bitkisel üretim | Tarım Ziraat Hayvancılık - Part 19
Yeni Sayfa 1

Kuzu Bakimi  

  Yumurta Fiyatlari

Organik Tarim

tDana Etinin Kisimlari

Facebook Sayfamiz



kımıl

15 Ağustos 2012 Yazan  
Kategori zararlılar

KIMIL
(Aelia spp., Hem.: Pentatomidae)
ZİRAİ MÜCADELE TEKNİK TALİMATI
1. TANIMI VE YAŞAYIŞI
Ülkemizde bulunan türleri; Aelia rostrata Boh., A. acuminata L., A. syriaca Horv., A. furcula Fieb.,
A. melanota Fieb., A.turanica Horv., A. virgata Klug., A. albo-vittata Fieb. ve A. sibirica Reut.dır.
Türlere göre ayrıcalık göstermekle beraber en yaygın türü A. rostrata olup, yaklaşık 8-11 mm
uzunluğunda ve 4-6 mm genişliğindedir. Baş üçgen şeklinde, genişliğinden daha uzun, ön kısmı
sivridir. Orta kısımları koyu, kenarları genellikle açık kirli sarıdır. Antenleri kırmızımtrak renktedir.
Nokta gözler kırmızı, birleşik gözler siyahtır. Sırtın ön kısmının kenarları omurgalı, sarımsı renkte,
noktalıdır. Üzerinde yanyana önden arkaya uzanan siyah ve kirli sarı çizgiler bulunur. Bacaklar kirli sarı
renktedir. Familya özelliği olarak pis koku salgılar.
Erginler yaz sonunda havaların çok ısındığı dönemlerde kışı geçirdikleri 1500-2000 m yükseklikteki
kışlak adını verdiğimiz dağ ve tepelere çıkarlar. Havaların soğuması ile birlikte aktiviteleri kesilir,
duraklama dönemine girerler. Kışı uyuşuk halde meşe, kirpigeven, kirpiotu, çam, ayıkulağı gibi
kışlak bitkilerinin altlarında, yaprak altındaki toprağın 4-8 cm derinliğinde geçirirler. Genellikle
meşe bitkilerini seçerler. İlkbaharda havaların ısınması ile 11-15
o
C derecelerde devamlı olmayan
hareketleri, 19-22
o
C’ lerde artar ve toplu olarak kışlaktan ovaya uçmaya başlarlar. İklim
koşullarına göre değişmekle birlikte genellikle Nisan sonu Mayıs başında kışlaktan ovaya göçerler.
Hava sıcaklığının üst üste en az 20
o
C’nin üstünde bir kaç gün devam etmesi durumunda kışlağı 3-5
günde terkederler. Havaların yağışlı ve serin gittiği günlerde iniş süresi uzar. Kışlaktan ovaya inen
kımıllar başaklı ve gelişmiş ekinleri seçerler. İnişten 10-15 gün sonrasına kadar beslenir ve çiftleşirler.
Dişiler yumurtalarını; 12-18 lik yumurta paketleri halinde; başaklara, saplara, yaprak yüzlerine,
toprak üstüne, yabani otlara bırakırlar. Bir dişi yaşam süresince yaklaşık 150-180 yumurta bırakır.
Yumurtadan çıkan nimfler 5 gömlek değiştirerek yeni nesil ergin olurlar. Nimf dönemi ortalama 20-30
gün sürer. Yeni nesil erginler havaların ısınması ve hasadı takiben kışlaklara çıkarlar.
2.ZARAR ŞEKLİ, EKONOMİK ÖNEMİ VE YAYILIŞI:
Kışlaktan ovaya inen kışlamış kımıl erginleri, süne kışlamış erginleri gibi kardeşlenme döneminde
bulunan hububatı kökboğazı üstünden emerek KURTBOGAZI (Göbek kurusu) zararını yapar. Bu
şekilde zarar görmüş bitki başak bağlamaz. Kışlamış kımıl erginleri hububatın başaklanma
döneminde başak sapını emerek bitkinin tane bağlamasına engel olur. Bu zarar şekline AKBAŞAK
zararı denir. Kımıl 3.-5. dönem nimf ve yeni nesil erginleri tanelerde beslenerek taneleri kavuz
durumuna getirirler. Zararlı yoğunluğuna ve iklim koşullarına bağlı olarak her üç fenolojik dönemde
de zarar ciddi boyutlara ulaşabilir.
Ülkemizin özellikle Orta Anadoluda yoğun olmak üzere hububat ekilişi olan bölgelerde yaygındır.
3.KONUKÇULARI:
Başta buğday olmak üzere diğer kültür ve yabani Buğdaygiller konukçularıdır.
4.DOĞAL DÜŞMANLARI VE ETKİNLİKLERİ:
Ergin ve yumurta parazitoitleri vardır. Orta Anadolu Bölgesinde tespit edilmiş olan ergin parazitoiti
Gymnosoma desertorum Rohd. (Dip.: Tachinidae) dur. Tespit edilen yumurta parazitoiti
Hymenopterler ise; Trisolcus rufiventris (Mayr.), T. semistriatus (Nees.), T. simoni (Mayr.)dır.
Ayrıca kışlaklarda bazı hastalık etmenleri ölüme neden olmakta ve çok az oranda da olsa parazit
nematod Agamermis sp. kışlamakta olan erginlerde raslanılmaktadır.
5.MÜCADELESİ
5.1.Kültürel Önlemler
Bu önlemler içinde erkenci yetişen hububat çeşitleri ile bunların erken ekimleri, tarlaların iyi
hazırlanması, nadasın iyi yapılması, yabancı otlarla gereği şekilde mücadele, hasadın mümkün
olduğu oranda erken yapılması ve polikültür tarıma önem verilmesi gibi önlemler sayılabilir.5.2.Kimyasal Mücadele
5.2.1.Mücadele Zamanının Tesbiti
Kımıl Mücadelesi esas olarak kışlamış erginlere karşı yapılır. Mücadele zamanının sağlıklı bir
şekilde saptanabilmesi için, kışlaktan göç hareketlerinin çok iyi takip edilmesi gerekir. Bu amaçla
hava koşullarına bağlı olarak Nisan ayının ikinci haftasından itibaren kışlaklarda kımılın hareketi
izlenir. İlk uçuşlar görüldüğü günden sonra kışlaklar çevresindeki ekiliş alanları kontrol edilir.
Zararlının dağılmasına ve yumurta bırakmasına fırsat verilmeden toplu iniş alanlarında hemen
mücadeleye başlanır (5 dekar sahada 1/4 m
2
lik çerçevelerle en az 10 sayım yapılarak, ortalama m
2
de 2 kışlamış ergin görülen sahalar programa alınır). Nimf ve yeni nesil erginler için; en geç 5.
dönem nimf görüldüğünde ( 5 dekar sahada 1/4 m
2
lik çerçevelerle en az 10 sayım yapılarak, m
2
de
ortalama 10 adet 2.-5. dönem nimf veya yeni nesil ergin) eşik olarak verilen yoğunlukta kımıl
bulunan alanlarda vakit geçirilmeden ilaçlama yapılmalıdır.
5.2.2.Kullanılacak İlaçlar ve Dozları
7-KIMIL
(Aelia spp., Hem.: (Pentatomidae)’A KARŞI
TAVSİYE EDİLEN İLAÇLAR
Etkili Madde Adı ve Oranı Formülasyonu Dozu(preparat) İlaçların Kullanıldığı
Dekara Biyolojik Dönemler
Endosülfan % 5 Toz 2.5Kg Kışlamış Ergin
Fenitrothion % 3 Toz 2.5Kg Tüm Dönemlerde
Dioxacorb % 3 Toz 2 Kg Tüm Dönemlerde
Fenthion 525 g/1 EC 100 ml Tüm Dönemlerde
Endosülfan 360 g/1 EC 250 ml 2-5. Dönem Nimf
Fenitrothion, 550 g/1 EC 150 ml Tüm Dönemlerde
Endosülfan + Parathion Methyl EC 200 ml Tüm Dönemlerde
(300 + 128) g/1
5.2.3.Kullanılacak Alet ve Makinalar
Sedyeli ve sırt motorlu toz atarlar, traktör kuyruk milinden hareketli toz atarlar ve uygun sıvı atarlar
kullanılır.

