tane çiçekleri ve yaprak ve sap kırıntıları içinde bulundurulan ambarlar yağ kalitesini düşürmektedir.


 

8 views

mısır yetiştiriciliği

14 Ağustos 2012 Yazan  
Kategori mısır yetiştiriciliği

SİLAJLIK MISIR

 

Silaj yapılmadan ekonomik bir hayvancılık düşünelemez. Mısır bitkisi silaj yapımında kullanılacak en önemli bitkilerin başında gelmektedir. Silajlık mısır, yüksek düzeyde kolay parçalanabilen karbonhidrat içeriği ve uygun sıkışma kolaylığı dolayısıyla, en kolay silolanabilen yem bitkisi özelliğini de taşımaktadır. Bu özelliklerinin yanısıra geviş getiren hayvanlar tarafından sevilerek tüketilmesi ve enerjice zengin olmasından dolayı vazgeçilmez bir kaba yem kaynağıdır.
TOPRAK HAZIRLIĞI VE EKİM ZAMANI:
Silaj amaçlı yetiştirilecek mısırın ekim tarihinin belirlenmesi için ilk ve son don tarihleri, hava sıcaklığı ve ön bitkinin tarlayı terk ettiği tarihin bilinmesi önem taşımaktadır. Ayrıca toprak işleme yöntemleri, mısırın ana ve ikinci ürün olarak ekimi ile ön bitkinin durumuna bağlı olarakda değişiklik gösterir. Genellikle bölgelere göre değişmek üzere, sulanabilen alanlarda ana ürün olarak silajlık mısır ekimi; Nisan-Mayıs, ikinci ürün olarak ekimi ise Haziran-Temmuz aylarında yapılmaktadır. Silajlık mısır ikinci ürün olarak yetiştirilecek ise, ana ürünün tarlayı terk etmesinden sonra, sürüm işlemini takiben külvülatör veya diskaro ile toprak parçalanır ve kürüm çekilerek toprak ekilecek kıvama getirilir.

EKİM YÖNTEMİ:
Silajlık mısır ekimi; çapalama, sulama, diğer bakım işlerinin kolaylığı ve silaj makinası ile hasadının kolaylığından dolayı sıraya ekim tavsiye edilir. Ülkemizdeki silaj makinalarının büyük çoğunluğu mısır tek veya çift sıra olarak hasat yapabildiği düşünülürse sıraya ekim bir zaruret olmaktadır. Sıraya ekim pnömatik mibzer ve pamuk mibzerin ayarlanmasıyla yapılır. pnömatik mibzer ile sıra üzeri bitki aralığı istenilen ölçüde ayarlanmaktadır. Ekimde sıra arası mesafe 60-70 cm, sıra üzeri mesafe 12-20 cm olması gerekmektedir. Silajlık mısır ekimi, yeşil aksamın tümü değerlendirildiğinden daha sık yapılmalıdır.
GÜBRELEME:
Genel olarak; 15-20 kg/da saf Azot (N) ve 15-20 kg/da saf Fosfor (P2O5) silajlık mısır için yeterli olmaktadır. Verilecek azotun yarısı ekim ile birlikte fosforun tamamı, azotun diğer yarısı bitkiler 4-5 yapraklı olduğunda karıklara, yaprak aralarına kaçırmadan verilmelidir.
Örneğin: 40 kg/da (18-46 DAP) ile ekim yapılıp üzerine 40 kg/da Amonyum Nitrat atılarak yeterli gübreyi verebiliriz. Daha sağlıklı bir gübreleme yapabilmemiz için toprak analizi yapılmalıdır. Bu şekilde eksik besinler tespit edilerek ihtiyaca göre ilave miktarları toprağa atarak, ekonomik ve uygun gübreleme yapabiliriz.
BAKIM VE SULAMA:
Bitkiler 4-5 yapraklı dönemde iken lister çapası yapılır. Böylece hem sulama için karık açılmış hem de boğaz doldurma işlemi yapılmış olur. Lister çapasıyla yabancı otlarda kontrol altına alınır. Karıklar açıldıktam sonra ilk su verilir.
Toprak üzeri aksamı büyük bir bitki olan mısırın su tüketimi fazladır. Bitki boyu 1.5 m”yi geçtikten sonra ve özellikle tepe püskülü çıkarma, döllenme ve dane bağlama dönemlerinde su tüketimi en yüksek seviyede olduğundan bolca sulanmalıdır. Bu dönemlerde bitkiye su stresi yaşatılması yüksek verim kayıplarına yol açar.
HASAT VE SİLAJ YAPIMI:
Mısır silajının yem değeri mısır danesinin olgunluk durumuna, koçan oranına ve kuru madde içeriğine göre büyük değişim göstermektedir. Silaj yapılacak mısırın en iyi hasat zamanı: danelerin süt olumu dönemini tamamlayıp hamur olumuna girdiği dönemdir. Hasat edilen mısırlar en kısa zamanda silo çukurlarına doldurulur ve traktör yardımıyla sıkıştırılır. Bitki hücreleri silolama esnasında tam olarak ölmediğinden ortamdaki oksijeni tüketerek karbondioksit üretirler. Ayrıca ortamdaki diğer mikroorganizmalar bu esnada faaliyetlerini arttırması sonucu oluşan fermantasyonla besin maddeleri kaybı azalır. Bu nedenle silajlık mısır materyali fazla bekletilmeden iyice sıkıştırılarak, kaliteli silaj üretimi için gerekli olan laktik asit bakterilerinin erken çoğalması teşvik edilmelidir. İyice sıkıştırılan materyalhava almayacak şekilde özel plastik örtü ile örtülür. Silo kapatıldıktan sonra 1.5-2 ay içerisinde kullanıma hazır hale gelir. Mısır silajı et ve süt sığırları başta olmak üzere koyun ve atlar için önemli bir kaba yem materyalidir. 1 dekardan 6-10 ton silaj elde edilir.