4 views

süne

15 Ağustos 2012 Yazan  
Kategori bitkisel üretim, zararlılar

SÜNE
( Eurygaster spp. Hem.: Scutelleridae)
ZİRAİ MÜCADELE TEKNİK TALİMATI
1. TANIMI VE YAŞAYIŞI:
Dünyada, Eurygaster cinsine bağlı 15 tür bulunmaktadır. Türkiyede bu cinse bağlı 7
tür saptanmış olup, bunlardan en önemlileri ; E. integriceps Put., E. ınaura L., E. austriaca
Schrk’dır. Süne türleri; genel olarak toprak renginde, bazen tamamen siyah bazen
kırmızımsı, bazen kirli beyaz, bazende bu renklerin birkaçının karışımı olan alacalı desenli
renklerdedir. Vücut yassıca, üst tarafı hafif tümsek olup üstten görünümü ovaldir. Bağlı
bulundukları familya özelliği olarak pis koku salgılarlar. Baş, üstten bakıldığında üçgenimsi
şekilde ve prothoraxa gömülmüş durumdadır. Başta, pronotum ile başın birleşme yerlerinde
elips şeklinde bir çift petek göz, bunların arasında da bir çift nokta göz bulunur. Antenler,
petek gözlerin altından çıkar ve 5 segmentlidir. Hortum, başın alt tarafında, bacaklar
arasından ilk abdomen segmenti sınırına kadar uzanır. Pronotum altıgen şeklindedir.
Scutellum, abdomeni tamamen örtmez. Abdomen 6 segmentten oluşmaktadır. Erkeklerde
genital segment yamuk peklinde ve tek plakadan oluşmaktadır. Dişide genital segment. 3 çift
plakadan meydana gelmiş olup orta kısmında yumurta bırakma kanalının açıklığı bulunur.
E.integriceps’ te vücut uzunluğu yaklaşık 10-12.5 mm’dir.
E. maura daha geniş vücut yapısına sahip ve pronotum’un arka yan kenarının sivrice
olması ile ayırtedilir. Vücut uzunluğu yaklaşık 9-11 mm’dir.
E. austriaca Önceki iki türden vücudun daha yassı ve büyük olması ile ayrılır. Vücut
uzunluğu yaklaşık 11-14 mm’dir.
Sünenin yaşam süresi bir yıl olup yılda bir döl verir. Erginlerin yaşamı aktif ve pasif
olmak üzere iki döneme ayrılır. Pasif dönem ortalama 9 ay olup bu dönemde erginler, yazın
bir kısmı ile sonbahar, kış mevsimlerinin tamamını ve ilkbaharın bir kısmını kışlaklarda
diyapoz halinde geçirir. Sünenin yüksek yerlerde kışlaması durumunda pasif dönemi de iki
kısma ayırmak mümkündür. Birincisi Temmuzdan Ekim veya Kasım ayına kadar olan
dönemdir. Buna yazlama adı verilir. İkincisi, Ekim-Kasım aylarından Mart-Nisan aylarına
kadar olan dönem olup bu döneme de kışlama denir. Yazlama döneminde yan uyuşuk halde
olan süneler, kışlakların yüksek yerlerinde bulunma eğilimindedirler. Yüksek dağlarda
yazlamayı sürdüren sünelerin bir kısmı, Ekim-Kasım aylarında soğukların başlamasıyla daha
aşağılara doğru yer değiştirirler. Pasif dönemin dağlarda geçirilmesi durumunda en uygun
kışlak yükseklikleri 1200-1600 metredir. Haziran ayında . yeni nesil erginler yaz sıcaklarının
artmasıyla ve hasadın başlamasıyla kışlama alanlarına çekilirler .Kışlak alanlarında, florada
uygun bitki türlerinin altlarına girerek gizlenirler. Bölgelere göre değişmekle beraber, meşe
bitkilerinin yere dökülmüş olan yapraklarının altlarına; geven bitkilerinin kökleri etrafındaki
yumuşak toprağın içerisine, kirpiotu ve zırotu bitkilerinin genellikle yaprak ve dallarının arası
ile yaprak döküntülerinin 1-2 cm altında ve toprak içerisinde, ayıkulağı gibi bitkilerin en alt
yapraklarının gövde ile birleştiği yerlerde gizlenirler. Ergin süneler, kışlaklarda pasif
dönemlerini sürdürdükleri esnada, vücutlarında biriktirdikleri besinleri, hava koşullarına bağlı
olarak yavaş yavaş harcarlar. Yaz uyuşukluğu döneminde havaların sıcak seyrettiği
zamanlarda, vücutlarındaki besin deposundan fazla besin harcandığı halde, kışın şiddetli
soğuklarının hüküm sürdüğü dönemlerde bu sarfiyat en az düzeye iner. Bu durum, kışlak
yerlerinde diyapoz halinde bulunan sünelerdeki metabolizma faaliyetleri ile ilgilidir. Süne
yazlama ve kışlama esnasında beslenmemesine rağmen yavaş ve az da olsa bazı metabolizma
faaliyetlerini sürdürmektedir. Yaz baslarında, 5. dönem nimf ile yeni nesil erginlerin kışlaklara
çekilinceye kadar oburca beslenmesi ile depolanan vücut yağı, 9 aylık pasif dönemde ölçülü
olarak kullanılır ve kalan enerji ile yeni yılın ilkbaharında ovalara inerler.Kışlaklarda, ilkbaharda hava sıcaklığının artması ve bazı bölgelerde karların erimeye
başlaması ile birlikte kış uykusunda bulunan sünelerde metabolizma faaliyeti artarak kış
uykusundan uyanırlar. Kışlaklarda toprak üstü sıcaklığı 15 °C’ye eriştiğinde, süneler ekinlerin
ve mer’aların geliştiği ovalara doğru göç etmeye başlarlar. Bu göç etme durumu, o yılın iklim
koşullarının seyrine bağlı olarak Mart ayının ortası ile Nisan ayının ilk üç haftası arasında
değişir. Uygun giden iklim koşullarında, süneler bir hafta içinde kışlakları terkederler. Aksi
durumda sünelerin kışlakları terketmesi uzun sürebilir ve kademeli inişler halinde birkaç hafta
sürebilir. Sünelerin kışlaktan ovalara uçuşu genellikle sabah 10-12 saatleri arasında olmakta ve bu
esnada esen rüzgarın yönüne bağlı olarak uçuş istikametini belirleyip hububat ve mer’a alanlarına
dağılmaktadırlar. İyi gelişmiş hububat tarlalarını diğerlerine tercih ederler. Kışlama alanlarından
gelen bu sünelere “kışlamış ergin” denilmektedir. Ovalara uçuşun başlaması ile birlikte aktif
dönem başlamıştır. Kışlamış erginlerin ovalara iniş zamanı; genellikle Güneydoğu Anadolu
Bölgesi’nde ekinlerin kardeşlenme., Güney Anadolu ve Ege Bölgesinde çiçeklenme, Orta
Anadolu Bölgesi ve Trakya’da sapa kalkma veya başaklanma dönemine rastlamaktadır. Kışlamış
erginler, havanın açık, sakin ve sıcak olduğu zamanlarda; beslenme, çiftleşme ve yumurta
bırakma gibi yaşamsal faaliyetlerini sürdürürler. Kapalı ve yağışlı havalar ile soğuk ya da
rüzgarlı zamanlarda bitkilerin diplerine veya toprak yüzeyine inerek çatlaklarda gizlenirler. Ovaya
gelen kışlamış erginler, bir taraftan beslenirken diğer taraftan cinsel olgunluğa erişerek çiftleşme
ve yumurta bırakmaya başlarlar. Bir dişi yaşamı boyunca, ortalama 80 adet yumurta bırakır.
Ancak uygun koşullarda daha fazla (150 ve daha fazla), uygun olmayan koşullarda daha az
bırakabilir. Dişi her yumurtlamada, yumurtalarını 12-14 adetlik (çoğunlukla 14) muntazam ve 2-3
sıralı dizilerden oluşan yumurta paketi halinde bırakır. Yumurtlama süresi iklim koşullarına bağlı
olarak 1-2 ay devam etmekle beraber yoğun yumurtlama süresi 2-3 hafta arasında değişir. Dişiler
yumurtalarını çoğunlukla beslendikleri Buğdaygil yapraklarının alt yüzlerine bırakırlar. Ancak,
bazen tüysüz geniş yapraklı otların yapraklarının alt yüzlerine de bırakırlar. Kışlamış erginler
yaklaşık 1-2 ay yasar ve sonuçta doğal olarak ölürler. Kışlamış erginler yeni nesil erginlerin
görüldüğü zamana kadar da tarlada bulunabilir. Yumurtalar I-1,2 mm çapında, küre şeklinde olup
ilk bırakıldıkları zaman filizi yeşil renktedir. İklim koşullarına bağlı olarak yaklaşık 3-4 gün sonra
hafif esmerlesir, yaklaşık 5 gün sonra noktaların toplanmasıyla yumurtada siyah dairemsi bir leke
oluşur. 2-3 Gün sonra ise bu lekeler kaybolur ve kırmızı renkli çapa şekli oluşur. Çapanın
altında üçgen şeklinde siyah renkli bir leke belirir, renk sarımsı yeşile döner. Yumurtaların bu
haline çapa dönemi denilmektedir. Çapa döneminden yaklaşık olarak 5-6 gün sonra nimfler
çıkarlar. Doğal koşullarda yumurtaların olgunlaşıp açılması yaklaşık 2- 3 hafta içerisinde ger-
çekleşir. Nimf çıkmış yumurtaların rengi heyaz olup, nimflerin çıkış yerinde muntazam daire
şeklinde açılmış bir kapak görülür.Yumurtadan çıkan nimfler, genellikle 5-6 gün ara ile 5
gömlek değiştirerek yeni nesil ergin olurlar. Yumurtadan çıkan nimfler ergin oluncaya kadar
yaklaşık 30 gün geçer. Nimflerin depoladığı besinlerin çoğu, gömlek değiştirirken hareketsiz
kaldığı dönemde harcandığından, her gömlek değiştirmeden sonra oburca beslenirler. Yeni
nesil erginler, oburca beslenip gerekli enerjiyi depolayarak kışlak alanlarına çekilirler, kışlak
alanlarına çekilişinde rüzgarın önemli rolü vardır. Birbirine yakın tarlalardan uçan süneler
birleşerek daha büyük kuleler oluşturabilirler. Uçuş esnasında daha yüksek yerlerde, serin
ortam , yeşil ekin ve diğer Buğdaygilleri gördüklerinde konaklayarak beslenmeye başlarlar.
1-2 Gün kaldıkları bu tarlalarda % 100’e varan zararlar oluşturabilirler. Arpa ve
mercimeğin hasadı , çayır ve mer’anın biçim veya kurumasıyla buralarda bulunan süneler en
yakın hububat tarlalarına geçerler.
2. ZARAR ŞEKLİ, EKONOMİK ÖNEMİ VE YAYILIŞI :
Sünenin zarar derecesi ve şekli; sözkonusu zararlının yoğunluğuna, biyolojik
dönemlerine, ürünün çeşidine ve fenolojik durumuna, iklim koşullarına (sıcaklık ve yağışa)
bağlı olarak değişmektedir. Gerek nimf ve gerekse erginler, çeşitli fenolojik dönemlerdebulunan buğdaygilleri hortumları ile sokup emmek suretiyle zarar yaparlar. Kışı geçirdikten
sonra ilkbaharda ovalardaki hububat tarlalarına göç eden kışlamış erginler henüz
kardeşlenme döneminde olan buğday ve diğer bazı Buğdaygil saplarını emerek özsuyunu
alırlar, Emilen saplar zamanla sararır ve kurur. Dolayısiyle başak bağlamazlar. Bu zarar
şekline KURTBOĞAZI denilmektedir. Zamanla bitkiler geliştikçe, beslenmesini bitkilerin
yukarı kısımlarında sürdüren kışlamış erginler; başaklar henüz yaprak kılıfı içerisindeyken,
çiçek döneminde ve tane bağlarken yine saplarda beslenerek başakların beyazımsı bir renk
almalarına, kurumalarına ve dolayısiyle bunların tane bağlamasına engel olurlar. Kışlamış
erginlerin bu şekildeki zararına AKBAŞAK adı verilmektedir.
Başaklardaki taneler sütolumuna gelmeye başladığı bir sırada, kışlamış erginlerin
populasyonları da gittikçe azalmaya baslar. Bunların bıraktığı yumurtalardan çıkan nimfler
hububatın bu döneminde, gittikçe artan bir yoğunluk ve oburlukla taneleri sokup emmeğe
başlarlar. Nimf dönemleri ile yeni nesil erginlerin beslenmesi sonucu oluşan zarar önem
kazanır. Çünkü bu devrede hububat süt yada sarı olum dönemindedir. 4. ve 5. dönemdeki
nimflerin beslenmesi sonucu, taneler çimlenme güçlerini kaybedecekleri gibi, ekmeklik ve
makarnalık özelliklerini de yitirirler.
Süneler kışlakta geçireceği yaklaşık 9 ay gibi uzun süre için gerekli enerjiyi (yağı),
YENİ NESİL ERGİN döneminde almak zorundadır. Bu nedenle bir taraftan havaların gittikçe
artan sıcaklığı, diğer taraftan da hububat başaklarının gittikçe çabuklaşan bir biçimde
olgunlaşmaya ve tanelerin de sertleşmeye başlaması yüzünden mevut olan besinden azami
şekilde yararlanmak ve vücutlarına yedek besin depo etmek üzere yoğun olarak beslenirler.
İste bu dönemdeki sünelerin beslenmesi, besin almanın en önemli bölümünü oluşturur.
Çünkü oburca beslenmesinin yanı sıra, bu dönemde hububat da sarıoluma geçmek üzeredir.
Zamanla tanelerin sertleşmesine karşılık vücutlarından salgıladığı bazı enzimlerle taneleri
yumuşatıp glütenini tahrip ederler. Hatta beslenilen tanelerin sağlam olanlarına oranı az
dahi olsa (% 2), emgili tanelerin bulunduğu bulaşık buğdaylardan elde edilen unlar
yinede teknolojik özelliklerini büyük ölçüde yitirirler.
Bilindiği gibi, sünenin biyolojisi ile bitki fenolojisi arasında sıkı bir ilişki vardır. Bu
nedenle Güney Anadolu Bölgesinde zarar durumu ve oranı farklıdır. Sözkonusu bölgede
sünenin ilkbaharda kışlaktan ovalara göç ettiği günlerde hububat özellikle Adana ve Hatay
illerinde genellikle ciçeklenme dönemindedir. Bu illerde kışlamış erginler tanede ve başak
sapında beslenirler. Kurtboğazı zararı nadiren görülür. Nimfler, 4-5 dönemdeyken hasat
başlar. Yeni nesil erginler meydana geldiği zaman hasadın sonuna yaklaşılır. Bu nedenle
yeni nesil erginlerinin Güney Anadolu Bölgesindeki zararı, Güneydoğu Anadoluda olduğu kadar
önemli değildir.
Ülkemizde süne türleri Karadeniz Bölgesinin birkaç ili hariç bütün bölgelerde
bulunmaktadır.
3.KONUKÇULARI
Sünenin beslendiği bitkiler buğday, arpa, yulaf ve bunların yabani formları diğer bazı
Buğdaygil türleridir. Zararlı, çavdarı arpaya tercih etmesine karşılık çavdar ve yulafın ekiliş
alanları sünenin yaygın ve etkin olduğu yerlerde sınırlıdır. Buğday buğdayın yabani formlarını
diğer buğdaygillere oranla daha fazla tercih ederler.
4.DOĞAL DÜŞMANLARI VE ETKİNLİKLERİ
Sünenin doğada üremesini sınırlayan faktörlerin başında besin ile birlikte ekolojik
koşullar ve doğal düşmanları çok önemli rol oynamaktadır.
Sünenin doğal düşmanları ; yumurta parazitoitleri, yumurta predatörleri, erginlerin iç ve
dış parazitoitleri, ergin veya nimflerin predatörleri ve hastalık yapan etmenlerdir. Ayrıca
kuşlardan keklik türleri, serçe, güvercin ile leyleklerde nimf ve ergin predatörüdür.Ülkemizde değişik bölge ve yörelerde bulunan doğal düşmanların listesi Çizelge l’de
verilmiştir.
5.MÜCADELESİ:
5.1.Kültürel Önlemler
Bu önlemlerin içerisinde erken yetişen hububat çeşitleri ile bunların erken ekimleri,
tarlaların iyi hazırlanması, nadasın iyi yapılması, yabancı otlarla iyi bir mücade; hasadın mümkün
olduğu kadar erken yapılması ve polikültür tarıma önem verilmesi gibi önlemler sayılabilir.
5.2.Biyolojik Mücadele
Daha önce belirtildiği gibi sünenin doğada çoğalmasını engelleyen pek çok parazitoit ve
predatörleri vardır. Bunlar içinde de en önemlileri yumurta parazitoitleridir. Ancak yumurta
parazitoitlerini laboratuvarda çoğaltarak doğaya salıvermekten çok, doğayı bunların çoğalmasına
elverişli hale getirmek ve korumak amaçlanmalıdır. Bu yöntemi uygulamanın yegane yolu
ağaçlandırma ile polikültür tarıma yönelmektir.
5.3.Kimyasal Mücadele
Süne mücadelesine esas olmak üzere, izleyen yılda süne populasyonunu tahmin etmek için
belirli kışlakların her yıl aynı yerlerinde sonbahar ve ilkbahar aylarında sayımlar yapılarak süne
yoğunluğu tespit edilir. Kışlak bitki örtüsüne göre sayımlar l/16 m
2
(25X25 cm) lik çerçevelerle
veya bitkilerin kesimi yoluyla yapılır, kışlak sürvey cetvelleri İl Müdürlüklerince ilgili Zirai
Mücadele Araştırma Enstitülerine gönderilir.
İlkbaharda tarlada süne yoğunluğunu tespit için öncelikle zararlının kışlaktan ovaya
göçü izlenmelidir. Bu amaçla bölge veya ili temsil edecek özelliklere sahip l veya 2 kışlak
belirlenir. Mart veya Nisan aylarında günün en yüksek sıcaklığı 15 C
0
nin üzerine çıktığı
günlerden itibaren süne hareketi izlenerek kışlaktan ovaya göçün başladığı tarifi tespit edilir. Bu
tarihten itibaren gün aşırı aynı yerlerde sayımlar yapılarak populasyon seyri izlenir. Bu işleme
kışlaktaki populasyonun % 90’ı ovaya ininceye kadar devam edilir. Göç süresi 8-30 gün
arasında değişir.
Mücadele yapılacak alanların belirlenmesi için tarlada İl Müdürlüğünün Bitki Koruma
Şubesi elemanlarınca önce kaba daha sonra kıymetlendirme sürveyleri yapılır. Bu sürveyler için
köylerin hububat ekilişleri ünitelere ayrılır. Ünite; bir köye ait toplu hububat ekiliş alanları olduğu
gibi bir büyük hububat tarlasıda olabilir. Üniteler A.B.C. gibi harflerle isimledirilip, ünite
içerisindeki tarlalar ve büyüklükleri bir kroki üzerinde işaretlenmelidir. Ayrıca ünitedeki
tarlalardan sayımı yapılanlar da taranarak krokide belirlenmelidir. Sayımlarda 1/4 m
2
(50 X 50
cm)’lik çerçeveler kullanılmalı ve sayım çerçeve dışından içine doğru çok dikkatli bir şekilde
yapılmalıdır.
Kaba sürvey; kışlamış erginler kışlaktan ovaya göç etmeye başladıktan sonra sürvey
ekiplerinin, sorumlu olduğu bölgeyi tanımaları ve sünenin dağılımı ile yoğun olarak iniş yaptığı
alanları tesbit için periyodik olarak yaptıkları gözlemler olup, kıymetlendirme sürveyine kadar
devam eder.
Süne kışlamış erginlerinin yaklaşık % 90’dan fazlası kışlakları terkettiği tarihten itibaren
iklim koşullarına bağlı olarak genellikle 2-3 gün sonra yüksek yoğunluk görülen yerlerden
başlanarak en geç 10 gün içerisinde bitirilmelidir. Bu sürveyin amacı hububat alanlarındaki
gerçek süne populasyon yoğunluğunu tespit ederek mücadele yapılacak alanları belirlemektir.
Kıymetlendirme sürveyinde bir ünite içerisindeki tarlaların en az 1/3’ünde sayım yapılmalıdır.
Tarlada yapılacak sayım adedi tarla büyüklüklerine göre aşağıda verilmiştir.
l – 15 dekar arasındaki tarlada 8-12 sayım
15-50 dekar arasındaki tarlada 12-16 sayım
50 – 200 dekar arasındaki tarlada 16-24 sayım
200 – 800 dekar arasındaki tarlada 24 – 32 sayım
800 dekardan büyük tarlada 32 – 40 sayımKıymetlendirme sürvey cetvelleri; Bakanlık, Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsü ve il
Müdürlüğü’ne gönderilerek sonuçlar yapılan değerlendirme toplantısında görüşülür. Bu şekilde o
yıl için l. – 3. dönem nimf mücadelesi yapılacak alanlar belirlenir.
Kıymetlendirme sürveyi sonuçlarına göre kışlamış ergin yoğunluğu m
2
‘de ortalama 0.8 ve
üzerinde olan alanlarda yumurta parazitlenme sürveyine geçilir ve 7 gün içinde tamamlanır.
Parazitlenme sürveyine, süne yumurtalarının % 20 – 30’u çapa dönemine geldiğinde başlanır. Her
ünitenin en az 2 tarlasında 1/4 m
2
‘lik çerçevelerle en az 20 paket yumurta buluncaya kadar
sayım yapılır.Sayımlar sırasında bulunan yumurtalar ünite bazında ayrı ayrı zarflara konularak 3-
5 gün bekletildikten sonra değerlendirilerek parazitlenme oranı bulunur. Elde edilen sonuçlar yine
Bakanlık ve Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsüne gönderilir. Parazitlenme oranları
kıymetlendirme sürveyleri neticesinde m
2
‘de ortalama 0.8, l, 1.5 kışlamış ergin yoğunluğu tespit
edilen ünitelerde sırasiyle % 40, % 50, % 70 ise; böyle alanlarda 1.-3. dönem nimf için ilaçlama
yapılmamalıdır. Ancak bu tip alanlar sürekli kontrol edilerek gerekirse 4.-5. dönemde
ilaçlanmalıdır. Yine doğada mevcut parazitleri korumak amacı ile; kışlamış ergin yoğunluğunun
m
2
‘de ortalama 2 ve daha fazla ve aynı alanlarda yumurta parazitlenme oranı da % 70 ve daha
yüksek ise 1.-3. dönem nimflere karşı ilaçlama, 2. dönem nimflerin populasyondaki payı % 40’a
ulaştığında yapılmalıdır. Parazitlerin doğal faaliyetine terk edilen alanlarda, 4.-5. dönem nimf ve
yeni nesil ergin dönemlerinde kenardan olan bulaşmalarla yoğunluk artışı sözkonusu olduğunda
yine parazitleri koruma düşüncesi ile sadece yoğunluk görülen tarla kenarları ilaçlanmalıdır.
5.3.1.İlaçlama Zamanının Tesbiti
Süne mücadelesine 2. dönem nimfler görüldüğünde başlanması ve 4. dönem nimfler
görülünceye kadar devam etmesi mücadele zamanı yönünden esastır.Bu süre yaklaşık 15 gündür.
Ancak belirlenen bu süre içerisinde bitirilmediği taktirde 4. ve 5. dönemlerinde de mücadeleye
devam edilebilir. Bu çerçevede süne mücadelesinin amacına ulaşabilmesi için mücadeleye tam
zamanında başlanması, mücadelenin en önemli bölümünü oluşturmaktadır.
5.3.2 Kullanılacak Alet ve Makinalar
Süne mücadelesinde yer aletleri ve uçaktan yararlanılmaktadır. Uçak ile yapılan
mücadelede ise Konvensiyonel ve ULV ilaçlama sistemleri kullanılmaktadır.
5.3.3. İlaçlama Tekniği
Güney Anadolu, Ege, Marmara Bölgeleri gibi parazitoitlerin yaygın ve aktif olduğu, bunun
yanında ipek böcekçiliği, arıcılık, hayvancılık yapılan ve göl, nehir, baraj gibi su kaynaklarının
bulunduğu yörelerde ilaçlanması gereken alanlarda öncelikle yer aletleri ile, alanın genişlemesi
durumunda ise uçakla konvensiyonel sistemle kontrollü bir şekilde mücadele yapılmalıdır.
Salgının şiddetli ve yaygın, uçak sayısının yetersiz, mücadele zamanının kısıtlı olması
gibi durumlarda uçakla ULV sistemi de kullanılabilir.
Süne mücadelesinin amacına ulaşabilmesi için ;
1. Yer aletleri ve uçakla yapılan konvensiyonel ilaçlamalar sakin havalarda yapılmalı, toz
ilaçlar rüzgar hızı l .5 m/sn.’i, sıvı ilaçlarda ise 3 m/sn.’i aştığında uygulanmamalıdır.
2. İlaçlamalar günün serin saatlerinde ( genellikle sabah 4-10, öğleden sonra 15-18 arası)
yapılmalı, sıcaklık 30
0
C’yi aştığında durdurulmalıdır. Aksi halde toz ilaçlar
oturmaz ve hafif rüzgarla sürüklenir, emülsiyon ilaçlar ise buharlaşma sonucu kısmen
aynı akibete uğrayabilir.ULV sistemde ise rüzgar hızı 5 m/sn. olmalıdır
3. İlaçlama sırasında uçuş yüksekliği konvensiyonel sistemde ürün üzerinden 2-3 metre,
ULV sistemde 3-5 metre olmalı, daha yüksek uçuş saptanırsa şartname hükümleri gereğince pilot
uyarılmalıdır.
4. Uygulamaya başlamadan önce bütün uçakların kalibrasyonu yapılmalı, ULV
formulasyonda damla çapı 100-120 µ arasında ayarlanmalı ayar kollarının tespiti için
gerekli önlemler alınmalıdır.5. Dönüme atılacak mahlül miktarı, uçaklar için 1.5 litre, atomizör tipi pülverizatörlerde 15-
25 litre, adi basınçlı pülverizatörlerde ekin boyuna göre 50-60 litre olarak
hesaplanır.
6. Uçak püskürtme memeleri sıksık kontrol edilmeli tıkananlar temizlenmeli, depo temiz
bulundurulmalı, ilaçlar süzülerek uçak deposuna konulmalıdır.
7. Bakanlıkça hazırlanan 8.5.1972 tarihli uçakla yapılacak ilaçlama tatbikatına ait
esaslarda kayıtlı hususlara uyulmalı, ayrıca ” Zirai mücadelede havadan ULV ilaçlama teknik
talimatı” nda kayıtlı hususlara da uyulmalıdır.
6.UYGULAMANIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Sünenin bütün biyolojik dönemlerine karşı uygulanan mücadelede, uygulamanın etki oranını
saptamak amacıyla, ilaçlı ve ilaçsız kısımlarda 4.-5. dönem nimflerin populasyondaki payı
yaklaşık % 70 olduğunda 1/4 m
2
lik çerçevelerle tarla büyüklüğüne bağlı olarak uçak ile
mücadele yapılan tarlalarda enaz 40 , yer aleti ile mücadele yapılan alanlarda ise enaz 12 sayım
yapılıp canlı bireyler sayılır ve değerlendirme yapılır. Ayrıca hasat zamanında mücadele yapılan
alanlardan l kg lık tane örnekleri alınarak emgi açısından da değerlendirme yapılır.
Çizelge 1. Eurygaster spp.ülkemizde saptanan doğal düşmanları.
TÜR KONUKÇU DÖNEMİ
HYMENOPTERA:
Scelionidae
Trissolcus anitus Nixon. Yumurta
T.basalis Woll. Yumurta
T.culturatus Mayr. Yumurta
T.grandis Thoms. Yumurta
T.rufiventris Mayr. Yumurta
T.scutellaris Thoms. Yumurta
T.semistriatus Nees Yumurta
T.simonii Mayr. Yumurta
T.vassilievi Mayr Yumurta
Telenomus heydeni Mayr Yumurta
T.tischleri Nixon Yumurta
T.truncatus Nees Yumurta
T.choaspes Nixon Yumurta
T.reticulatus Del. Yumurta
Hadronatus monspeliensis Pic Yumurta
Oryon spp Yumurta
Encyrtidae
Ooencyrtus pityocampus var. Yumurta
O.abdominalis Mercet Yumurta
O.telenomicidae Vass. Yumurta
DİPTERA:
TachinidaePhasia subcoleopterata L. Ergin
Heliozeta helluo Fabr. Ergin
Helomyia lateralis Meig. Ergin
Phasia crassipennis Fabr. Ergin
Gymnosoma desertorum Rond. Ergin
Asilidae:
Heteropogon ornatipes Low. Ergin ve Nimf
Machimus setibarbus Low. Ergin ve Nimf
HETEROPTERA:
Reduviidae
Rhinocoris punctiventris H.S. Nimf
R. colenatii Reut. Nimf
ACARINA
Balaustium miniatum Herm. Yumurta
AVES
Sturnus (=Pastor) roseus L. Ergin ve Nimf
ASCOMYCETES
Beauveria bassiana Bals. Kışlaklarda ergin
Aspergillus candidus Kışlaklarda ergin
BAKTERİ
Bacterium eurygasteris Kışlaklarda ergin
SÜNE
( Eurygaster spp. Hem.: Scutelleridae)
KARŞI TAVSİYE EDİLEN İLAÇLAR
Etkili Madde Formülasyon Dozu(Preparat) İlaçların Kullanılacağı
Adı ve Oranı ………………… Dekara Biyolojik Dönem
Fenitrothion % 3 Toz 2500 g 1-3,4-5 dönem nimf ve
yeni nesil ergin
Fenthion 525 g/l EC 125 ml 1-3,4-5 dönem nimf
Fenitrothion 550 g/l EC 100 ml 1-3.4-5 dönem nimf
yeni nesil ergin
Cypermethrin 250 g/l EC 20 ml 1-3 dönem nimf
30 ml 4-5 dönem nimf veyeni nesil ergin
Deltamethrin 25 g/l EC 30 ml 1-3 dönem nimf
50 ml 4-5 dönem nimf ve
yeni nesil ergin
Cyfluthrin 25 g/l EC 50 ml 1-3 ve 4-5 dönem nimf
ve yeni nesil ergin
Lambda Cyhalothrin 50 g/l EC 20 ml 1-3 ve 4-5 dönem nimf
ve yeni nesil ergin
Deltamethrin 5g/l ULV 150ml 1-3 ve 4-5 dönem nimf
ve yeni nesil ergin
Fenitrothion 400 g/l ULV 165ml 1-3 ve 4-5 dönem nimf
ve yeni nesil ergin
Alphacypermethrin 100 g/l EC 15 ml 1-3 ve 4-5 dönem nimf
ve yeni nesil ergin
Alphacypermethrin 10 g/l ULV 15 ml 1-3 ve 4-5 dönem nimf
ve yeni nesil ergin
Deltamethrin 1,5g/l ULV 30ml+120 ml su 1-3 ve 4-5 dönem nimf
ve yeni nesil ergin
Cypermethrin 25 g/l ULV 180 ml 1-3 ve 4-5 dönem nimf ve
yeni nesil ergin
Fenthion 375 g/l ULV 165 ml 1-3 ve 4-5 dönem nimf
yeni nesil ergin
Cyfluthrin K + L=
Beta Cyfluthrin 5 g/l ULV 150 ml 1-3 ve 4 -5 dönem nimf
yeni nesil ergin
Zetacypermethrin 8 g/l ULV 150 ml 1-3 ve 4 -5 dönem nimf
yeni nesil ergin
Tralomethrin 360 g/l EC 35 ml (1-3. dönem)

238 views

süne mücadelesi

15 Ağustos 2012 Yazan  
Kategori zararlılar

MÜCADELESİ:
.Kültürel Önlemler
Bu önlemlerin içerisinde erken yetişen hububat çeşitleri ile bunların erken ekimleri,
tarlaların iyi hazırlanması, nadasın iyi yapılması, yabancı otlarla iyi bir mücade; hasadın mümkün
olduğu kadar erken yapılması ve polikültür tarıma önem verilmesi gibi önlemler sayılabilir.

.Biyolojik Mücadele
Daha önce belirtildiği gibi sünenin doğada çoğalmasını engelleyen pek çok parazitoit ve
predatörleri vardır. Bunlar içinde de en önemlileri yumurta parazitoitleridir. Ancak yumurta
parazitoitlerini laboratuvarda çoğaltarak doğaya salıvermekten çok, doğayı bunların çoğalmasına
elverişli hale getirmek ve korumak amaçlanmalıdır. Bu yöntemi uygulamanın yegane yolu
ağaçlandırma ile polikültür tarıma yönelmektir.

.Kimyasal Mücadele
Süne mücadelesine esas olmak üzere, izleyen yılda süne populasyonunu tahmin etmek için
belirli kışlakların her yıl aynı yerlerinde sonbahar ve ilkbahar aylarında sayımlar yapılarak süne
yoğunluğu tespit edilir. Kışlak bitki örtüsüne göre sayımlar l/16 m
2
(25X25 cm) lik çerçevelerle
veya bitkilerin kesimi yoluyla yapılır, kışlak sürvey cetvelleri İl Müdürlüklerince ilgili Zirai
Mücadele Araştırma Enstitülerine gönderilir.
İlkbaharda tarlada süne yoğunluğunu tespit için öncelikle zararlının kışlaktan ovaya
göçü izlenmelidir. Bu amaçla bölge veya ili temsil edecek özelliklere sahip l veya 2 kışlak
belirlenir. Mart veya Nisan aylarında günün en yüksek sıcaklığı 15 C
0
nin üzerine çıktığı
günlerden itibaren süne hareketi izlenerek kışlaktan ovaya göçün başladığı tarifi tespit edilir. Bu
tarihten itibaren gün aşırı aynı yerlerde sayımlar yapılarak populasyon seyri izlenir. Bu işleme
kışlaktaki populasyonun % 90’ı ovaya ininceye kadar devam edilir. Göç süresi 8-30 gün
arasında değişir.
Mücadele yapılacak alanların belirlenmesi için tarlada İl Müdürlüğünün Bitki Koruma
Şubesi elemanlarınca önce kaba daha sonra kıymetlendirme sürveyleri yapılır. Bu sürveyler için
köylerin hububat ekilişleri ünitelere ayrılır. Ünite; bir köye ait toplu hububat ekiliş alanları olduğu
gibi bir büyük hububat tarlasıda olabilir. Üniteler A.B.C. gibi harflerle isimledirilip, ünite
içerisindeki tarlalar ve büyüklükleri bir kroki üzerinde işaretlenmelidir. Ayrıca ünitedeki
tarlalardan sayımı yapılanlar da taranarak krokide belirlenmelidir. Sayımlarda 1/4 m
2
(50 X 50
cm)’lik çerçeveler kullanılmalı ve sayım çerçeve dışından içine doğru çok dikkatli bir şekilde
yapılmalıdır.
Kaba sürvey; kışlamış erginler kışlaktan ovaya göç etmeye başladıktan sonra sürvey
ekiplerinin, sorumlu olduğu bölgeyi tanımaları ve sünenin dağılımı ile yoğun olarak iniş yaptığı
alanları tesbit için periyodik olarak yaptıkları gözlemler olup, kıymetlendirme sürveyine kadar
devam eder.
Süne kışlamış erginlerinin yaklaşık % 90’dan fazlası kışlakları terkettiği tarihten itibaren
iklim koşullarına bağlı olarak genellikle 2-3 gün sonra yüksek yoğunluk görülen yerlerden
başlanarak en geç 10 gün içerisinde bitirilmelidir. Bu sürveyin amacı hububat alanlarındaki
gerçek süne populasyon yoğunluğunu tespit ederek mücadele yapılacak alanları belirlemektir.
Kıymetlendirme sürveyinde bir ünite içerisindeki tarlaların en az 1/3’ünde sayım yapılmalıdır.
Tarlada yapılacak sayım adedi tarla büyüklüklerine göre aşağıda verilmiştir.
l – 15 dekar arasındaki tarlada 8-12 sayım
15-50 dekar arasındaki tarlada 12-16 sayım
50 – 200 dekar arasındaki tarlada 16-24 sayım
200 – 800 dekar arasındaki tarlada 24 – 32 sayım
800 dekardan büyük tarlada 32 – 40 sayımKıymetlendirme sürvey cetvelleri; Bakanlık, Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsü ve il
Müdürlüğü’ne gönderilerek sonuçlar yapılan değerlendirme toplantısında görüşülür. Bu şekilde o
yıl için l. – 3. dönem nimf mücadelesi yapılacak alanlar belirlenir.
Kıymetlendirme sürveyi sonuçlarına göre kışlamış ergin yoğunluğu m
2
‘de ortalama 0.8 ve
üzerinde olan alanlarda yumurta parazitlenme sürveyine geçilir ve 7 gün içinde tamamlanır.
Parazitlenme sürveyine, süne yumurtalarının % 20 – 30’u çapa dönemine geldiğinde başlanır. Her
ünitenin en az 2 tarlasında 1/4 m
2
‘lik çerçevelerle en az 20 paket yumurta buluncaya kadar
sayım yapılır.Sayımlar sırasında bulunan yumurtalar ünite bazında ayrı ayrı zarflara konularak 3-
5 gün bekletildikten sonra değerlendirilerek parazitlenme oranı bulunur. Elde edilen sonuçlar yine
Bakanlık ve Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsüne gönderilir. Parazitlenme oranları
kıymetlendirme sürveyleri neticesinde m
2
‘de ortalama 0.8, l, 1.5 kışlamış ergin yoğunluğu tespit
edilen ünitelerde sırasiyle % 40, % 50, % 70 ise; böyle alanlarda 1.-3. dönem nimf için ilaçlama
yapılmamalıdır. Ancak bu tip alanlar sürekli kontrol edilerek gerekirse 4.-5. dönemde
ilaçlanmalıdır. Yine doğada mevcut parazitleri korumak amacı ile; kışlamış ergin yoğunluğunun
m
2
‘de ortalama 2 ve daha fazla ve aynı alanlarda yumurta parazitlenme oranı da % 70 ve daha
yüksek ise 1.-3. dönem nimflere karşı ilaçlama, 2. dönem nimflerin populasyondaki payı % 40’a
ulaştığında yapılmalıdır. Parazitlerin doğal faaliyetine terk edilen alanlarda, 4.-5. dönem nimf ve
yeni nesil ergin dönemlerinde kenardan olan bulaşmalarla yoğunluk artışı sözkonusu olduğunda
yine parazitleri koruma düşüncesi ile sadece yoğunluk görülen tarla kenarları ilaçlanmalıdır.
.İlaçlama Zamanının Tesbiti
Süne mücadelesine 2. dönem nimfler görüldüğünde başlanması ve 4. dönem nimfler
görülünceye kadar devam etmesi mücadele zamanı yönünden esastır.Bu süre yaklaşık 15 gündür.
Ancak belirlenen bu süre içerisinde bitirilmediği taktirde 4. ve 5. dönemlerinde de mücadeleye
devam edilebilir. Bu çerçevede süne mücadelesinin amacına ulaşabilmesi için mücadeleye tam
zamanında başlanması, mücadelenin en önemli bölümünü oluşturmaktadır.
5.3.2 Kullanılacak Alet ve Makinalar
Süne mücadelesinde yer aletleri ve uçaktan yararlanılmaktadır. Uçak ile yapılan
mücadelede ise Konvensiyonel ve ULV ilaçlama sistemleri kullanılmaktadır.
5.3.3. İlaçlama Tekniği
Güney Anadolu, Ege, Marmara Bölgeleri gibi parazitoitlerin yaygın ve aktif olduğu, bunun
yanında ipek böcekçiliği, arıcılık, hayvancılık yapılan ve göl, nehir, baraj gibi su kaynaklarının
bulunduğu yörelerde ilaçlanması gereken alanlarda öncelikle yer aletleri ile, alanın genişlemesi
durumunda ise uçakla konvensiyonel sistemle kontrollü bir şekilde mücadele yapılmalıdır.
Salgının şiddetli ve yaygın, uçak sayısının yetersiz, mücadele zamanının kısıtlı olması
gibi durumlarda uçakla ULV sistemi de kullanılabilir.
Süne mücadelesinin amacına ulaşabilmesi için ;
1. Yer aletleri ve uçakla yapılan konvensiyonel ilaçlamalar sakin havalarda yapılmalı, toz
ilaçlar rüzgar hızı l .5 m/sn.’i, sıvı ilaçlarda ise 3 m/sn.’i aştığında uygulanmamalıdır.
2. İlaçlamalar günün serin saatlerinde ( genellikle sabah 4-10, öğleden sonra 15-18 arası)
yapılmalı, sıcaklık 30
0
C’yi aştığında durdurulmalıdır. Aksi halde toz ilaçlar
oturmaz ve hafif rüzgarla sürüklenir, emülsiyon ilaçlar ise buharlaşma sonucu kısmen
aynı akibete uğrayabilir.ULV sistemde ise rüzgar hızı 5 m/sn. olmalıdır
3. İlaçlama sırasında uçuş yüksekliği konvensiyonel sistemde ürün üzerinden 2-3 metre,
ULV sistemde 3-5 metre olmalı, daha yüksek uçuş saptanırsa şartname hükümleri gereğince pilot
uyarılmalıdır.
4. Uygulamaya başlamadan önce bütün uçakların kalibrasyonu yapılmalı, ULV
formulasyonda damla çapı 100-120 µ arasında ayarlanmalı ayar kollarının tespiti için
gerekli önlemler alınmalıdır.5. Dönüme atılacak mahlül miktarı, uçaklar için 1.5 litre, atomizör tipi pülverizatörlerde 15-
25 litre, adi basınçlı pülverizatörlerde ekin boyuna göre 50-60 litre olarak
hesaplanır.
6. Uçak püskürtme memeleri sıksık kontrol edilmeli tıkananlar temizlenmeli, depo temiz
bulundurulmalı, ilaçlar süzülerek uçak deposuna konulmalıdır.
7. Bakanlıkça hazırlanan 8.5.1972 tarihli uçakla yapılacak ilaçlama tatbikatına ait
esaslarda kayıtlı hususlara uyulmalı, ayrıca ” Zirai mücadelede havadan ULV ilaçlama teknik
talimatı” nda kayıtlı hususlara da uyulmalıdır.
6.UYGULAMANIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Sünenin bütün biyolojik dönemlerine karşı uygulanan mücadelede, uygulamanın etki oranını
saptamak amacıyla, ilaçlı ve ilaçsız kısımlarda 4.-5. dönem nimflerin populasyondaki payı
yaklaşık % 70 olduğunda 1/4 m
2
lik çerçevelerle tarla büyüklüğüne bağlı olarak uçak ile
mücadele yapılan tarlalarda enaz 40 , yer aleti ile mücadele yapılan alanlarda ise enaz 12 sayım
yapılıp canlı bireyler sayılır ve değerlendirme yapılır. Ayrıca hasat zamanında mücadele yapılan
alanlardan l kg lık tane örnekleri alınarak emgi açısından da değerlendirme yapılır.
Çizelge 1. Eurygaster spp.ülkemizde saptanan doğal düşmanları.
TÜR KONUKÇU DÖNEMİ
HYMENOPTERA:
Scelionidae
Trissolcus anitus Nixon. Yumurta
T.basalis Woll. Yumurta
T.culturatus Mayr. Yumurta
T.grandis Thoms. Yumurta
T.rufiventris Mayr. Yumurta
T.scutellaris Thoms. Yumurta
T.semistriatus Nees Yumurta
T.simonii Mayr. Yumurta
T.vassilievi Mayr Yumurta
Telenomus heydeni Mayr Yumurta
T.tischleri Nixon Yumurta
T.truncatus Nees Yumurta
T.choaspes Nixon Yumurta
T.reticulatus Del. Yumurta
Hadronatus monspeliensis Pic Yumurta
Oryon spp Yumurta
Encyrtidae
Ooencyrtus pityocampus var. Yumurta
O.abdominalis Mercet Yumurta
O.telenomicidae Vass. Yumurta
DİPTERA:
TachinidaePhasia subcoleopterata L. Ergin
Heliozeta helluo Fabr. Ergin
Helomyia lateralis Meig. Ergin
Phasia crassipennis Fabr. Ergin
Gymnosoma desertorum Rond. Ergin
Asilidae:
Heteropogon ornatipes Low. Ergin ve Nimf
Machimus setibarbus Low. Ergin ve Nimf
HETEROPTERA:
Reduviidae
Rhinocoris punctiventris H.S. Nimf
R. colenatii Reut. Nimf
ACARINA
Balaustium miniatum Herm. Yumurta
AVES
Sturnus (=Pastor) roseus L. Ergin ve Nimf
ASCOMYCETES
Beauveria bassiana Bals. Kışlaklarda ergin
Aspergillus candidus Kışlaklarda ergin
BAKTERİ
Bacterium eurygasteris Kışlaklarda ergin
SÜNE
( Eurygaster spp. Hem.: Scutelleridae)