6 views

şeker pancarı yetiştiriciliği

14 Ağustos 2012 Yazan  
Kategori şeker pancarı yetiştiriciliği

ŞEKER PANCARI YETİŞTİRİCİLİĞİ   

 

 

Ülkemizde ve Dünyada insan yaşamının her döneminde bu kadar önemli bir temel besin maddesi olan şekeri ve şeker pancarını daha bol, kaliteli ve ekonomik üretmek ve üretici gelirlerini arttırmak için; Anız bozma ve sonbahar sürümünden, ilk baharda toprak hazırlığı, gübreleme, ekim, bakım,  mücadele, sulama, hasat ve silolamaya kadar tüm işlemlerin nasıl ve ne zaman yapılması gerektiğinin üretici tarafından çok iyi bilinmesi gerekir.
- Pancar tohumu küçük ve çıkan filiz hassas olduğundan çimlenme ve ilk gelişme döneminde korunmalıdır. Toprağın sıkıştırması ( kaymak tabakası ), don haşereler yabancı ot ilaçları, filiz mantar’ i hastalıkları dikkatle takip edilmelidir.
- Toprak işlemesi derin olmalı, kök derinliğine su tabakası birikmemelidir.
- İlk gelişmede yeterli sıcaklığın mevcut olması gereklidir.
- Olgunlaşma döneminde pancar yüksek ısıdan olumsuz etkilenir ( özellikle gece sıcaklıkları)

PANCAR YETİŞTİRİCİLİĞİNDE İKLİM ve HAVA FAKTÖRLERİ

 

Kök verimi ve pancardaki şeker varlığı bakımından iklim faktörleri çok önemlidir. Ülkemizde değişik iklim bölgelerinde yapılan üretimler değişik özellikler gösterir.
- Denize yakın bölgelerde pancar verimi yüksek, buna karşın şeker varlığı düşüktür.
- Doğu Anadolu da sert kara iklimi hüküm süren bölgelerde kök verimi düşük şeker varlığı yüksektir.

- Geçit Bölgelerinde kök verimi ve şeker varlığı normaldir.
- İç Anadolu gibi iklimin çok sert olmadığı bölgelerde hem kök verimi hem de şeker varlığının yüksek olduğu en iyi pancar bölgeleridir.

PANCAR YETİŞTİRİCİLİĞİNDE IŞIK ve SICAKLIK

 

Pancar bir uzun gün bitkisidir. Kök ve şeker meydana gelmesinde güneş ışığı çok önemlidir. İlk çıkışta ısı ışıktan daha önemli gözükse de ısı arttıkça ışık ihtiyacı da artmaktadır. Gelişme ve şeker yapımı için ideal hava sıcaklığı 23 – 25 ° C dir. Hasattan birkaç hafta önce şeker teşekkülü için sıcaklık çok önemlidir.   

 

 

PANCAR YETİŞTİRİCİLİĞİNDE SU
Tohum yatağının yeterli rutubete sahip olması gerekir. Nisan – Mayıs aylarında hafif kuraklık köklerin daha derinlere inmesine ve böylece bitkinin su ve besin maddesi yönünden daha iyi beslenmesini sağlar. Yaprakların gelişimi ile pancarın su ihtiyacı artar. Gelişme dönemlerinde su ihtiyacı fazladır ve yağmuru az olan bölgelerde mutlaka sulama yapılmalıdır.

PANCAR YETİŞTİRİCİLİĞİNDE TOPRAK

 

Pancar yetiştiriciliği yapılacak toprakların su ve besin maddelerini tutma kapasitelerinin çok iyi olması, kaymak bağlamaması, iyi bir toprak derinliğine sahip olmaları gereklidir. Pancar tarımı için en ideal toprak, organik maddece zengin, derin, kolay ısınan tınlı ve tınlı kireçli topraklardır.

PANCAR YETİŞTİRİCİLİĞİNDE GÜBRELEME
Önemli Not: Tarlanızı, bahçenizi her ilaçlamanızda eğer sulama veya ilaçlama suyunuzun pH sı 8 – 8.5 ise muhakkak Golden Wet yayıcı yapıştırıcı kullanınız. (Ülkemizin birçok yöresinde toprak ve su pH sı 8- 8.5 hatta 9 a kadar çıkmaktadır.) Üretilen bütün ilaçlar

6 – 7 pH aralığına göre üretilmektedir. en kaliteli ilaçlar dahi 6 ila 15 dakika arasında, % 30 varan oranlarda etkisini kaybetmektedir. (kesilmiş yoğurt örneği gibi) Buda ilacınızın etkisinin azalmasına neden olacaktır.
Her ilaçlamada yaprak gübresi muhakkak kullanılmalıdır. Yaprak gübreleri bitkilerin strese girmesini önler. Bitkilerin mikro element ihtiyaçlarını karşılar. Meyve tutumunu ve meyvelerin kalitesini arttırır. Ürünlerimizi zirai ilaç gübre bayilerinden 
temin edebilirsiniz.Gübreleme yapılmadan önce toprakta mevcut ve bitki tarafından alınabilir bitki besin maddelerinin ne düzeyde olduğunun bilinmesi gerekir. Bunun için mutlaka usule uygun olarak alınan toprak numune analizlerinin yaptırılması ve ve dekara tavsiye edilecek gübre miktar ve cinslerinin belirlenmesi gerekir. Şeker pancarının üç ana besin maddesi Azot,Fosfor ve Potasyum dur. Gübrelemede dikkat edilmesi gereken en önemli  husu bitkinin ihtiyacı kadar ,usule uygun olarak, zamannında toprağa verebilmektir. Eksik veya fazla gübre kullanımı verim ve kalitenin düşmesine neden olur.

 

 

.PANCAR YETİŞTİRİCİLİĞİNDE TARLA HAZIRLIĞI

 

 

 

Şeker pancarı yetiştiriciliğinde ülkemiz için tavsiye edilen ön bitki hububattır. Toprak hazırlığında ilk işlem ön bitki hasadı sonrası bitki artıklarının toprağa gömülerek organik maddece zenginleşmesini sağlayan (anız bozma) işidir. Anız bozma ve ilk sürümün mutlaka sonbaharda yapılması gerekir. İlk sürümün sağlıklı yapılabilmesi için hububat hasadından hemen sonra gölge tavı “ toprak rutubeti “ kalkmadan toprağın sürülmesi ve anızın karıştırılması gerekir. Bu konuda en pratik ölçü pulluğun devirdiği toprağın kalıp şeklinde değil, devrildiği anda dağıla bilen yapıda olmasıdır.

Anızın asla yakılmaması gerekir. Anızın kolay parçalanması için toprağa sürümle birlikte bir miktarda üre gübresi karıştırılır ve gerekirse toprak ıslatılır. Böylece anızın çürümesi hızlanacaktır. Tarlanın kesik ve engebeli durumda kalmaması için derin sürümden önce mutlaka çizel kullanılmalı, derin sürümden sonra ise tırmık veya sürgü çekilmelidir. Pulluk tabanı varsa buna karşı 2 ila 3 yılda bir ilk sürümden önce bir dip kazan pulluğu çekilmelidir. Anız bozma işleminden sonra güz sürümüne geçmeden önce tarla kendi haline terk edilir. Kıştan önce yapılacak güz sürümüne kadar ( son sürüm ) tarlanın otlanması halinde yüzlek olarak tırmık çekilmelidir. Böylece toprağın su tutması sağlanmış ve yabancı otlarda öldürülmüş olacaktır. Kıştan önce yapılacak bu son sürümle birlikte toprak analiz sonuçlarına göre tavsiye edilen son bahar gübrelemesi de aynı zamanda yapılır.