 

KARŞI TAVSİYE EDİLEN İLAÇLAR

Etkili Madde Formülasyon Dozu(Preparat) İlaçların Kullanılacağı
Adı ve Oranı ………………… Dekara Biyolojik Dönem
Fenitrothion % 3 Toz 2500 g 1-3,4-5 dönem nimf ve
yeni nesil ergin
Fenthion 525 g/l EC 125 ml 1-3,4-5 dönem nimf
Fenitrothion 550 g/l EC 100 ml 1-3.4-5 dönem nimf
yeni nesil ergin
Cypermethrin 250 g/l EC 20 ml 1-3 dönem nimf
30 ml 4-5 dönem nimf veyeni nesil ergin
Deltamethrin 25 g/l EC 30 ml 1-3 dönem nimf
50 ml 4-5 dönem nimf ve
yeni nesil ergin
Cyfluthrin 25 g/l EC 50 ml 1-3 ve 4-5 dönem nimf
ve yeni nesil ergin
Lambda Cyhalothrin 50 g/l EC 20 ml 1-3 ve 4-5 dönem nimf
ve yeni nesil ergin
Deltamethrin 5g/l ULV 150ml 1-3 ve 4-5 dönem nimf
ve yeni nesil ergin
Fenitrothion 400 g/l ULV 165ml 1-3 ve 4-5 dönem nimf
ve yeni nesil ergin
Alphacypermethrin 100 g/l EC 15 ml 1-3 ve 4-5 dönem nimf
ve yeni nesil ergin
Alphacypermethrin 10 g/l ULV 15 ml 1-3 ve 4-5 dönem nimf
ve yeni nesil ergin
Deltamethrin 1,5g/l ULV 30ml+120 ml su 1-3 ve 4-5 dönem nimf
ve yeni nesil ergin
Cypermethrin 25 g/l ULV 180 ml 1-3 ve 4-5 dönem nimf ve
yeni nesil ergin
Fenthion 375 g/l ULV 165 ml 1-3 ve 4-5 dönem nimf
yeni nesil ergin
Cyfluthrin K + L=
Beta Cyfluthrin 5 g/l ULV 150 ml 1-3 ve 4 -5 dönem nimf
yeni nesil ergin
Zetacypermethrin 8 g/l ULV 150 ml 1-3 ve 4 -5 dönem nimf
yeni nesil ergin
Tralomethrin 360 g/l EC 35 ml (1-3. dönem)

11 views

Bodur Elma Yetiştiriciliği

15 Ağustos 2012 Yazan  
Kategori elma yetiştiriciliği

Bodur Elma Yetiştiriciliği

Toprak Hazırlığı
Bahçe kurulacak arazi uzun süre işlenmemiş ise sürüm öncesi toprak patlatılmalı ve ardından derin sürülerek ve yaz mevsimi sonuna kadar toprağın havalanmasını ve güneşlenmesini sağlamak için beklenmelidir. Eğer daha önce yetiştiricilik yapılan bir alanda dikim yapılacak ise bahçe yapılacak yerin toprağı ilkbahar, yaz aylarında derin bir şekilde sürülmelidir. Çıkan eski kökler temizlenmelidir. Sonbaharda kesekleri kırmak dağıtmak, araziyi tesviye etmek için tırmık veya diskaro çekilerek arazi dikime hazır hale getirilir. Elma fidanı dikilmeden önce mutlaka toprak analizleri yardımı ile bahçe kurulacak alanın toprak özelliği ve içeriği belirlenmeli, yapılacak uygulamalar analiz sonrası ortaya çıkan değerler ışığında yapılmalıdır. Toprağın hazırlanması sırasında genel olarak yapılacak uygulamalar; gerek olduğu takdirde dikim öncesi dekara 3-4 ton 2-3 sene yanmış gübresi çiftlik gübresi (gübre yanmamış olursa yabancı ot tohumu ve toprak altı zararlıların larva ve yumurtaları olacaktır), dekara 25-50 kg Triple Süper Fosfat (TSP) veya Diamonyum Fosfat (DAP) dekara 20-40 kg Potasyum Sülfat gübreleri uygulanabilir. Uygulama sırasında gübreler pulluk yardımı ile derin sürüm yapılarak toprağın 20-25 cm derinliğine ulaştırılmalıdır. Damla veya mini spring sistemi kurulacak ise azot, fosfor ve potaslı gübreler sulama ile birlikte bir program dahilinde verilir.

Dikim Yerlerinin Belirlenmesi ve İşaretlenmesi 

Fidan dikimi yapılmadan önce dikim noktaları kazıklarla işaretlenir, bu amaçla uzun bir ipin arazinin üst başına gerilmesi ile dikim sıraları, sağ **** sol başına gerilmesi ile de ilk sıranın fidan yerleri belirlenir. Bu aşamadan sonra her sıraya gerilen ip doğrultusu boyunca fidan aralıklarına eşit boyda bir demir profil **** şerit metre yardımı ile sıra üzeri fidan yerleri tek tek ve kontrollü olarak belirlenir ve kamışlarla işaretlenir. (Şekil – 1).


Şekil-1

Tavsiye edilen bodur ve yarı bodur elma dikim aralıkları aşağıdaki tabloda verilmiştir.
M9 (bodur anaçlı) – M106 (yarı bodur anaçlı) çeşitlerin sıra arası ve sıra üzeri (m.)

Dikim sıklığı arttıkça dekara dikilen fidan sayısı artmakta, dolayısıyla ilk yıllarda dekardan alınan meyve miktarı da artmaktadır. Güneş ışığından iyi yararlanmak amacı ile dikim sıraları kuzey – güney istikametinde olmalıdır Tozlayıcı çeşit sırası 30 metreyi geçmemelidir. Bu amaç ile her 5-6 sırada bir dölleyici sırası dikilmelidir.. Şekil-1 de belirtilen örnek dikim planında içi dolu yuvarlak noktalar dölleyici çeşidin dikim yerlerini, siyah oval çizgiler ise ana çeşitlerin dikim yerlerini belirtmektedir. Fidan yerlerini belirlemede ve fidan dikimi esnasında dikim tahtası kullanılmalıdır (Şekil – 2). Fidan dikilecek çukur, burgu **** elle kök uzunluğunun yaklaşık 2 katı (40 cm.) çapında ve 30-40 cm derinliğinde olacak şekilde hazırlanır (Şekil -3). Bazen pratik olması amacı ile sıra üzeri, kanal açan pullukla derin ve geniş olarak sürülür ve dikim yapılır.


Şekil2


Şekil3

Drenajı bozuk olan topraklara drenaj kanalları açılmadan dikim yapılmamalıdır. Su geçirgenliği az olan arazide 50 cm genişlik ve 30 cm yüksekliğindeki set üzerine çukur açıldıktan sonra fidan dikilmesi ve iki sıranın tam ortasına tekli pullukla 25 cm derinlikte bir kanal açılması bahçenin uzun ömürlü olması için iyi bir tavsiyedir

 

Fidan Dikimi
Basit bir işlem olan fidan dikim işlemi doğru yapılmadığı takdirde ağaçlar gelişemezler veya ölürler. Dikim yapılırken dikilecek fidanlar uzun süre açıkta bırakılmamalı, köklerin kurumasına izin verilmemelidir.Fidanlar nemli olarak korunmalıdır.Fidan dikimi genel olarak sonbaharda yaprak dökümü ile ilkbaharda ağaçlara su yürümesine kadar geçen zamanda yapılır. En uygun dönem kışı ılık geçen yerlerde sonbaharda, kışı sert geçen yerlerde ilkbaharda dikmektir. Fidanlar iklim ve toprak şartlarının müsait olduğu durumlarda ağaca su yürümeden önce dikilmelidir. Kışı çok sert olmayan kurak yerlerde sonbahar dikimi daha iyi sonuç veriri. Bunun nedeni sonbaharda dikilen fidanların kış yağışları ve toprak ısısının uygun olduğu günlerde kök gelişmesine başlamasıdır.Dikimi yapılacak olan fidanların köklerindeki yaralı ve kırık kısımlar makas ile temizlenir. (Özellikle odunsu kökler) bu sayede söküm sırasında zarar görmüş kök parçaları kesilerek temizlenmiş olur (Şekil -5). Daha sonra bir kap içerisinde hazırlanan ilaçlı suya (100 litre suya 400 gr. Captan + 100 gr. Benlate veya 100 litre suya 400 gr. Captan + 100 gr Deresol) fidan kökleri daldırılarak kök hastalıklarına karşı önlem alınır.Fidan dikim yerleri küçük kazıklarla belirlendikten sonra gerek çukurların açılması gerekse fidanların dikimi için dikim tahtası kullanılmalıdır. Böylece fidanların tam işaretlenen yerlere dikilmeleri nedeniyle sıraların düzgün olması sağlanır.

Şekil-5


Şekil-6

Açılmış olan çukurlar içerisine üst toprak konur ve kümbet yapılır. Fidan dikim tahtasının ortasına aşı noktası hakim rüzgara karşı (genellikle güneye bakacak şekilde) ve aşı noktası toprak seviyesinden 20 cm. yukarıda olacak şekilde yerleştirilir ve toprakla doldurulur. Kökler arasında hava boşlukları kalmaması için toprak, hafif hafif ayakla bastırılarak yerleştirilir. Killi ağır topraklarda sıkıştırma işlemi su ile yapılmalıdır (Şekil -6). Fidan dikiminden hemen sonra derhal 20-25 litre can suyu verilmelidir.

İlkbaharda dikilen dalsız fidan tamamen, don tehlikesi tamamen geçtikten sonra aşı noktasından 65-70 cm., yerden ise 85-90 cm.’den lider olabilecek iyi gelişmiş bir gözün 1-2 mm. yukarından meyilli kesilir. Eğer fidan 3 den az yani 1-2 dalı var ise bu dallar kesilir ve fidan yukarıda tarif edildiği şekilde bir göz üzerinden kesilerek dikilir.


Şekil-7

Fidanlıktan alınan fidan geniş açı ile çıkmış en az 5-8 dallı ise fidan dallı olarak dikilir. (Şekil-7) Dikim işlemi çiçeklenmeye yakın bir zamanda yapılmış ise dalların uzunluğunun yarısı bir alt gözden kesilir. Dikim işlemi çiçek açımından 6-8 hafta önce yapılmış ve dalların uzunluğu 60 cm den az ise dalların uç kesimini yapmak isteğe bağlıdır. Kesilmeden bırakılan ve yere paralel olacak şekilde eğilen dallar ikinci yıl bol meyve verecektir. Bunun aksine dal uzunluğunun 1/4 veya 1/3 ünün kesilmesi dallanmayı arttıracak, meyve gözünün gövdeye yakın yerde oluşmasını arttırarak ölü göz (çıplak gövde) oluşumunu azaltacak ve dalın kalınlaşmasına neden olacaktır. Dallı fidan dikiminde lider en üstteki daldan 30-35 cm yukarıdan kesilir, ancak kesimden sonra dallanma olacağı ve birinci katta dal sayısı artacağı için yeni çıkan dallar koparılır ve liderin büyümesi sağlanır.

NOT: Aşı noktası toprak seviyesinden 20 cm yüksekte olmalı, böylece aşı noktası yüksek olan ağaçların kuvvetli gelişmesi önlenmiş olur. Aksine aşı noktası yere yakın olan Ağaç güçlü gelişir. Aşı noktası toprakla örtülür ise ağaç aşı noktası üstünden köklenerek bodur ağaç özelliğini kaybetmiş olur.

Bodur Ağaçlarda Direk Dikimi
Modern meyve yetiştiriciliğinde bodur anaçlar (M9, M26) kullanıldığında; ağaçların yıkılmasını önlemek, dalları eğmek ve meyve yükünü taşımak amacıyla her ağaca bir direk veya telli terbiye sistemi gereklidir. Bu amaç için sanayi borusu, empreylenmiş ağaç direk veya beton direkler kullanılmaktadır. Direk dikim işlemi fidan dikiminden önce yapılır ise çok iyi olur (Şekil -8).


Şekil-8

Sulama ve Gübreleme Uygulamaları
Sulama; diğer tarımsal faaliyetlerde olduğu gibi etkinliği arttıran ve günümüz iklim koşullarında mutlaka gerekli olan bir uygulamadır. Sulama uygulamasının önemi kadar bir sulamada verilmesi gerekli oan su miktarı ve sulama zamanın iyi belirlenmesi gerekir. Meyve yetiştiriciliğinde kontrollü su uygulaması meyve verim ve kaletesine büyük ölçüde etki eder.

Kontrollü su uygulamaları modern sulama yöntemleri ile mümkündür. Bu yöntemlerin başında damla ve mini yağmurlama sulama yöntemleri gelmektedir. M9 anacı ile sık dikilen bahçeler için damla, M106 anaçları ile dikilen bahçelerde mini yağmurlama sistemleri uygundur.

Bodur elma yetiştiriciliğinde yöntemlerden her ikiside kullanılabilir. Ancak yöntem seçiminde; bitkinin sı üzerindeki aralığı, su kaynağının debisi, içindeki çözünmüş maddelerin miktarı ve toprağın bünyesi (hafif, ağır toprak) etkilidir. Unutulmaması gereken en önemli koşul, ağacın gölgelediği alanın yani kök bölgesinin tamamına yakın ıslatılmasıdır. Hangi sistem kurulursa kurulsun bitkinin su ihtiyacının tam karşılanması tavsiye edilir.

Damla **** mini yağmurlama sulama yöntemiyle sulama yaparken özellikle aşırı sulamalardan kaçınmak gerekir. Aşırı sulamalarda besin maddeleri kök bölgesinden yıkandığı gibi sürgün gelişimide fazla olur ve meyve gözü oluşumları azalır, ayrıca kloroz gözlenir. Dolayısıyla üreticilerimizin sulama yaparken bitkide oluşan durumları iyi incelemesi buna uygun sulama programı oluşturması tavsiye edilir. Bunun yanında unutulmaması gereken ağır bünyeli toprakların su tutma kapasiteleri hafif bünyelilere göre daha fazla olacağından çok geçirgen topraklarda sulama aralıkları ve uygulanan su miktarı fazla olabilir. Ayrıca yapılan araştırmalara göre özellikle çiçek döneminde sulama yapılmaması ve meyve bağlamanın ardından yaratılacak su stresi sonucunda meyve dökümü artar, meyve kalitesi büyük ölçüde azalır ve ebadı küçük kalır. Ancak meyvede istenen tat ve aroma ve iriliğinin korunması amacıyla sulama düzenli yapılmalıdır.

Gübreleme programı yapılırken mutlaka toprak ve yaprak tahlili (tam çiçeklenmeden 8-10 hafta sonra) sonuçları göz önünde tutulmalıdır. Ancak genel bir tavsiye olarak aşağıdaki gübre uygulaması yapılabilir.

Dikimden sonraki ilk yıl (Dekara) : 

Dikim anında, fidan çukuruna kimyasal gübre uygulamaları yapılması, yanlış uygulamalar sonucunda taze köklerin yanmasına neden olabileceğinden tavsiye edilmez. Bunun yerine, vejatasyon başladıktan 2-3 hafta sonra damla **** mini sprik sistemi ile gübrelemelere başlanması tavsiye edilmektedir. Ayrıca vejetasyon dönemi içerisinde 2 kez mikro elementleri içeren bir yaprak gübresi ile uygulama yapmak uygun olmaktadır.

Dikimden sonraki ilk yıl (dekara):

· 3-4 kg N/Da, 1,5-2 kg P2O5 /da, 5-6 K2O /da besin elementi için

· 10 kg Amonyum Sülfat

· 2 kg MAP (Mono Amonyum Fosfat)

· 12 kg Potasyum Sülfat veya Potasyum Nitrat

· 2 kg Fosforik Asit ( %85 )

Normal Verimdeki Bir Bahçe İçin (Dekara)

· 8-10 kg N/da, 2-3 P2O5 /da, 14-16 kg K2O /da

· 30 KG Amonyum Sülfat

· 5 kg MAP

· 32 kg Potasyum Sülfat veya Potasyum Nitrat

· 8 kg Magnezyumlu bir gübre

Bortraks ve Zimtraks sonbaharda yapraktan uygulanır.

 

M9 Anaçlı Ağaçlarda Budama ve Terbiye
DİKİM YILINDA BUDAMA

Şekil 9.1
Dalsız bir fidan dikilmiş ise aşı noktasından 70 cm veya yerden 85-90 cm’den iyi bir göz üzerinden kesim yapılır. 1-2 dallı fidan dikilmiş ise dallar kesilerek fidan tek kamçı haline getirilir ve yukarı da izah edildiği şekilde kesilir.
Şekil 9.2.
Gözler 1-2 cm sürünce en tepedeki iki göz (lider olması için) bırakılır. Diğer 3.4.5 ve 6. göz koparılır. Böylece koparılan gözlerin altındaki diğer gözlerden geniş açılı dallar elde edilir.
Şekil-10.
İlk 50-60 cm de oluşan dal grubundaki sürgünler 10-15 cm boya geldiklerinde değişik istikametlere yönelmiş en az 3-4 dal mandalla geniş açılı olacak şekilde yatırılır. Bu sayede dal üzerinde erken meyve oluşumu temin edilmiş olur.

 Şekil -11. Lider olması için bırakılan gözlerden çıkan sürgünler 15-20 cm olunca dik ve güçlü gelişen biri lider olur, diğer sürgün kesilir. Böylece liderden 10-15 cm uzakta değişik yönlerde geniş açı ile çıkan 5 ila 7 dal elde edilir. Gelişen fidanda en az 3 dal olmalı. Granny Smith, Gala, Jonagold, Fuji gibi çeşitlerde 6-7 dal olabilir. Dallanma yerden en az 50-60 cm de başlamalı. 50 cm den aşağıdaki dallar kesilmeli.

NOT : Birinci yıl yaz boyunca, üst üste büyüyen, gelecek yıl çıkarılması gereken dallar çıkarılır.

İkinci Yıl Terbiye ve Budama 

Şekil -12. Birinci yıl terbiye sonucunda en az 85 cm uzunluğunda büyümüş bir lider ve değişik yönlerde geniş açı ile çıkmış ortalama 40-60 cm uzunluğunda en az 3, ideali 5, kuvvetli büyüyen ağaçlarda 6-7 dalı olan bir ağaç elde edilmiş olacaktır (Şekil).

Lider en üstteki daldan 85 cm mesafeden birinci yılda olduğu gibi kesilir. Kesim yerinin altından 15-20 gün sonra süren sürgünler 2 cm olunca birinci yılda olduğu gibi kesilerek 2. kat dalları oluşturulur. 2. katta geniş açı ile çıkan 3-5 yeni dalımız olur. Bu dallar 1. yıldaki gibi kürdan, mandal veya iple bağlanarak güçlü büyümesi engellenir ve meyveye yatırılır. Şekil:

2. yıl sonunda 1. katta 5-6 ana dalı ve ana dallarda meyve gözleri oluşmuş. Bu kattan 70 cm yukarıda 3-5 ana dalı ve 2. kattan itibaren yaklaşık 80 cm büyümüş bir lider elde edilir. Böylece ağaç pramit şeklinde, çam ağacına benzer şekilde büyütülmüş olur.

Üçüncü Yıl Terbiye ve Budama 
Şekil-13. Ağaç uyanmadan önce 2. kattaki en üstteki daldan 75 cm yukarıda bir göz üzerinden tepe kesimi yapılır. 1. ve 2. yılda olduğu gibi 3-4 göz kaldırılarak 3. kat oluşumu yapılır. Üst üste gelerek güneş ışığını engelleyen dallar kaldırılır. Gereğinden fazla uzayan dallar bir meyve gözünden veya yan daldan kısaltılır.

Dallı Dikilen Fidanda Budama 

Şekil -14. Liderden, değişik yönlerde ve geniş açı ile çıkan asgari 3, ideali 5, kuvvetli gelişen çeşitlerde 6-7 dalı olan bir fidan dikilmiş ise; yere 50-60 cm den yakın olan dallar ve dik dallar kesilerek fidan dikilir. Dikim çiçek açmaya çok yakın dikilmiş ise dal uzunluğunun yarısı kesilir. Fidan erken dönemde dikilmiş ise dal uzunluğunun 1/3 kesilerek dal kısaltılır. Lider dalın kesimi ise, en üst daldan 30 cm yukarıdan bir gözden kesilir. Kesimden sonra lider üzerinde çıkan sürgünler 1. katta 5-6 dal var ise kaldırılır. 3 dal varsa 2-3 sürgün dal olması amacı ile bırakılarak dal sayısı artırılır. Lider yaz boyunca büyümeye devam ederken liderden çıkan yan dallar geniş açı ile büyütülerek 2. kat dalları oluşturulur. Budama ve terbiye 2.3. yılda olduğu gibi devam edilir.

M106 Anacı Üzerinde Redchief Gibi Büyüyen Ağaçlarda Terbiye ve Budama
Redchief gibi zayıf ( spur ) büyüyen çeşitlerde terbiye ve budama kuvvetli gelişen çeşitlerden aşağıda sayılan nedenlerden dolayı farklıdır.

Spur gelişen çeşitlerin büyüme özellikleri;

– Fazla dal vermez ve dallar lidere rakip olarak dik gelişir.

– Meyve gözleri dallar üzerinde spurlar da bol miktarda oluşur.

– Meyve gözleri bol miktarda olduğu ve erken yaşlarda bol meyve verdiğinden sürgün gelişimi az olur.

Birinci Yıl Terbiye ve Budama

Şekil -15. Lider aşı noktasından 60 cm den veya yerden 75-80 cm den kesilir. Kesim noktasının altındaki 1. ve 2. göz lider olması amacı ile bırakılır. Diğer 3, 4, 5 ve 6. Gözler kaldırılır. Kaldırılan bu gözlerin altında gelişen sürgünler 45 O açı ile büyütülür. Yere 40 cm den aşağıda olan sürgünler temizlenir. . Böylece ana daldaki yan dallarında geniş açı ile büyümesi sağlanmış olur. Birinci yıl sonunda asgari 3-5 dalı olan ve dalları 45 derecelik açı ile büyümüş bir ağaç yapısı elde edilmiş olur.

İkinci Yıl Terbiye ve Budama 
Şekil-16. Birinci yıl 45 O açı ile büyüyen dalların uzunluğunun 1/3 ü alt bir gözden kesilir. Kesim yerindeki gözden sonraki 2 göz kaldırılır. Böylece ana daldaki yan dallarında geniş açı ile büyümesi sağlanmış olur. İkinci yıl lider, 1. Kattan 80 cm yukarıdaki bir göz üzerinden kesilir. Bitişik gözler daha önce izah edildiği şekilde kaldırılma işlemine tabi tutulur.

Şekil-17. Spur gelişen çeşitlerde en önemli konu yıllık gelişen sürgün uzunluğunun 1/3 ünün kesilmesi ve dalların 45-60 O lik açı ile büyütülmesidir. Böylece; gözlerin bir kısmı atılarak iri ve kaliteli, güneş ışığının ağacın iç ve alt kısmına girmesi sağlanarak ta çok renkli ve kaliteli meyve alınmış olur.

Elmalarda Russet (Pas) Hastalığı
Elmalarda meyve dış yüzeyinin bir ağ gibi kabuk bağlaması şeklinde görülen anormalliğe “Russet” adı verilmektedir. Bu anormallik : meyvenin yüksek nem,yağmur,çiğ,don gibi bazı çevre koşullarından; epidermal hücrelerin anormal büyümesinden ; kimyasal maddelerin kötü etkisinden ;düzensiz beslenmeden ya da Pseudomonas cinsine ait bazı bakterilerden kaynaklanmaktadır.

Bilindiği üzere tüm bitkilerde hastalık denildiğinde ‘ hayat olayları seyrinin normalden uzaklaşması ‘ anlaşılır. Hastalıkların nedenleri ise önce iki ana gruba ayrılır : a) Canlı etmenler , b) Cansız etkenler . Russet hastalığı yukarıda belirtildiği gibi daha çok cansız etkenlerden kaynaklanmaktadır. Türkçe’de “pas hastalığı” olarak da isimlendirilen “Russet” hastalığının çeşitli fungal patojenlerden ileri gelen pas hastalığı ile ilgisi yoktur.

Meyve, çiçeklenme ile taç yaprakların dökülmesinden 30 gün sonraki süre arasında daha duyarlı olmaktadır. Bu süre, meyvedeki kütiküla tabakasının gözle görülür gelişmesi ile çakışmaktadır. Çiçeklenme sırasında ya da çiçeklenmeden hemen sonra meyve kütikülası fiziksel olarak zarar görürse yahut da epidermel hücreler çok hızlı bölünürse (fizyolojik russet) kütikülanın kırılması vukubulur ve aktif kabuk kambiyumu alt epidermel bölgede oluşmaya başlar ve böylece kabuk teşekkül eder.Bu oluşumdan sonra , kabuk hücreleri dışa dökülür ve sonunda meyvenin o bölgesinde esas koruyucu tabaka halini alır.

Russet’e duyarlılık meyve çeşitlerine göre değişmektedir.Belirli bazı armut çeşitlerinde (örn.: Beurre Bosc) ve elma çeşitlerinde (örn.:Golden Russet) tam russet (pas) oluşumu bazan normal bir özellik olarak değerlendirilmektedir. Aslında russet oluşumu istenmeyen bir durumdur.Golden Delicious ve Cox’s Orange Pippin elma çeşitleri bu istenmeyen russet oluşumuna meyillidir. Golden Delicious elma çeşitlerinin bazı bireyleri duyarlılık yönünden farklılıklar göstermektedir: spur tipler genellikle diğer alışılagelmiş tiplerden daha duyarlı olmaktadır.Jonathan ve Northern Spy gibi bazı çeşitlerde russet oluşumu gövde çukurluklarında olmaktadır. Çiçeklenme sırasındaki don, russet oluşumunu teşvik etmektedir. İlaçlamalardan dolayı oluşan russet , elmanın ilaçlanan yüzeyinde görülmektedir.Oysa fizyolojik russet meyvenin tüm yüzeyinde düzgün (uniform) bir dağılım gösterir.

Russet genellikle birçok etkenden kaynaklanır ve bu nedenle mücadelesi zordur.Hava kökenli ya da fizyolojik russet(çiçeklenmenin 30 günlük süresi içinde başlayan) ; yüksek nem,yağmur, ya da çiğden kaynaklanan ;yüksek sıcaklıktan ya da beslenme düzensizliğinden (yüksek azottan) ; yakıcı ilaçlamalardan ileri gelen russet, bu hastalığın başlıca şekillerini oluşturmaktadır.

Russet hastalığı ile mücadelede : yeni bahçe tesis ederken genetik olarak dayanıklı çeşitlerin seçimi ; hastalığı teşvik eden ilaçlamalardan sakınılması ( ıslanabilir toz –WP-formülasyonlar emülsiyon konsantre-EC-‘lerden daha emniyetlidir ) ; ağaçların dengeli beslenmesine dikkat edilmesi (yüksek azottan sakınılması , yeterli fosfor verilmesi) ; budamanın tam olarak yapılması ; russet oluşumuna uygun hava koşullarında (yavaş kuruma durumlarında,yüksek nemde ve sıcaklığı 32 C ‘den büyük olduğu zaman ) ilaçlamaların yapılmaması gerekmektedir. Giberellik asit (hormon) uygulamaları bazı meyve çeşitlerinde russet oluşumunu azaltmıştır.