İlk Baharda Toprak Hazırlığı :
İlk baharda toprak hazırlığı, şeker pancarı yetiştiriciliğinin en hassas işidir. Ekim öncesi yapılan toprak hazırlığının zamanı, bu işte kullanılan ekipmanın kullanılış biçimi, tohum yatağının derinliği, tohumun üstünde kalacak toprağın kalınlığı ve yapısı vb. üretilecek şeker pancarının verimini ve kalitesini, dolayısıyla üretim ekonomisini önemli ölçüde etkiler.

İlk baharda tarla tava gelir gelmez vakit kaybetmeden tohum yatağı hazırlığına başlanmalıdır. Normal bir ( İntaş ) çıkışın sağlana bilmesi için;
- Tohum yatağının taş, kesek ve bitki artıklarından mutlaka temizlenmiş olması gerekir.
- Ağır tavda kesinlikle tohum yatağı hazırlığı, gübre ve ( herbisit ) yabancı otlara karşı zirai mücadele ilacı uygulaması yapılmamalıdır.
- İlkbaharda tohum yatağı hazırlığı esnasında azotlu gübrenin 2/3 ‘ü atılmalı ayrıca yağışlarla birlikte çıkması muhtemel yabancı otlar için eğer kullanılacaksa seçilen yabancı ot ilacı atıldıkta sonra tırmık veya kombi kürümler çekilerek tarla ekime hazır hale getirilmelidir. İhtiyaç duyulan yerlerde merdane çekilmesi de faydalı olmaktadır.
- İlk bahar tarla hazırlığında toprağın fazla çiğnenmesini önlemek için ekim öncesi işlem sayısı mümkün olduğu kadar azaltılmalıdır.
İdeal tohum yatağı hazırlığı, toprak ve iklim şartlarına göre değişmekle birlikte bunlardan en önemlisi, ilk baharda 2,5 – 3 cm kalınlığında, homojen, ince, havalanması kolay, fırda yapıda gevşek bir tabaka ile bunun altında, ilkbaharda işlenmiş, bitkinin almasına elverişli yaklaşık % 10 su taşıyan nemli bir tabakanın varlığıdır. Bu işlenmiş tabakanın üst yüzeyi arzulanan tohum yatağıdır. Tüm bu hazırlıklar yapıldıktan sonra toprak ekime hazırlanmış olur.

PANCAR YETİŞTİRİCİLİĞİNDE ÇEŞİT SEÇİMİ
Şeker pancarı üretiminde verim ve kaliteyi etkileyen en önemli faktörlerden biride çeşit secimidir. Çeşit seçilirken aşağıdaki özeliklere dikkat etmek gerekir. Seçilen çeşit ;

- Ekilen yörenin iklim ve toprak yapısına uygun olmalıdır,

- Hastalıklara ve tohuma kalkmaya dayanıklı olmalıdır,

- Kök ve yaprak verimi yüksek olmalıdır,

- Çimlenme gücü ve tarla çıkışı iyi olmalıdır,

- Standartlara göre hazırlanmış ve gerekli ilaçlarla ilaçlanmış olmalıdır,

- Sağlıklı, güvenilir ve ucuz olmalıdır,

PANCAR YETİŞTİRİCİLİĞİNDE EKİM
Şeker pancarının verim ve kalitesi ile çiftçi gelirini etkileyen önemli bir faktörde ekim tekniğidir. Don tehlikesinin büyük çapta atlatıldığı bir dönemde yapılan erken ekim, pancarın gelişme süresini uzattığı ve verimi arttırdığı için her zaman tercih edilmelidir.

Ekimin kusursuz olması açısından ekimde kullanılacak mibzerlerin secimi ve gerekli ayar ve bakımlarının yapılması gerekir. Ekimde sıra araları ile sıralar üzerindeki pancarlar arasındaki mesafe, kök ve şeker verimini önemli ölçüde etkilemektedir.

- Ülkemizde şeker pancarı 45 cm sıra arası mesafeye ekilmekte ve genel olarak 20 – 25 cm mesafede teklenmektedir. 1 dekarda 8000 – 9000 adet bitki denemelerde en iyi sonucu vermektedir.

- Ekim hızı ekim kalitesini etkileyen önemli faktörlerdendir. Hassas mibzerlerle yapılan ekimde mibzeri çeken traktörün hızı 4 km/saati geçmemelidir. Aşırı hız tohumların gayri muntazam dökülmesine, derinlik ayarlarının bozulmasına, tohumların toprak yüzeyinde kalmasına neden olmaktadır.

- Ekim derinliği de verim ve kalite açısından önemli bir husustur. Pancar tohumu 2 ila 5 cm derinliğe ekilmeli ekim esnasında sürekli kontrol edilmeli, toprağın tavı iyileştikçe daha yüzlek, tav aşağı indikçe daha derin yapılmalıdır.

- Ülkemizde genel olarak hassas mibzerle 5-8 ve 15 cm sıra üzeri aralıklara ekim yapılmaktadır.

Pancar ekiminin düzgün olarak yapılması çapa ve hasat makinelerinin kullanımında büyük kolaylıklar sağlamaktadır. Normal ekimden sonra doğal faktörler, tohum çeşidi, haşere ve hastalıklardan doğan tahribatlardan dolayı pancar sayısında % 40 dan fazla azalma olduğu takdirde tarla ikinci defa ekilmelidir.

PANCAR YETİŞTİRİCİLİĞİNDE BAKIM

Pancarın ekiminden hasadına kadar gelişmesini, yabancı otlardan, hastalık ve haşerelerden korunmasını sağlayan mücadele ve sulama dışında kalan tüm işlemlere bakım denir.

Bakım işlemlerini söyle sıralamak gerekir ;

a) Seyreltme / tekleme,

b) Çapalama,

c) Yabancı otlarla mücadele,

d) Hastalık ve Haşerelerle mücadele.

a) Seyreltme ve Tekleme : Bir pancar tarlasında birim alandaki bitki sayısı, bu bitkilerin yüzeye iyi bir şekilde dağılış olması, verim ve kaliteye etki eden önemli bir faktördür. Pancarların 4-5 yapraklı döneme ulaştıklarında seyreltme tekleme işlemi yapılır. Sıra üzeri aralıkların 20-25 cm olması yeterlidir. Tekleme yapılırken pancarların zedelenmemesine dikkat etmek gerekir.

b) Çapalama : Yabancı ot mücadelesi ilaçla yapılıyorsa pancarın sadece toprağının havalandırılması için çapalama yapılır. Çapalama buharlaşmanın önlenmesi, toprağın daha çabuk ısınmasını, yağmur sularının düzenli bir dağılımla toprağa işlemesini sağlar. Ülkemiz şartlarında 1 veya 2 çapa yeterlidir. Elle veya makine ile yapılmaktadır. Çapalamada pancarların yan köklerinin zedelenmemesine, fazla kesek çıkartılmamasına ve pancarların çiğnenmemesine dikkat edilmelidir.

c) Yabancı Otlarla Mücadele : Şeker pancarının topraktan kullandığı besin maddelerinin en büyük rakibi yabancı otlardır. Bu nedenle pancarın çimlenmesinden hasadına kadar olan dönemde yabancı otlarla mücadele etmek gerekir. Yabancı otlar pancarın besinine, suyuna, havasına ve güneşine ortak olur.

Yabancı ot mücadelesi çapalama ile ve ilaçlama ile yapılır. İlaçlı ot mücadelesi ekim ve öncesi ve ekim sonrası olmak üzere iki dönemi kapsar ve bu amaçla kullanılan ilaçlara Herbisit adı verilir. Çiftçilerimizin ağır maiyetlerden korunması için ekim sonrasından daha etkili olan, ekim öncesi ot mücadelesi tercih edilmeli ve yapılmalıdır.

Herbisitlerle yabancı ot mücadelesinde başarılı oluna bilmesi için;

- Tarla hazırlığının çok iyi yapılmış olması ve tavının uygun olması,

- İlacın atılma zamanı ( çok sıcak ve rüzgarlı havada ilaçlama yapılmaz ) ve uygun dozda kullanılması,

- Tarladaki yabancı otların çok iyi bilinmesi ve ilacın buna göre seçilmesi,

- Kullanılacak pülverizatörün temizliği, meme ayarları,

d) Hastalık ve Haşerelerle Mücadele : Ekim sonrası görülen Verim ve kalite ancak sağlıklı bitkilerden elde edilir. Bu nedenle gözümüzün devamlı tarlamızda olması hastalık ve haşere zararlarını takip ederek gerekli mücadelenin yapılması gerekir. Bu nedenle de pancarın zararlılarının ve hastalıklarının çok iyi tanınması gereklidir.

Hastalıkları genel olarak ; ( Cercospora, Ramularia, Phoma ) Yaprak Leke Hastalıkları, Külleme, Sarılı virüsleri, ( Curly Top ) Pancar Kıvırcık Baş Virüsü, Pancar Pası, ( Rhizomania ) Pancar Kök Hastalığı ’dır. Bunlarla en iyi mücadele şekli, dayanıklı çeşitlerin ekilmesi, Fungusit kullanımı, en az üç yıllık ekim nöbeti ve dengeli gübreleme şeklinde sıralayabiliriz.

Zararlıları ise genel olarak ; Tel Kurdu ( Agriotes ), Pancar Piresi ( Chaetocnema ), Danaburnu ( Gryllotalpa ), Toprak Kurdu ( Agrotis ), Yaprak Kurtları ( Caradrina ), Pancar Sineği ( Pegomyia ) dır. En iyi mücadele şekli ise ilaçlamak suretiyle kimyasal mücadele, tohum ilaçlaması ve toprağın çapa ile havalandırılmasıdır.

Toplu mücadeleyi gerektiren durumlarda ise belirtiler görüldüğünde ise vakit geçirilmeden bağlı bulundukları Pancar Bölge Şefliklerine zamanında haber verilmeli ve en az 3-4 defa ilaçlı mücadele yapılarak hastalık önenmelidir.
7) Sulama :
Şeker pancarı su ihtiyacı fazla olan bir bitkidir. Ekimden hasat dönemine kadar belirli aralıklarda ve miktarlarda suya ihtiyaç duyan bir bitkidir. Sulama dönemleri ;

a) Çıkış ( İntaş ) Sulaması : Ekimde sonra yağış alınmaması ve toprağın tavını kaybetmesi halinde yapılır.

b) Gelişme dönemi Sulama : Haziran sonu ile Eylül ortalarına kadar yapılmalıdır.

c) Hasat öncesi Sulama : Toprağın tavlı duruma getirilerek, hasadı kolaylaştırmak ve kök kırılmalarını önlemek amacıyla yapılan sulamalar olmak üzere üçe ayrılır. Sulama sayısı bitkideki gelişme gözlenerek 4-6 defa yapılmalıdır.

Tarlaya suyun verilmesi( sulama metotları ) ülkemizde üç ana grupta toplanmaktadır :

1) Salma Sulama
a) Satıh Sulaması
b) Karık Usulü Sulama
2) Yağmurlama Sulama
3) Damla Sulama

Salma sulamada, sulama masrafları düşüktür. Ancak çok fazla su gerektirir ve yağmurlama sulamaya göre etkisi azdır. Salma sulama ile sulanan tarlaların çoraklaşmasının önlenmesi için drenajlarının çok iyi yapılmış olması gerekir. Hangi sulama metodu olursa olsun, şeker pancarı sulamasında aşırı veya yetersiz sulamadan kaçınılması en önemli husustur. Aşırı sulama, kaynak israfının yanında kök çürüklüğü ve bazı hastalıklara neden olmakta, yetersiz sulama ise, bitki gelişiminde ve verim kayıplarının artmasına neden olmaktadır.

PANCAR YETİŞTİRİCİLİĞİNDE HASAT
Pancar köklerinin sökülmesi, temizlenmesi ve pancarın yapraklarının kesilmesi işlemine HASAT denir. Ülkemizde pancar ekiminin başlamasından günümüze gelinceye kadar aşamalar kaydeden pancar hasat işlemleri, günümüzde modern tarım teknikleri ve makineleri ile yapılmaktadır.