67 views

elma yetiştiriciliği

15 Ağustos 2012 Yazan  
Kategori elma yetiştiriciliği, meyvecilik

ELMA BAHÇESİ TESİSİ

Dikim Zamanı

Elma fidanları kışın ılık geçen ve yağışlı olmayan bölgelerde sonbahardan (yaprak dökümünü müteakip) itibaren ağaçlarda fizyolojik faaliyet başlayana (ilkbahar) kadar dikilebilir. Kışı soğuk veya yağışlı geçen bölgelerde ise ilkbahar dikimi tercih edilmelidir.

Bahçe Yerinin Dikime Hazırlanması

Burada da en önemli husus, arazinin iyi bir şekilde sulanması için uygun bir toprak tesviyesi yapmaktır. Meyilli alanlarda bahçe kurarken setleme (teraslama) yapılması şarttır.

Taban suyunun yüksek olduğu yerlerde, su tutan ağır (killi) topraklarda dikimden evvel drenaj problemi halledilmelidir.

Bahçe kurulacak yerin dikimden evvel bir defa derince ve sonradan bir veya iki defa da yüzlek işlenmesi doğru olur.

Sökülen bir elmalığın yerine yeniden elma dikimi için, aradan hiç değilse birkaç yıl geçmelidir. Çünkü toprak yorgunluğu  denen olayı dikkate almak gerekir.

 

Dikim Şekilleri

Kapama elma bahçeleri genellikle kare, dikdörtgen, üçgen, satranç ve meyilli arazide tesviye eğrileri üzerine dikme şeklinde (kontur) tesis edilir. Bu şekillerin herhangi birisinin seçilmesinde arazi şekli, ara ziraatı yapılıp yapılmaması, dikilmesi gereken fidan sayısı rol oynar. Genelde düz yerlerde (taban arazilerde) kare dikim uygulanmaktadır.

 

Dikim Aralıkları (Dikim Sıklığı)

Elma bahçelerinde ağaçlara verilecek mesafeler çeşide, kullanılan anaca, toprak durumuna ve iklime göre değişir.

Elma ağaçları nemli yerlerde iyice büyüdüklerinde taçları arasında hiç olmazsa bir metre aralık kalacak kadar seyrek dikmelidir ki, aradan bolca hava işlesin ve mantar hastalıkları daha az zarar yapsın. Halbuki sulanan kurak bölgelerde gerek hava, gerek toprak üstü nemini saklamak için ağaçların sık olması daha uygundur.

Ayrıca kuvvetli, besin maddelerince zengin topraklarda dikim mesafeleri daha fazla, zayıf topraklarda ise daha azdır.

Bir fidanı meydana getiren anaç ve çeşit (patron ve kalem) ikilisinin kuvvetine göre de dikim aralıkları değişiklik arz etmektedir.

Elma çeşitleri gelişme kuvvetlerine göre yüksek boylu standart çeşitler ve spur tipi (yarı bodur) çeşitler olmak üzere iki gruba ayrılırlar.

Bunlardan Golden Delicious, Starking Delicious, Granny Smith, Staymared, Amasya, Beacon, Hüryemez, Mutsu ve Jonathan gibi daha birçok elma çeşidi yüksek boylu standart çeşitler içerisinde, Starkrimson Delicious ve Starkspur Golden Delicious ise yarı bodur çeşitler içerisinde yer almaktadır.

Bilindiği üzere kullanılan

İşte bu değişik kuvvetlerdeki anaç ve çeşitlerin birlikte meydana getirdikleri kombinasyonlara göre de dikim aralıkları farklılık arz etmektedir.

 

ELMA BAHÇELERİNDE YILLIK BAKIM İŞLERİ

 

Toprak İşleme

Bahçe toprağının sürülüp, sürülmemesi konusunda değişik görüşler vardır. Toprak işlemesinin, özellikle, sathi köklü olan elma ağaçlarının kök ve saçak sistemini parçaladığı bir gerçektir. Batı dünyasında, elma bahçelerinde toprak işlemesi genellikle yapılmamaktadır. Ağacın taç iz düşümü altında kalan saha malçlanmakta, diğer kısımları da daimi çayır altında tutulmaktadır. Ancak, Avrupa’nın iklim şartları memleketimiz iklim şartlarından oldukça farklıdır.  Orada ki sık yağmurlar nedeni ile hem bahçelerin su ihtiyacı karşılanmakta hem de bu daimi çayırlar yeşilliğini muhafaza etmekte aynı zamanda toprak yumuşaklığını da korumaktadır.

Memleketimizde, Karadeniz Bölgesi dışında kalan bölgelerde ilkbahar ve özellikle yaz şartları kuraktır. Uygulanan sulama teknikleri daimi çayır yetiştirmeye uygun değildir. Bu nedenle rakipsiz kalan yabani otlar bahçeyi adeta istila eder. Toprak yapısına bağlı olarak, toprak sertleşir ve saçak kökler havasız kalır. Böyle bahçelerde gelişme durur veya geriler. Bu nedenle, elma bahçelerinde toprak sürümüne karşı olmamak gerekir. Ancak pullukla derin işleme yapılmamalı, diskharrow ile kök sistemini parçalamayacak derinlikte işleme yeterlidir.

 

Sulama

elma ağaçları saçak kök sistemine sahip olduklarından dolayı diğer bir çok meyve türüne göre daha fazla su ister ve yüksek nemden hoşlanırlar. Bahçelere verilecek su miktarı, yıllık yağış toplamına, bu yağışın dağılımına, transpirasyon (bitkiden meydana gelen su kaybı) şiddetine, ağacın büyüklüğüne ve toprağın tipine göre değişir.

Sulamada en önemli konu sulama zamanının iyi tespit edilmesidir. Bunun için en pratik yöntem toprağın elle kontrol edilmesidir. Sulama zamanı; Tansiyometre adı verilen aletlerle daha kesin ve güvenilir olarak tespit edilebilir.

Elma ağaçları için en önemli sulama zamanı yazın yapılan sulamadır. Yaz sulamasına yağış durumuna göre Mayıs’ta başlanır ve bütün yaz boyunca devam edilir. Baharı kurak geçen yerlerde yaz sulamasına erken başlanırsa meyve tutumu artar ve meyve kalitesi de yüksek olur. Elma bahçelerini kurak bölgelerde; yerine göre 10 günde bir sulamak gerekir. Nemli bölgelere doğru gidildikçe sulama aralığı 15-20 güne, hatta 1 aya kadar çıkabilir. En çok uygulanan sulama şekil “Salma Sulama” dır. Suyun az olduğu yerlerde “Dar Çanak” (Tava Yöntemi) uygulanır.

Diğer sulama sistemleri ise “Yağmurlama” ve “Damlama” sulamadır. Damlama sulamada köklerin bulunduğu alanın bir kısmı sürekli nemli kalmaktadır.

 

Meyve Seyreltme

Elma ağaçlarında ki meyve tutumu genellikle arzu edilenden fazladır. Ağaçlar fazla meyve besleyemez, dolayısıyla kalite düşer. Bu sebeple mevcut meyvenin bir kısmının ağaçtan koparılması gerekir. Elmalarda açan çiçeklerin % 9’’ unun meyve halinde elde edilmesi normal bir mahsul için yeterli görülmektedir.

Meyve seyreltmesi; budama, çiçeklerin bir kısmını veya meyvenin bir kısmını yok etme şeklinde uygulanır.

Seyreltme iki şekilde yapılır.

El ile Seyreltme

Bu işlem meyvelerin el ile koparılıp, atılmasından ibarettir. Bunda çiçek hüzmelerinde bir meyve bırakılır. Esas dallar üzerinde her 15-20 cm’ de bir meyve bulunacak şekilde meyveler seyreltilir.

El ile seyreltme Haziran dökümlerinden sonra yapılır.

Herekleme

Elmalarda hasat zamanına doğru meyve ağırlığında % 30-40 oranında artışlar olur. Bu ağırlıktan dolayı seyreltme ve budama yapılmayan ağaçlarda dalların aşağıya doğru eğilmesine ve hatta bazı dalların kırılmasına sebep olur. Bunu önlemek için dalların altına kalın dallardan yapılmış herekler konur.

Herekleme bir masraf gerektirir ve bahçede hareketi güçleştirir. En doğru yol doğru bir terbiye sistemi ile budamanın yapılmasıdır.

 

Meyve Hasadı

Elma meyve olarak ince kabuklu, çok nazik bir meyvedir. Meyveler hasat edilirken avuç içine alınmamalı, parmakla sıkılmamalıdır. Meyveleri toplama kovalarına koyarken ve boşaltırken çok dikkatli olmalıdır. Sebep olunacak küçük bir yara veya ezik depo çürüklüğüne sebep olan mantarlar için giriş kapısıdır.

Hasatta diğer bir noktada hasat zamanının doğru olarak tayinidir. Elma meyveleri ağaç olumunda hasat edilir. Meyveler yeme olumuna soğuk hava depolarında belirli süre tutulunca ulaşırlar.

Yazlık elmalar ağaç ve yeme olumuna ağaç üzerinde iken ulaşırlar. Bu sebeple yazlık çeşitler yeme olumunda hasat edilmelidir.

Elma ağaçlarında hasat iki veya üç defa yapılır. İlk hasatta daha ziyade ağacın dış veya alt kısmındaki meyveler koparılır. Sonra ise iç kısımlardaki yarı ve üst dallardakiler toplanır.

Depolama

Hasat edilen elmalar pazara sevk edilinceye kadar depolarda muhafaza edilirler. Bu depolar adi depolar, soğuk hava depoları veya değişik atmosferli soğuk hava depoları olabilir.

Elmaların depoda kalma müddeti, meyvenin depolama zamanı, ağacın beslenme durumu, mevsim ve çeşide göre değişir.

Bir çok elma çeşidi –1 ile 0°C de ve %85-90 nisbi nemde uzun süre saklanabilir. Ticari depolardaki sıcaklık 0-2°C dir. Elmalar –2°C donarlar.

Golden ve Starking ise en uygun 0°C de ve % 90 nisbi nemde, Granny Smith ise +3°C saklanmalıdır.

Tam zamanında yapılan hasat ve uygun depolama şartlarının sağlanmasıyla Golden Delicious ve Starspur Golden Delicious çeşitleri 5 ay, Starking Delicious ve Starkrimson Delicious çeşitleri 7 ay, Granny Smith çeşidi ise 9 ay süre ile depoda saklanabilir.

 

 

Yumuşak Çekirdekli Meyve Ağaçlarında Ateş Yanıklığı Hastalığı (Erwinia Amylovora)

Kök Kanseri Hastalığı (Agrobacterium Tumefaciens)

Elma Mozaik Virus Hastalığı (Apple Mosaıc Ilarvırus)

Elma Klorotik Yaprak Leke Virüsü Apple Chlorotic Leafspot Trichovirus (Aclsv)

Elmada Alternarya Meyve Çürüklüğü Alternaria Alternata (Fr.) Keissler (= Alternaria Tenuis Ness.)

Meyve Monilyası (Mumya) Monilinia Fructigena Honey İn Whetzel

Meyve Ağaçlarında Armillaria Kök Çürüklüğü Hastalığı (Armillaria Mellea)

Elma Kara Lekesi Hastalığı (Venturia İnaequalis)

Elma Küllemesi Hastalığı (Podosphaera Leucotricha)

Elmalarda Memeli Pas Hastalığı (Gymnosporangium Spp.)

 

Ağaç Kızıl kurdu (Cossus Cossus)

Ağaç Sarı kurdu (Zeuzera Pyrina)

Altın Kelebek (Euproctis Chrysorrhoea)

Amerikan Beyaz kelebeği (Hyphantria Cunea)

Armut Kaplanı (Stephanitis Pyri)

Bakla Zınnı (Epicometis (=Tropinota) Hirta)

Elma Ağaçlarında Çinko Noksanlığı

Elma Ağaçlarında Demir Noksanlığı

Elma Ağkurdu (Yponomeuta Malinellus)

Elma Gövde kurdu (Synanthedon Myopaeformis)

Elma Pamuklu biti (Eriosoma Lanigerum)

Elma Pas akarı Aculus Schlechtendali (Nal.)

Elma Uçkurdu (Cydia Pomonella)

İki Kabarcıklı Koşnil (Palaeolecanium Bituberculatum)

Kırmızı Örümcekler (Akarlar)

Meyve Testereli Arıları (Hoplocampa Spp.)

San Jose Kabuklu biti (Quadraspidiotus Perniciosus)

Tomurcuk Tırtılları

Toprakaltı Zararlıları (Polyphylla Spp.,Melolontha Spp.,Anoxia Spp.)..42

Virgül kabuklu biti (Lepidosaphes Ulmi)

Yaprak bitleri

Yaprak bükenler

Yaprak Galeri güveleri

Yazıcı Böcekler

Yüzük kelebeği (Malacosoma Neustria)

Meyve Göz kurtları

Elma Gözkurdu (Anthonomus Pomorum L.)

Badem Göz kurdu (A. Amygdali Hust.)

11 views

kanola yetiştiriciliği

15 Ağustos 2012 Yazan  
Kategori kanola yetiştiriciliği, tarla bitkileri

kanola(kolza) yetiştiriciliği

* Kanola (Kolza) önemli bir yag bitkisidir. Danesinde %38-50 yag ve %16-24 protein içerigi vadir.* Alternatif enerji kaynagi olarak kanola yagindan Biyodizel üretimi yapilabilmektedir.

* Sari çiçekleri aricilik yönünüden önem tasir.

* Kanola ülkemizde kolza ve rapiska ismiylede taninmaktadir.

Kanola bitkisi kislik ve yazlik olarak yetistirilebilmektedir. Kislik kanola kisa kar altinda -20 dereceye kadar dayaniklidir. Kisa girerken kuvvetli bir kök olusturmasi gerekmektedir. Kanola kazik köklü bir bitkidir. Kökleri 100-120cm derine , 50-80cm yanlara dogru yayilabilmektedir. Sap odunsu yapida ve 150-160 cm boya ulasabilir. Çesit özelligine, ekim sikligina, yetistirme kosullarina göre dallanma gösterir.

Kanola meyveleri kapsül seklinde olup, kapsül içindeki tohumlarin rengi koyu kahve’den siyaha kadar degismektedir. Dane yuvarlaktir. Bin dane agirligi 3-7 gr. Civarindadir. Kanolanin tohumlari çok küçüktür. Bu nedenle tohum yatagi çok düzgün hazirlanmalidir. Kanola tavli topraga ekilmeli veya ekimden hemen sonra yagmurlama sulama yapilmalidir. Bu sekilde yapilan ekimle kanola 7-10 gün içinde çimlenir. Ilimiz için en uygun ekim zamani 10 Eylül ile 10 Ekim arasidir. Bu tarihler arasinda ekilen kanola kisa 6-8 yaprakli olarak girebilmektedir.

Ekim derinligi 1-1,5 cm’yi geçmemelidir. Sira arasi 17-30, sira üzeri ise toprak verimliligine ve yagis durumuna göre 6-15 cm olmalidir. Atilacak tohum miktari; elde mevcut makine ve tecrübeye göre dekara 400-1000 gr. Arasinda degismektedir.

Sulama ve gübreleme: Birinci su çimlenme esnasinda, ikinci su ise ihtiyaç duyulmasi halinde bahar aylarinda verilmelidir. Gübreleme yapilmasi için üreticilerin toprak analizi yaptirmalari gerekir. Kanolanin yaklasik saf azot ihtiyaci dekara 13-18 kg.dir. Bunun 1/3’I ekimle, 1/3’I mart ayi basinda, diger 1/3’I de mart sonu, nisan basinda verilebilir. Fosfor ihtiyaci saf olarak dekara 5-10 kg. olup, tamami ekimle verilmelidir. Sapa kalma öncesi dekara 1,5- 5 kg kükürt verilebilir.

Yabanci ot mücadelesi, kanolanin ilk gelisme döneminde önem tasir. Hizli gelisme yetenegine sahip olan yabanci otlar, yavas gelisen kanola bitkisini bastirabilir. Böylece bitki besin maddelerine ortak olurlar, bu nedenle kültürel, mekanik ve kimyasal yollarla mücadele edilmelidir.

Belli basli hastalik ve zararlilari çiçek zinni, lahana kelebegi, yaprak bitleri gibi zararlilar görülebilmektedir. Önemli hastaliklari olarak; mildiyö, kök uru, kursini küftür.