Ülkemizde normal iklim şartlarında pancarın olgunlaşması Eylül sonu ile Ekim ayı ortalarına kadar devam etmektedir. Hasat işlemleri büyük çoğunlukla el değmeden yapılmaktadır. Ülkemizde ise elle hasat daha yaygındır. Pancar hasadı sökme beli, bir iki veya üç sıraya yalnızca söken sökme düzenleri, baş kesimini yapıp yalnızca söken makineler, baş kesimi, söken, depolayıp yükleme yapabilen makinelerle yapılmaktadır. Makineli hasadın elle yapılan hasada göre olumlu ve olumsuz yönleri vardır. Kısa sürede az masrafla geniş alanların hasadı, makineli hasadın olumlu yönleridir. Makine temin masraflarının yüksek olması, hasat esnasında daha çok pancarın kırılması, zedelenmesi e dolayısı ile kayıpların artması da olumsuz yönleridir.

Hasat toprağın tavı, pancarın sıklığı ve dağılımı, hasat makinesinin tipi ve kullanıcının becerisi ve tarlanın tesviyesi ile yabancı otların bulunmaması makineli hasadı kolaylaştıran etmenlerdir.  

 

13 views

arpa yetiştiriciliği

14 Ağustos 2012 Yazan  
Kategori arpa yetiştiriciliği

Arpa tek yıllık bir uzun gün bitkisidir. Ancak, değişik gün uzunluklarına da uyabilir. Tahıllar
içerisinde en çok kardeşleneni olup 5 – 8 kardeş verir. Bitki boyu ortalama 35-100 cm’dir. Başakları
ortalama 8 – 15 cm boyunda olup 2, 4 ve 6 sıralıdırlar. Çiçeği, kavuz ve kapçık sarar. Kavuzlu arpalarda
bunlar taneye yapışıktır ve harmanda ayrılmazlar. Tanenin ortalama % 10 – 13 kadarı kavuzdur.
Yapısında % 9 – 13 ham protein, % 67 kadar karbonhidrat bulunur. Serin iklim tahılları içerisinde
buğdaydan sonra en çok ekimi yapılandır.
Arpanın başlıca kullanım alanı hayvan yemi ve malt sanayiidir. Önemli bir hayvan yemi olup, yem
olarak değeri mısırın % 95′i kadardır. Yemlik arpalarda protein oranının fazla olması istenir. Kavuzun
fazla olması besleyicilik değerini düşürür.
Bira üretimi için gerekli olan malt genellikle, iki sıralı beyaz arpalardan elde edilmektedir.
Biralık arpaların protein oranının düşük olması (% 9 – 10,5) gereklidir.
Ekim Nöbeti
Buğday öncesi ve sonrası veya üst üste arpa ekiminden kaçınılmalıdır. Baklagil bitkileri ve mısır,
pamuk, patates, pancar, sebzeler gibi çapa bitkileri ile münavebe yapılabilir.
Toprak İsteği
Arpa için en uygun topraklar; organik maddece zengin, milli, havalanması ve nemliliği uygun,
nötr reaksiyonlu topraklardır.
Toprak Hazırlığı
Sonbaharda bitki kalıntıları temizlenmeli veya uygun alet, ekipmanla parçalanmalı, 15-20 cm
derinlikte sürüm yapılıp, toprağa karıştırılmalıdır. Daha sonra diskaro ve tırmık veya kazayağı, tırmık
kombinasyonu ile işlenerek keseklerin kırılması sağlanır. Kesekler kırıldıktan sonra orta ağırlıkta bir
tapan çekilerek, tohum yatağı hazırlanır.
Gübreleme
Toprağa verilecek gübre miktarını belirlemek için ekimden 1,5 – 2 ay kadar önce toprak analizi
yaptırılması önerilir.
Ege Bölgesi için tavsiye edilen gübre dozları; taban gübre olarak 15 kg/da 20:20:0, üst gübre
olarak 15 kg/da amonyum nitrat’dır. Hava şartlarına göre üst gübre ikiye bölünerek de verilebilir.
Gübreleme zamanı; taban gübre ekim mibzerle yapılıyorsa ekimle birlikte, serpme olarak
yapılıyorsa ekimden en fazla bir hafta önce toprağa verilmelidir. Üst gübre ise kardeşlenme döneminde
mümkün olan en erken zamanda uygulanmalıdır.
Maltlık olarak üretilen arpalarda yüksek protein oranı istenmediğinden proteinin oluşmasında
etkili olan azotlu gübrelerin fazla ve geç zamanda kullanılmamasına özen gösterilmelidir.
Ekim ZamanıEge Bölgesi yazlık arpa çeşitleri için en uygun ekim zamanı 15 Kasım-15 Aralıktır. Kışlık veya
alternatif tabiatlı arpa çeşitleri daha erken ekilebilir. Yazlık arpa çeşitlerinde ekim, zorunlu
durumlarda, iklim şartlarına göre ocak ayının ortalarına kadar uzayabilir.
Tohum Miktarı
Tarlaya atılacak tohum miktarını etkileyen faktörler;
• Ekim zamanı,
• Tohumun kalitesi (çimlenme gücü, safiyeti, fiziki durumu),
• Tohum yatağının uygunluğu,
• Çeşit,
• Toprağın verimlilik seviyesi ve iklimdir.
Dekara atılacak tohum miktarı ise aşağıdaki gibi hesaplanır;
1000 tane ağ. X m
2
de tohum sayısı X 10
Çimlenme (%) X Safiyet (%)
Örnek: 45 X 400 X 10 = 19,5 kg/da
97 X 95
Ege Bölgesi için 18-20 kg/da tohum (m
2
‘ye 400 tane) yeterlidir. Ekim mibzerle yapılıyorsa bu
miktar 2-3 kg kadar azaltılır.
Ekim
Ekim, mümkünse mibzerle yapılmalıdır. Ekim derinliği, çimlenme için yeterli nemi ve havalanmayı
sağlayacak şekilde ayarlanır. İyi bir çimlenme için ekim derinliğinin 3 – 5 cm olarak ayarlanması
uygundur. Kardeşlenmenin yüksek olduğu taban ve sulu arazilerde daha seyrek ekim yapılabilir.
Sulama
Genelde, Ege Bölgesinde normal şartlarda sulama gerekmez. Ancak gelişme devresinde
yağışların yeterli olmadığı dönemlerde arpanın ihtiyacı olan suyun, sulama suyu ile karşılanması gerekir.
Arpada sulama yapılacaksa birinci su, sapa kalkma; ikinci su, süt olumu devresinde olacak
şekilde iki su verilir. Tek su verilecek ise sulama süt olum devresinde yapılmalıdır.
Yabancı Ot Kontrolü
Arpa tarlalarında görülen yabancı otlar dar ve geniş yapraklı olmak üzere iki tiptir. Arpa dar
yapraklı bir bitki olması nedeniyle dar yapraklı yabancı otlarla mücadele geniş yapraklılara göre zor ve
masraflıdır. Bölgeye göre tarlalarda gözüken yabancı otlar için kimyasal mücadele en kolay ve kesin
olanıdır. Bu konuda ruhsatlı yabancı ot ilaçlarının kullanımı önerilir.
Yabani yulaf, kuş otu, delice, tilki kuyruğu arpada görülen en önemli dar yapraklı yabancı
otlardır. Etken maddesi difenzoquat, diclofob methyl, flamprop isopropyl, fenoxaprop-P ethyl,
tralkoxydim, clodinafop propargyl olan herbisitlerle ilaçlama yapılmalıdır.
Yabani hardal, pıtrak, sarı ot, yapışkan otu, köy göçüren ve papatya arpa tarlalarında
görülen en önemli geniş yapraklı yabancı otlardır. Etken maddesi 2,4-D amin, 2,4-D ester ve MCPA olan
herbisitlerle ilaçlanmalıdır.
Hastalık ve Zararlılar
Arpanın bölgelere göre değişen birçok hastalığı ve zararlısı vardır.
Yaprak çizgi hastalığı: Fungal bir hastalıktır. Arpanın en önemli hastalıklarından birisidir.
Genç yaprağın damarları arasında soluk renkli şeritler belirir. Bu şeritler süratle kahverengiye döner
ve boyuna yırtıklar oluşturur. Hastalıklı bitkiler bodurlaşır ve olumdan önce ölebilirler. Tohum
ilaçlamasında ihmal çok yüksek verim kayıplarına sebep olur. Arpa yaprak lekesi: İlkbaharda genç yapraklar sulanmış lekeler göstermeye başlar. Yavaş
yavaş bu lekeler kuruyarak kenarları dişli koyu griden kahverengiye veya sarımsı halkayla çevrili
beyazımsı gri lekelere dönüşür. Erken ekimi takip eden ılık ve yağışlı hava enfeksiyonu artırır. Ekimden
önce tohumlar ilaçlanmalıdır.
Arpa kapalı rastığı: Fungal bir hastalıktır. Buğday sürmesine benzer. Hasta bitkinin taneleri
katı ve siyah rastık parçaları ile bulaşır. Ekimden önce tohumlar civalı ilaçlarla ilaçlanmalıdır.
Arpa açık rastığı: Fungal bir hastalıktır. Hasta bitkinin başakları siyah bir toz kitlesi
durumundadır. İlaçlı mücadelesi yoktur. Dayanıklı çeşitler ekilmeli ve ekim nöbeti uygulanmalıdır.
Bölgelere ve yılın iklim şartlarına göre ortaya çıkabilecek böcek, kurt ve kemiriciler gibi
zararlılarla uygun kimyasal ilaçlar ile mücadele edilmelidir.
Hasat Harman
Arpa hasadı, tane nemi %13’ün altına düştükten sonra yapılmalıdır. İyice kurumadan hasat
edilmiş arpa ürününde kavuzlar kolayca renk atar, kalite düşer. En iyi hasat biçerdöverle yapılanıdır. Bu
taktirde tam olumu fazla geciktirmemelidir. Biçerdöverle hasatta özellikle biralık arpalarda tanenin
kırılmaması için, biçerdöver ayarı önem kazanmaktadır.
Depolama ve Muhafaza
Arpanın depolanmasında kullanılacak ambar; nem almayan, kuru, havadar ve aydınlık bir yer
olmalıdır. Depoya getirilen arpanın su oranının % 13’ün altında olması gerekmektedir. Depolanacak
mahsulün sıcaklığı 15 ºC nin altında olmalıdır. Bu sıcaklığın altında ambar zararlılarının faaliyeti azalır.
Kızışmaya neden olmaması için ambara konulacak arpa içerisinde yabancı tohum bulunmamalıdır.
Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nde arpa ıslah çalışmaları yüksek verimli, kaliteli yemlik ve
maltlık çeşit geliştirmek üzere 1968 yılında başlamış olup; 1975 yılında Gem, 1977 yılında Kaya, 1992
yılında Bornova92, 1998 yılında Akhisar98, Vamıkhoca98, Süleymanbey98 ve Şerifehanım98 çeşitleri
tescil ettirilmiştir. Çeşitlerin tohumluk üretimleri Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nce yapılmaktadır.

9 views

buğday yetiştiriciliği

SERTİFİKALI TOHUMLUK KULLANMA AVANTAJLARI

Verim artışı; yapılan araştırmalar sertifikalı tohumluk kullanımı ile kendine döllenen türlerde 3-4 kat verim artışı olduğunu ortaya koymuştur. Nitekim yapılan bir araştırmada ekmeklik buğdayda vasıfsız tohum kullanımının
%9-29 oranında verim kaybına neden olduğu tespit edilmiştir.

Buğday yetiştiriciliğinde verimi belirleyen en önemli faktörlerden biriside atılacak tohum miktarıdır.Tohumluk miktarının düşük tutulması arazinin yeterli değerlendirilmemesi, yabancı ot sorununun artması gibi nedenlerden dolayı yine verimin azalmasına yol açar.Ekim sıklığı araştırmalarda tane / m2 olarak tespit edilmektedir.

Yapılan araştırmalara göre Konya yöresi için buğdayda 500 tane veya dekara 18-20 kg tohum miktarı önerilmektedir.

Bölgemizde ekimde kullanacağımız tohumluğun miktarı yanında safiyeti ve sürme,rastık gibi mantari hastalıklara ve toprak altı kurtlarına (zabrus) karşı ilaçlanması da büyük önem arz etmektedir.

TOPRAK HAZIRLIĞI

Toprak işlemenin asıl nedeni tohum yatağı hazırlamaktadır. Gerek nadas – tahıl sisteinin gerekse her yıl tahıl tarımının yapıldığı kuru tarım alanlarında tohumların uygun çimlenme ve çıkış ortamı hazırlayacak şekilde, su kaybını en aza indiren, toprağın yapısını en az bozan , erezyonu önemli ölçüde azaltan toprağı devirmeksizin yüzlek olarak alttan işleyen aletlerle bölgeler için uygun zamanda yapılacak toprak işlemesi ekim makinalarının daha rahat çalışabilmesi, tohumlar için daha iyi bir tohum yatağının hazırlanması, çimlenme ve çıkışın daha düzgün olması ,verimin güvence altına alınması gibi birçok fayda sağlayacaktır.