Kanolada hasat hava durumuna ve çesit özelligine bagli olarak çiçeklenmeden 40-50 gün sonradir. Hasat olumuna gelindiginde bitkilerin sap, yaprak ve kapsulleri tamamen kuruyup sararir. Olgunlasma asagidan yukari dogrudur, bu nedenle bitkinin tamamen olgunlasmasi beklenmez. Dane nemi %10-12 düzeyinde iken hasat yapilabilir. Depolama için dane nemi %9’u geçmemelidir. Biçerdöverle hasat edilebilir. Verim; çesit ve toprak özelligi, iklim kosullarina bagli olarak degismektedir.

Netice olarak; kanola ilimiz tariminda yeni bir bitkidir. Iyi bir sonuç alabilmek için su hususlara dikkat edilmelidir:

* Tohum yatagi çok düzgün hazirlanmali

* Sertifikali tohumluk kullanilmali (her yil)

* Zamaninda ekim yapilmali, çikis zamaninda saglanmali

* Uygun ekim makinesi ile ekilmeli

* Ekimden sonra toprak merdane ile bastirilmali

* Yabanci ot mücadelesi zamaninda yapilmali

* Toprak analiz sonucuna göre gübre verilmeli

* Hasat zamaninda yapilmali, erken veya geç hasat yapilmamali

* Depolama sartlarina uyulmali

 

4 views

çilek yetiştiriciliği

14 Ağustos 2012 Yazan  
Kategori çilek yetiştiriciliği

Üzümsü meyveler grubuna giren türlerden en önemlisidir.Çilek meyvesi gerçek bir meyve olmayıp yenen kısmı 40-60 kadar pistilin birleştiği çiçek tablasıdır.

Çilek yüzeysel kök yapan otsu bir bitkidir.Kökler iyi drene edillmiş(süzek)topraklarda  60-70 cm’ ye kadar iner.Ağır topraklarda ise kökler yatay büyür.

Çileğin kök gövdesi ya da taç kısmı : çok kısalmış bir gövdedir.

Çilek yaprakları 2/5 düzeninde spiral olarak dizilmiştir.İlkbaharda havalar ısınınca patlayan embriyonik yapraklar 2-3 hafta sonra tam büyüklüğe erişir.Her yaprağın 1-3 ay ömrü vardır.

Kollar (stolonlar)yaz boyunca  yeni yaprakların koltuklarındaki tomurcuklarından oluşarak gelişirler.

Çilekte çiçekler salkım şeklindedir.Buna değişmiş gövdede denilebilir. Çilekte iyi tozlanma gereklidir.İyi tozlanmış meyvelerde şekil bozukluğu olur.Tozlanmadan sonra meyve genelde 30-35 günde olgunlaşır.

 

ÇİLEĞİN GÜN UZUNLUĞUNA DUYARLILIĞI

 

Çilekte kısa günde çiçek gözleri, uzun günde kol gelişimi olur.Bu sebeple çilekte verim ile gün uzunluğu ijgilidir.Bu sebeple bir bölgeye uyan çeşit,diğer bölgeye uymayabilir.

Çiçek gözü oluşumunda gün uzunluğu ile sıcaklık ilişkisi ve çeşit özelliği bağlantılıdır.

 

ÇİLEK BİTKİSİNDE SOĞUKLANMA İHTİYACI

 

Soğuklamanın verim üzerine etkisi tartışmalı olmakla birlikte, kalite üzerine olumlu etkisi olduğu kesindir.Çileklerin soğuklama ihtiyacı 400-500 saat olarak belirlenmiştir.

 

ÇİLEK ÇEŞİTLERİ

 

Yetiştirici çilekçiliğe başlamadan önce Pazar durumunu incelemelidir.Üretici reçel, marmelat ve meyve suyuna uygun bir sanayi çeşidinin Pazar şansını yüksek görürse, ona uygun çeşit seçmesi gerekir.Bazı bölgelerde çileğin dondurularak dışsatımı gelişmiştir.

Yetiştiricinin dikkat edeceği diğer  hususlar ise;

-Çeşidin bölgeye uygun olup olmadığı,

-Verimliliği,hastalıklara dayanıklılığı,

-Pazarın aradığı çeşit olup olmadığı,

-Taşımaya dayanıklılığı,

-Bitkisinin kuvvetli olup olmadığı konularıdır.

Eğer seracılığa uygun çeşit düşünülmüyorsa,erkencilik çok önemlidir.Bazı bölgeler için son turfanda hasad önemlidir.Çilek bahçesi çeşidi karışmamış fidelerle kurulmalıdır.

  • ALİSO

Meyve iri, meyve eti sert, verimli, tat kalitesi orta,bitkisi kuvvetli,meyvenin saptan kopması  oldukça kolay, erkenci ve serada yetiştiriciliğide uygun bir çeşittir.Meyve uçlarında şekil bozukluğu görülür.Reçel, marmelat  ve meyve suyuna oldukça uygun, sarılığa oldukça duyarlı bir çeşittir.Kışları ılık bölgeler için uygundur.

  • TİOGA

Orta mevsimde olgunlaşır.Meyve iri, verimli ,meyve eti çok sert ,tat kalitesi orta ,derin dondurma ve gıda sanayii için oldukça uygun ,meyveninsaptan kopması güç ,botrisite dayanıklı ,sarılığa duyarlıdır.Yetiştiriciliği bütün bölgelere önerilir.Taşımaya dayanıklıdır.

  • POCAHONTAS

Erken – orta  mevsim çileği ,derin dondurmaya ve sanayiye uygun, tad kalitesi orta ,meyvenin saptan kopması.

kolay ,meyve eti sert ,sarılığa dayanıklı ,meyve çürüklüğüne duyarlıdır.Yetiştiriciliği bütün bölgelere önerilir.

  • YALOVA-9

Aliso ve Arnavutköy melezidir. Erkenci ve seraya uygun bir çeşit olup ,Akdeniz  bölgesi için önerilir.Meyve eti sert ,verimli ,koku ve tadı iyi ,meyvenin saptan kopması güç,bitkisi kuvvetli olup sarılığa dayanıklıdır.

  • YALOVA -15

Tioga ve Arnavutköy melezidir. Meyve eti sert ,verimli tat ve kokusu çok iyi ve yerli çeşitlerimizi aratmayacak aromaya sahiptir.saptan kopması çok kolay,bitkisi kuvvetli ,sarılığa ve meyve çürüklüğüne dayanıklı,derin dondurmaya uygundur.akdeniz bölgesi dışında tüm bölgelere önerilir.

  • YALOVA -104

Çok verimli ve iri bir çeşittir.Meyve eti oldukça serttir.  Koku ve tadı yabancı çeşitlerden iyidir. Bitkisi çok kuvvetli olup ,sarılığa dayanıklıdır. Derin dondurmaya uygundur.Ilıman bölgeler için uygundur. Meyve çürüklüğüne dayanıklıdır.

  • BALCALI-1

Uzun  konik koyu kırmızı renklidir. Meyve eti serttir,meyvenin saptan kopması zordur,sarılığa duyarlı ,meyve çürüklüğüne dayanıklı, aroması iyi sofralık bir çeşittir. Akdeniz iklimi ve kışları soğuk bölgeler için uygundur. Verimli bir çeşittir.

  • BALCALI-2

Köşeli uzun ,parlak kırmızı, meyve eti sert ,aroması iyi sofralık bir çeşittir. Sarılığa duyarlı ,meyve çürüklüğüne dayanıklıdır. Akdeniz iklimi için uygundur. Verimli ve orta erkenci bir çeşittir.

  • BALCALI-3

Uzun konik ,parlak koyu kırmızı, meyve eti sert ,meyvenin saptan kopması zor, aroması iyi sofralık bir çeşittir. Sarılığa duyarlı, meyve çürüklüğüne orta derecede dayanıklıdır. Çok erkenci ve örtü altı sebzeciliği için uygundur.

  • DOUGLAS

Konik,kırmrzı ,meyve eti sert,saptan kopması kolay,aroması iyi,sofralık ve derin dondurmaya uygun bir çeşittir. Sarılığa duyarlıdır. Meyve çürüklüğüne dayanıklıdır. Tüm bölgelerde yetiştirilir,verimlidir.

  • DANA

Uzun konik ,parlak kırmızı, meyve eti orta sertlikte ,saptan kopma kolaylığı orta,,sarılığa dayanıklılığı orta ,aroması orta ,meyve çürüklüğüne dayanıklı sofralık bir çeşittir . yüksek verimli, açıkta yetiştiriciliğe uygun iri meyveli çeşittir.

  • BRİO

Konik kırmızı  ,meyve eti sert, iyi aromalı ,meyvenin saptan kopması zor sofralık bir çeşittir. Sarılığa duyarlı meyve çürüklüğüne dayanıklıdır. Verimli, açıkta yetiştiriciliğe uygundur.

  • 216

Yuvarlak konik ,kırmızı meyve eti sert, saptan kopması orta derecede aroması iyi sofralık bir çeşittir. Sarılığa duyarlı ,meyve çürüklüğüne dayanıklıdır. Çok erkenci, çok iri meyveli ,yüksek verimli, yaprak leke hastalığına duyarlıdır.

  • PAJARO

Konik ,koyu kırmızı, meyve eti çok sert, meyvenin saptan kopması zor , aroması çok iyi ,sofralık bir çeşittir. Sarılığa orta derecede duyarlıdır. Meyve çürüklüğüne dayanıklıdır. Orta mevsimde hasat edilen ,çok verimli, orta-iri meyveli bir çeşittir.

  • CHANDLER

Konik ,kırmızı,meyve eti sert, saptan kopması zor, sarılığa orta derecede duyarlı ,meyve çürüklüğüne dayanıklı ,aroması iyi sofralık bir çeşittir. Orta erkenci ,yüksek verimli, özellikle Akdeniz ve Ege bölgesine uygundur.

  • SELVA

Konik ,kırmızı ,meyve eti sert ,saptan kopma derecesi ortadır. Sarılığa duyarlılığı  orta ,meyve çürüklüğüne dayanıklıdır. Aroması orta sofralık ,yüksek verimli, Akdeniz, Ege ve Karadeniz bölgelerine uygun bir çeşittir.

  • RED CHİEF

Uzun konik ,koyu kırmızı, meyve eti sert ,saptan kopması zor, sarılığa ve meyve çürüklüğüne dayanıklı ,derin dondurma ve sanayiye uygun ,iyi aromalı  bir çeşittir.

  • HONEOYE

Konik koyu kırmızı, meyve eti sert ,saptan kopması zordur.Aroması iyi ,sarılığa ve meyve çürüklüğüne dayanıklıdır. Derin dondurma ve sanayiye uygundur. Soğuk bölgelere uygun bir çeşittir.

  • LESTER

Konik, koyu kırmızı, meyve eti sert ,saptan kopması zor ,sarılığa ve meyve çürüklüğüne dayanıklıdır. Aroması iyi derin dondurma ve sanayiye uygundur.

 

AÇIKTA ÇİLEK YETİŞTİRİCİLİĞİ

 

Çilek -10 oC ‘ye kadar yetiştirilebilir. Daha soğuk bölgelerde bitkilerin saman ,kuru  yaprak gibi materyalle örtülerekdondan korunması gerekir. Çilek yetiştiriciliği için en uygun toprak ; süzek, kumlu-tınlı  ve hafif topraklardır. Kireci fazla topraklar çilek için uygun değildir. Toprak  PH’ sı 7.0 – 7.5  olan topraklarda önemli bir problem yaratmamaktadır.

Çilek , toprak kökenli mantarsal hastalıklara karşı duyarlı olduğu için dikim yapılacağı toprağın bu hastalıklardan ve nematod yönünden temiz olması gerekir. Bunun için bir önceki mevsimde buğday, arpa gibi tahıl ekilmiş araziler tercih edilmelidir. Böyle topraklar bulunmadığı taktirde toprak metilbromit  ,vapam,kloropikrin gibi ilaçlarla fümige edilmelidir.

Toprak derin işlendikten sonra dekara 3-4 ton çiftlik gübresi atılmalıdır. Ayrıca dekara 30-35 kg kompoze gübre verilmelidir.

Büyük arazilerde  karık pulluğu ile,küçük alanlarda ise  elle 60-70 cm genişliğinde ,20-30 cm yüksekliğinde masuralar açılarak toprak dikime hazır hale getirilir. Çilek yetiştiriciliğinde ilkbahar dikimi ,kış dikimi,yaz dikimi,sonbahar dikimi olmak üzere 4 dikim zamanı vardır.

 

İlkbahar Dikimi

 

Kışları soğuk geçen bölgelerde genellikle  Nisan ayında yapılan bir dikimdir. Bu dikimde frigo fideler veya fidelikte Ocak – Şubat  aylarında sökülmeyip bekletilen fideler  kullanılır. Bu fideler Mayıs ve Haziran aylarında az miktarda çiçek açarak meyve verirler. Bunların esas ürünü 1 yıl sonraki Haziran ayındadır. Bu bitkilerin 1 yıl boyunca su ,besin maddesi ihtiyaçları  karşılanmalı ve hastalık ve zarlılardan korunmalıdır.

 

Kış Dikimi

 

Kışları ılık  geçen yerlerde yapılır. Dekara yaklaşık 8000 adet bitki dikilir. Dikimler fidelikten sökülen yavru bitkilerle yapılır. Akdeniz  Bölgesinde kış dikimi için en uygun zaman Ekim 15 – Kasım 15 arasıdır. Ilkbaharda açıkta Mart ortasından itibaren ürün alınmaya başlanır .Ayrıca alçak ve yüksek tüneller altında çilek yetiştiriciliği yapılırsa, ,açıkta yetiştiriciliğe göre yaklaşık 15 -30 günlük erkencilik sağlanır.

Kış dikiminde fidelerin tutma yüzdeleri yüksektir. Bitkilerin sulanması önemli sorun yaratmaz. Kış dikiminin ikinci yılında ,teknik ve kültürel önlemlerin iyi alınması ,hastalık,zararlı ve yabancı otlarla iyi mücadele edilmesi halinde verim yaz dikimi kadar yüksek olabilir. Dikim sıra üzeri ve sıra arası 25 x 30 cm olmak üzere yapılır.

 

Yaz Dikimi

 

Frigo bitkilerde yapılır. Bu dikim sisteminde verim kış dikimine göre 2-3 kat daha fazladır. Ancak ürün kış dikimine göre biraz geç kalmaktadır. Akdeniz Bölgesinde yaz dikimi için en uygun zaman Temmuz 15 – Ağustos 15 arasıdır.-20 OC ‘den çıkartılan frigo fideler  bir gece suda bırakılır. Sonra dikim yapılır. Fideler sıra üzeri ve sıra arası                     30 x 32 cm olarak dikilir. Yazın sulama büyük problem teşkil eder. Dekara yaklaşık 6200 adet bitki dikilmektedir. Bütün yaz ve sonbahar aylarında büyümelerine devam eden bitkiler giderek kuvvetlenmekte ve kışa 5-10 gövdeli olarak girmektedirler. Böyle bitkiler kış soğuklarınakarşı dayanıklı olmaktadırlar. Tesis edilen bölgeye göre bu bitkiler Şubat -Mart aylarında bol çiçek açar ve meyve vermeye başlar .Akdeniz kıyı kesiminde ürün Haziran- Temmuz ayına kadar devam eder . bu dikim sisteminde bir dekarlık alandan ortalama 3-8 ton ürün alınmaktadır.

Akdeniz bölgesinde uzun yıllardan beri yapılan araştırmalar yaz dikim sisteminin bütün öteki sistemlerdenüstün olduğunu göstermiştir.

 

Sonbahar Dikimi

 

Bu  dikim sisteminde fideler ,Eylül-Ekim aylarında fidelikten sökülerek asıl yerlerine dikilmektedir. Meyve erken ,kalite ve verim düşük olmaktadır. Bu dikim sisteminde yetiştiriciliğin ısıtılan sera veya yüksek tünellerde yapılması gerekir.

 

FİDE DİKİMİ

 

Fideler serin ve nemli havalarda dikilmelidir. Fide açılan çukurlara tam kök boğazı seviyesinde dikilir. Dikimden önce kök (8-10 cm kalacak şekilde ) ,taç tuvaleti (2-3 genç yaprak kalacak şekilde)yapılarak bitkilerin tutma oranı arttırılır. Dikimden sonra cansuyu verilir. Yaz dikiminde bitkiler 15 gün ,günde en az 3 defa olmak üzere çok iyi sulanmalıdır.