Nemli ya da sulanan, nadassız tarım uygulanıp her yıl ürün alınan yerlerde toprak , hasattan hemen sonra gölge tavı varken pullukla 15-20 cm derinliğinde sürülmelidir.
Ekimden öncede kazayağı + tırmık takımıyla ikileme yapıp iyi bir tohum yatağı hazırlanmalıdır. 4-5 yılda bir kez olmak üzere pulluk işleme seviyesinde oluşan taban taşını kırmak için tarla 60-70 cm derinlikte dip kazan ile işlenmelidir.

Bölgemizde toprak hazırlama döneminde karşılaşılan en önemli problemlerden biride anız yakmadır.

Anızlar neden yakılmaktadır.

Çiftçilerimiz anızı ; Daha iyi bir tohum yatağı hazırlamak, yabancı ot ve haşereleri yok etmek, hasat sonrası, hemen diğer bir ürününün ekimine geçilecek ise mibzerin istenilen şekilde ekim yapmasını, anız sapları ile mibzer gözlerinin tıkanmamasını sağlamak, gerekçeleri ile yakmaktadırlar. Bunun sağlayacağı fayda vereceği zararın yanında çok küçük kalmaktadır.

Anız yakma sonucu karşılaşılan zararlar nelerdir?

Anızın yakılması ile topraktaki organik madde yakılarak yok edilmektedir. Organik maddenin bir ayrışma ürünü olan humus bitkilerin gelişmesi için gerekli olan besin maddelerinin bir kısmının kaynağını oluşturmaktadır. Organik madde toprakta yağış sularının emilmesini tutulmasını sağlamaktadır. Toprakta kümeleşmeyi temin ederek erezyon ile taşınmasını önlemektedir. Toprağın iyi havalanmasını sağlamaktadır. Topraklarımızda zaten %1 den daha az olduğu belirlenmiş olan organik madde, bitkisel bir artık olan anızın yakılması ile giderek yok edilmektedir.

Kısaca organik madde miktarının azalması ve yok edilmesi toprakları daha verimsiz ve erezyona daha hassas duruma getirmektedir.

Anız Yakmanın önüne geçmek için neler yapılmalıdır?

Çiftçileimizdeanız yakmanın gerekçesi olan “daha iyi bir tohum yatağı” hazırlama modern tarım teknkleri kullanılarak yapılmalıdır.

Hububat hasatları biçer-döverle toprak yüzeyine yakın yapılmalıdır. Hububat başağın hemen altından biçildiğinde anız çok yüksek kalmakta ve mikro organizmalar tarafından parçalanması, çürüyerek organik maddeye dönüşmesi daha zorlaşmaktadır.

Hasat sonrası parçalanma ve çürümeyi kolaylaştırmak için, sapları parçalayıcı bir alet kullanarak, anız toprağa karıştırılmalıdır.

Anızların daha çabuk parçalanıp ayrışarak organik maddeye dönüşmesi sağlamak amacıyla, kalan sapın yaklaşık % 1′i oranında (2-3 kg/da N civarında) azot dengeleme gübresi verilmelidir.

Ayrıca yabancı ot ve haşereleri yok etmek anızın yakılması yerine “ilaçlı mücadele” yapılmalıdır.

E K İ M

Orta Anadolu ve Konya yöresi için yapılan araştırmalar sonucu kışlık hububat için en uygun ekim zamanının 15 Eylül – 10 Ekim arası olduğu belirlenmiştir. Zorunlu kalmadıkça yazlık ekim ekim yapılmaması tavsiye edilmektedir. İyi hazırlanmış bir tarlaya ekim yapılmalıdır. Maksimum verim için birim alana yeterli çıkışın sağlanması gerekmektedir. Organik maddenin yetersizliğinin oluşturduğu en önemli sorun yanlış toprak işlemlerinde katkısıyla fiziki yapının bozulmasıdır. Fiziki yapının bozulması sonucu yaşanan en önemli sorun ise çıkış yetersizliğidir. Buna ayrıca havasızlık, toprak canlılığındaki azalış ve toprak işlemedeki güçlükler de eklenebilir.

Ekimin uygun zamanda yapılması buğdayın yetiştirildiği koşullardaki elverişli suyu ve toplam sıcaklığı en iyi şekilde değerlendirebilecek sayıda ve büyüklükte bitki oluşmasına yol açmaktadır. Kuru tarımda bölgelerinde ekim zamanı daha çok yağışa bağlı olarak uygun toprak nemini yakalamakla yakından ilgili olduğundan yıllara göre önemli farklılıklar gösterebilmektedir.

Tahıllarda Ekim Yöntemi ve karşılaşılan sorunlar 

Orta Anadolu Bölgesinde arpa-buğday ekiminde kullanılan mibzerler ya tek gözlü olup, tohumla gübre karıştırılarak ekilebilen ya da tohum ve gübre gözleri ayrı ayrı olmakla beraber tohum ve gübreyi aynı banda bırakarak ekilebilen tiplerdir. Bu ekim makinaları ile yapılan ekimlerde, özellikle toprakta rutubetin yetersiz olduğu durumlarda şu problemler yaşanmaktadır.

Gübre taneciklerinin tohumla birlikte tohum yatağında bulunmaları, su çekici özelliğe sahip taneciklerin suyu hızla çekerek, tohumun çimlenmesi için gerekli suyun azaltılması.Eriyen gübre taneciklerinin tohumun çevresindeki toprak çözeltisinin ozmotik basıncını artırması nedeniyle tohumun su alımının güçleşmesi.

G Ü B R E L E M E

Buğday gübreye genellikle en iyi tepki gösteren bir bitkidir.N,P,K buğdayın en fazla tükettiği makro besin maddeleridir.

Azot buğdayın topraktan en fazla kaldırdığı besin elementidir.

Sulu şartlarda Ekmeklik buğdaylarda dekara 12 -14 kg
Sulu şartlarda Makarnalık buğdaylarda ise dekara 14 – 18 kg
Kuru şartlarda ise 6 kg azot uygulaması tavsiye edilmektedir. 


Azotun kuru şartlarda iki parça halinde sulu şartlar halinde üç parça halinde verilmesi tavsiye edilir.

Fosfor alımı buğdayda en fazla Nisan ayı başı veya ortasına rastlayan sapa kalkma döneminde olur. 

Buğday bitkisi dekara 400 kg dane verimi için dekardan yaklaşık 5-6 kg fosfor kaldırılmaktadır.

Kuru şartlar için 6 kg
Sulu şartlar için ise 9 kg saf fosfor buğday yetiştiriciliği için uygundur.

Buğdayın potasyum ihtiyacının az olması ve aynı zamanda topraklarımızın çoğunun elverişli potasyumca zengin olması nedeniyle genellikle potasyumlu gübre yapılmamaktadır. Verilecek gübrelerden fosfor ve potasyumun eger uygulanacaksa tamamının ekimle birlikte verilmesi tavsiye edilir. Buğdayda mikro besin elementi noksanlıkları genelde alkali topraklarda ortaya çıkmaktadır.
Bölgede yapılan çalışmalarda % 62 sinde Zn , % 80 civarında demir noksanlığı tespit edilmiştir.
Zn eksikliğinde
toprak uygulamalarda ekim öncesi dekara 0,5 – 1,5 kg Zn
yapraktan uygulamalarda 40 – 120 g Zn (çinko) toprak analiz sonuçlarına göre uygulanır.

Azotun gübre uygulamasında dikkat edilecek hususlar

Yağışı yeterli olan yörelerde bazı yıllar ilkbahar başlangıç yağışları az olabilir. Bu durumda ikinci üst gübre miktarı azaltılmalıdır.Azaltılmaması durumunda fazla azotdan dolayı bitkinin su tüketimi artar ve topraktaki su miktarı su miktarı kısa sürede tükenir ve buğdayda yanma dediğimiz olay meydana gelir.
Yağışı yeterli olan bölgelerde dekardan fazla ürün alınması düşüncesiyle gereğinden fazla azotlu gübre kullanımı bitkinin yatmasına neden olur ve pas gibi hastalık etmenlerinin zarar derecesini artırabilir.

Buğdayın gelişme dönemlerine göre azot alımı

Çimlenme – Kardeşlenme %13
Kardeşlenme – Sapa Kalkma 
% 11
Sapa Kalkma – Başak Oluşturma 
% 60
Başak oluşturma – Olgunlaştıurma % 16

Gübre Uygulama Metodları
Temel besin maddeleri ekim öncesi serpme uygulanabilir.
Temel besin maddeleri ekim makineleri tohum ve gübre ayrı bandlara olmak üzere uygulanmalıdır.
Azot yağmurlama yada damla sulama sistemleri ile çok sayıda parçaya bölünerek verilmelidir.


S U L A M A 


Ülkemizde buğday genellikle sulamasız olarak yetiştirimektedir. Sulama imkanlarının olduğu yerlerde buğday, sapa kalkma ve çiçeklenme dönemlerinde sulanmalıdır. Fakat kurak geçen yıllarda bu kritik dönemler beklenmeden bitki strese girdiği zaman sulama yapılmalıdır.
Konya gibi büyük ölçüde kurak iklim şartlarında yürütülen buğday tarımında ilkbahar yağışlarının miktar ve dağılımı çok önemlidir.
Su tüketimi Mart ayından itibaren artmaya başladığı, Nisan ayında büyük artış gösterdiği ve Mayıs ayında maksimum değere ulaştığı görülür. Nisan-Mayıs yağışları birim alandaki başak sayısını, potansiyel ve gerçek başakcık ve çiçek sayılarının belirlenmesi açısından büyük önem taşımakta ve nihai verimi belirleyici en önemli iklim faktörleridir. Konya ili işlenen tarım arazilerinin % 61.97 ‘ si sulanabilir niteliktedir. Ancak sulanabilir arazilerinin henüz %20.70 ‘i (341.000 ha) sulamaya açılmış durumdadır. Bu alanların yaklaşık yarısında buğday ve arpa tarımı yapılmaktadır.Sulamaya açılan araziler işlenen tarım arazilerinin % 12.83 ‘ üne tekabül etmektedir.

İlkbaharda yeterince yağış düşmediğinde çiftçilerimiz eğer sulama imkanına sahip iseler;
- Sapa kalkma döneminde bir su ( bu bölgemizde Mart sonuı),
- Süt olum döneminde bir su (bu bölgemizde Nisan sonu)
verebilirler. Görüldüğü gibi eğer Nisan ayı kurak geçerse sapa kalkma döneminde bir sulama ve arkasından Mayıs ayında da yeterince yağış düşmez ise süt olum döneminde ikinci bir sulama buğdayda kuru koşullara göre %100’ün üzerinde bir verim artışı sağlayabilir.


M Ü N A V E B E (Ekim Nöbeti)
Tarım yapılan alanlarda aynı bitkinin aynı tarlaya üst üste ekilmesi toprağın fakirleşmesine ve o bitkinin hastalıklarının artmasına neden olur. Bu nedenle buğday tarımında da yüksek verim alabilmek için mutlaka münavebe yapılmalıdır. Buğday bitkisinin gireceği bazı münavebe modelleri şu şekilde olabilir:

1. Model: Ayçiçeği + Buğday + Baklagil + Mısır
2. Model: Şeker Pancarı + Mısır + Buğday + Baklagil
3. Model: Buğday + Ayçiçeği + Kavun-karpuz + Mısır
4. Model: Baklagil + Buğday + Ayçiçeği + Mısır

H A S A T
Buğday tarımında biçerdöver ile hasat, danedeki rutubet % 13-15 dolaylarında iken yapılır. Hasat zamanı geldiğinde buğday bitkisi tam olum devresindedir ve tümüyle saman rengini alır. Hasada erken girilmesi üründe kurutmayı gerektirir, geç kalınması ise hasat kayıplarını artırır. Özellikle yaz döneminde buğday hasadı sırasında sık yağış alan Karadeniz sahil kuşağında, hasat fazla gecikirse, tam oluma gelmiş buğday bitkilerinin başaklarındaki tanelerde dormansinin kırılması sonucu çimlenme görülebilir. Buda ürünün tohumluk ve ekmeklik kalitesini büyük oranda düşürür. Bu nedenle yağışlı geçen yıllarda veya yörelerde buğday hasadını zamanında yapmakta fayda vardır.

 

9 views

« Onceki YazilarSonraki Yazilar »

     
           

|

 

5846 sayili kanun geregi icerigin izinsiz kullanilmasi suctur.Kaynak Gostererek kullanabilirsiniz.. Sitemizde Yapilan Yorumlar Aciklama Niteligindedir. 

          Sahin Tarim.com 2012 Karaman-Turkey (SAHIN TARIM VE HAYVANCILIK)

                                           Copyright � 2005*2011 | WEBMASTER | | Sahin Tarim Turkiye | Sahin Tarim.com