Yaz dikiminde dikimden 6-8 gün sonra açan çiçekler koparılmalıdır.

 

ÇİLEK BAHÇESİ BAKIMI

 

Çilek yetiştiriciliği sırasında yabancı otların çıkmaması ,erkenci, temiz ve kaliteli ürün elde etmek için masuralar; siyah plastik ,buğday sapı, çam iğneleri gibi örtü materyali ile örtülmelidir (malçlama). Malç olarak en çok kullanılan materyal siyah plastik örtülerdir.

Çilek aşırı suya karşı duyarlı bir bitkidir. Aşırı sulama sonucu sarılık  ve mantari hastalıklar ortaya çıkar. Sulama suyunun tuzluluğu 5.0 milimost ‘ dan fazla olursa kullanılmamalıdır. Sulama yöntemleri yağmurlama , karık sulama ve damlama sulamadır. Damlama sulama kontrollü olduğu için en ideal sulama yöntemidir. Bu yöntemin yapılamamadığı yerlerde yağmurlama sulama yapılmalıdır.

En iyi gübreleme toprak ve yaprak analizine dayalı olarak yapılandır.Çiçekler açar açmaz dekara 20 kg amonyum sülfat verilir. Gübreleme ;çiçekten sonra bir ay aralıklarla dekara 20 kg amonyum sülfat olmak üzere her ay yapılmalıdır. Toplam olarak dekara 100-120 kg amonyum sülfat verilir.

Çilek yetiştiriciliğinde kol temizliği verim yönünden önemlidir. Çıkan kollar vakit geçirilmeden temizlenmelidir. Aksi halde verim düşer.

 

HASTALIK VE ZARARLILARLA MÜCADELE

 

Çilek hastalıkları kökte, meyvede ve yaprakta görülür . Kök hastalıkları topraktan bulaştığı için toprak fümigasyonu veya sterilizasyonu  şarttır.

Meyve çürüklüğüne karşı meyve tutumundan sonra birkaç defa sistemik mantari ilaçlar atılmalıdır. Meyve çürüklüğünün fazla görüldüğü yerlerde alçak ve yüksek tünellerin ,plastik ve cam seraların havalandırılmasına önem verilmelidir. Ayrıca yaz dikimlerinde bitkilerin sıra arası ve sıra üzeri mesafeleri geniş tutulmalıdır.

Çilek zararlıları olan kırmızı örümcek ,yaprak bitleri,dana burnu, kadı lokması ile mücadele yapılmalıdır.

Virüs ve nematod problemlerinden kurtulmanın en iyi yolu ise sağlıklı fide ile bahçe tesis edilmesidir.

 

HASAT VE AMBALAJ

 

Hasat günün erken saatinde yapılmalıdır. Uzak pazara  gönderilecek çileklerde meyveler ¾ oranında kızardığı zaman hasat edilmeledir. Çilek ; meyveden tutmadan,meyve el ayasında kalacak şekilde, sapı tırnakla 1 cm kalacak şekilde kesilerek derilmeli ,1/2 ve  ¼  kg’ lık plastik kaplar ile pazara gönderilmelidir

12 views

korunga yetiştiriciliği

14 Ağustos 2012 Yazan  
Kategori Genel, korunga yetiştiriciliği

KORUNGA

(Onobrychis sativa)

 

ALEM : Plantae

BÖLÜM : Magnoliophyta

SINIF : Magnoliopsida

TAKIM : Fabales

FAMİLYA : Fabaceae

ALT FAMİLYA : Faboideae

OYMAK : Hedysareae

CİNS : Onobrychis

TÜR : O.sativa

BİNOMİAL ADI : Onobrychis sativa

 

Korunga, baklagillerden ve çok yıllık bir yem bitkisidir. Bitkinin kalınlaşmış bir ana kökü ve çok sayıda yan kökü bulunur. Bitki taç kısmından çok sayıda sap verir. Saplar 100-120 cm boylarındadır. Sap kesiti yuvarlaktır.

 

 

Taban kısmında içi boştur. Yukarı kısımlarda ise içi dolu olup üzeri tüylüdür. Yapraklar karşılıklı bileşiktir. Bir yaprak ekseninde karşılıklı olarak 7-15 çift yaprakçık vardır. Uzun yumurta şeklinde olan yaprakçılar, ince tüylerle kaplıdır. Yaprak ekseni daima yaprakçıkta biter. Çiçekleri yaprak koltuklarından çıkan sap üzerindedir. Pembe renkli ve salkım şeklindedir. Her salkımda 5-80 çiçek bulunur. Meyveler 5-8 mm boyunda, yarım daire şeklindedir. Tek tohumlu yassı bir bakladır. Meyve kabuğunun üzeri damarlı ve dişlidir, Tohumlar, böbrek şeklinde kirli sarı veya kahve renklidir. Bin dane ağırlığı 13-17 gr. arasında değişir. Olgunlaşma sonunda meyve kabuğu açılmaz, meyve halinde ekilir. Korunga her iklimde yetişebilir. Fide dönemi dışında kuraklığa özellikle soğuğa dayanıklıdır. Korunga, geçirgen, kireçli, tınlı-kumlu toprakları sever. Yonca tarımına uygun olmayan kıraç, zayıf ve çakıllı topraklarda da korunga yetişir. Her türlü iklim ve toprak şartlarında ekim nöbetine sokularak zayıf ve kıraç alanları ıslah eder. Ekildiği sırada tohumlarına bakteri kültürü bulaştırılırsa, nodozite bakterileri sayesinde toprağa azot kazandırılır. Kurak bölgelerde ekim nöbetine dahil edilerek nadas bölgelerinin daraltılmasına yardımcı olur. Aynı zamanda kıraç ve erozyona açık yerlerde suni meraların kurulmasında karışıma giren önemli bir bitkidir.

Aynı zamanda korunga iyi bir arı merasıdır. Korunga tarımı yapılan yerlerde yerel arıcılık artırılabilir.Korunga, hayvanlara yeşil veya kuru olarak yedirilebilir. Yeşil yedirildiğinde şişkinlik yapmayan ve protein içeren değerli bir kaba yemdir. Biçimden sonra gelişmesi yavaştır. Kuru şartlar altında yıllık yağışı 300-400 mm olan yerlerde yılda bir biçim yapılır. İyi tesis edilmiş korungalıklarda gübreleme ve bakım yapılırsa kuru ot verimi 200-600 kg/da’dır. Tesis yılı dahil ekonomik olarak 3-5 yıl kuru ot üretimi yapılır.

 

 

 

Korunga Varyeteleri:

Onobrychis sativa’nın Avrupa da yetiştiriciliği yapılan çok sayıda varyetesi vardır.Bu varyetelerin farklılığı bir mevismdeki biçim sayısına göre yapılır.

1. O. sativa var. communis (Adi Korunga):

Yabancı ot problemi olmazsa 7 yıl veya daha uzun ömürlü bir bitkidir.Ancak yılda tek biçim verir,Gövdesi incedir ve yılda bir defa çiçek açar.Uzun ömürlü olmasının yanında kurak şartlarda ve fakir topraklarda tatminkar verim vermesi kültürünün fazla yapılmasına neden olmuştur.

2. O. sativa var. bifera (Dev Korunga):

Bir veya iki yıllık ömrü olan bir varyetedir.Adi korungaya nazaran çok daha fazla iri gövde meydana getirir.Bir mevsimde iki defa çiçek açtığı için iki defa biçilir.

3. O. sativa var. maxima (Üç Biçim Veren Korunga):

Bu bitki bir mevsimde 3 kez biçilmektedir.Ancak bu özelliği sabit olmayıp,ortam şartlarına göre 2 biçimde alınabilir. Bu nedenle dev korunga ile karıştırılır.

4. O. sativa var. persica (Çok Biçim Veren Korunga):

Bu varyetenin güney-batı Asya’da,Kafkaslar da,kuzey-doğu Türkiye de ve kuzey-batı İran da yetişen bir ekotip olduğu bildirilmiştir.Bu ekotipten Çekoslavakya’da çok biçim veren bir tip elde edilmiştir.Boyu 1 metre civarında,gövde içi boş olduğu için kaliteli ot veren,kurağa ve soğuğa dayanıklı bir bitkidir.Bir mevsimde3-4 kez biçilebilir.
KORUNGANIN YETİŞTİRİLMESİ
A)İKLİM İSTEKLERİ

Korunga her iklimde yetişebilen kurağa ve özellikle soğuğa çok dayanıklı bir baklagil yem bitkisidir. İlk yıl fide döneminde soğuğa karşı hassastır. İkinci yıldan sonra soğuktan zarar görmez. Donlara karşı dayanıklılığı yaşlandıkça artmaktadır. Kurak bir ortam istemesine karşın sıcaklık istekleri yoncadan daha azdır.

Doğu ve Güney Doğu ile İç Anadolunun soğuk ve kurak koşullarındaki ekim sistemine çok iyi uyan bir bitki olup böyle çevre koşullarında korunganın yerine yetişebilecek başka baklagil yem bitkisi yoktur. (Elçi, ekiz ve sancak 1996) Korunga ılıman iklim bölgelerinde de iyi gelişebilmektedir. Yıllık yağışı 300 mm olan bölgelerde başarıyla yetiştirilip biçip alınabilmektedir. Çiçeklenme döneminde iken bol ve sürekli yağmurlar ve uzun zaman devam eden bulutlu devreler nedeni ile bitkide tohum oluşmayabilir.
B)TOPRAK İSTEKLERİ

Korunga toprak istekleri bakımından kanaatkârdır. Toprak seçiciliği olmamakla beraber derin yapılı, geçirgen, gevşek, kuru ve kireçli, tınlı – kumlu toprakları sever. Yonca tarımına uygun olmayan zayıf ve çakıllı topraklarda korunga yetiştirilebilir. Hatta alt katlarında köklerin işlemesine imkan verecek çatlakların bulunması koşuluyla, taşlı kayalık arazide de tarımı yapılabilmektedir. Bu gibi kayalık yerlerin değerlendirilmesinde, kumlu arazide,kurak ve kireçli yerlerde korunga tarımı büyük önem taşımaktadır. Korunganın tuza dayanıklılığı zayıftır. Taban suyu yüksek, ağır, killi ve ıslak, kireçsiz, asiditesi yüksek topraklar korunga tarımına pek elverişli değildir. .

 

C)TOPRAK HAZIRLIĞI

Korunga iyi hazırlanmış, keseksiz ve bastırılmış bir tohum yatağı istemektedir. Korunganın ilk yılkı gelişmesi ve rekabet gücünün çok zayıf olması ve tesis edilecek korungadan 3 – 4 yıl süreyle yararlanılacak olması nedeniyle tohum yatağının mutlaka yabancı bitkilerden temizlenmiş olması gerekir. Korunga hasadında kullanılan biçme ve balyalama makinaları zemine çok yakın mesafede çalıştırılmaktadır. Bu nedenle hasat kayıplarına ve alet hasarlanmalarına engel olmak için korunga tesis edilecek tarlanın düzgün ve tesviyeli olmasına dikkat edilmesi varsa taşların toplanıp tarladan uzaklaştırılması gereklidir. İşletmelerimizde korunga kıraç alanlarda ekilmekte, buğday ve arpa ile münavebeye sokulmaktadır. Tarladaki ön bitki hasat edildikten ve bitki artıkları kaldırıldıktan sonra tercihen güz aylarında yada ekim öncesi ilk baharda toprak tava gelince sürülür. Ekim öncesinde uygun ikileme aletleri kullanarak tohum yatağı hazırlanır, gerekirse tapan çekilerek zemin düzeltilmelidir.

 

Tohum yatağı hazırlanırken aşırı toprak işlemeden kaçınılmalıdır. Aksi takdirde her toprak işlemede toprak tavı kaçmakta çimlenme ve çıkış risk altına girmektedir. Fidelerin bir çoğu kurak yaz aylarına dayanamayıp ölmekte geri kalanlar sert kış şartlarına zayıf girmekte ve soğuktan zarar görmektedirler. Bu durum tesisin ömrünü ve verimini düşürmektedir.
C)EKİM

Korunganın her türlü iklim şartlarında en iyi ekim zamanı erken ilkbahardır. Ancak ılıman iklim bölgelerinde sonbaharda da ekilebilmektedir. Kıraç şartlarda tarımı yapıldığından, kuruya ekimden kaçınılmalı ekimde gecikilmemelidir. İlkbaharda uygun toprak tavı ve sıcaklığı yakalandığı anda korunga ekimi yapılarak, çimlenme ve çıkış sağlanmalı sonradan gelecek yağışlardan bitkinin faydalanıp kurak yaz aylarına kuvvetli girmesi temin edilmelidir.
İşletmelerimizde korunga ekimi Accord tipi pinomatik mibzerlerle yapılmaktadır. Ekimde sıra arası mesafe 12.5 cm olarak tutulmakta, 2 – 5 cm derinliğe ekim yapılmaktadır. Ekimde 6 – 10 kg/da arasında değişmekle birlikte, ortalama 8 kg /da baklalı tohum kullanır. Ekimle birlikte toprağa 14 – 1 5 kg/da DAP gübresi verilir.

Ekimden önce korunga tohumlarının, havanın serbest azotunu korunga köklerinde nodoziteler oluşturarak toprağa bağlayan (rhizobium) bakteri kültürü ile aşılanması gereklidir. Aşılama işlemi direkt güneş ışığı olmayan yerlerde % 10 luk şekerli suyla hafifçe nemlendirildikten sonra yapılmalı, aşılanan tohum gölge bir yerde kurutulduktan sonra en geç 24 saat içinde ekilmelidir.

Ekimden sonra tohum yatağını sıkıştırmak ve taban tavını yukarı çıkarıp daha iyi bir çimlenme ve çıkış sağlamak ve kısmen de zemini düzeltmek için merdane veya silindir çekilmelidir. Korunga tohumları toprak sıcaklığı ve tavı uygun olduğunda 4 – 10 gün içinde çimlenerek fideler toprak üstüne çıkmaya başlar.

D)GÜBRELEME

Korungaya ekimle beraber 12 kg. DAP verilmesi verimi oldukça arttırır.2. yıldan sonra toprağa azot bağladığından dolayı gübre verilmez. Fakat topraktaki duruma göre her yıl sonbaharda dekara ortalama 10-15 kg. fosforlu gübre verilmelidir. Ancak toprak hazırlığında iyi yanmış çiftlik gübresi verilmesi uygundur.

E)BAKIM

İlk yıl fide gelişimi yavaştır. İlk gelişme döneminde hassas olması nedeniyle iyi bir gelişme sağlasa bile ilk yıl korunga tesisine kesinlikle hayvan sokmamalı ve çok iyi korunmalıdır. İkinci – üçüncü yıllarda ilkbaharda ota biçilecek korungalıklarda 3 – 5 kg/da saf N üzerinden üst gübreleme yapılması verimi artırmaktadır. İlk yıl aşırı otlanma olan yerlerde yabancı otların tohum bağlamalarına engel olabilmek için aktif çayır biçme makinaları kullanılarak korunga fidelerine zarar vermeyecek şekilde temizlik biçimi yapılabilir.

 

Korunga Hastalıkları : Bazı bölgelerde kök çürüklüğü, solgunluk ve fungusların yol açtığı gövde zararlanmaları görülmektedir Korunga hastalıklarına karşı alınacak kültürel tedbirler olarak, hasat edilen sahalarda balyalama işlemi yapıldıktan sonra balyaların çabuk kaldırılmasıdır. Aksi takdirde balya altındaki korungalarda havasızlığa bağlı olarak küflenme, çürüme ve ölmeler olmaktadır

Korunga Zararlıları :
Korunga kök boğaz kurtları (bombecia copiqera, sphenoptera carceli ve plaginotus floralis): Bu böcekler bitkinin ikinci ve üçünü yılında kökün orta kısmında açtığı tünellerden bitkinin kökünü içten yiyerek gelişmesini durdurmakta ve bitkinin ölmesine sebebiyet vermektedir. Zararı bu böceklerin larvaları yapmakta bir kökün içinde 3 – 4 larva bulunabilmektedir.

Korunga çiçek tomurcuğu zararlısı (Meligethes, acicularis, Bristan) Böcek korunganın çiçek tomurcuklarına üst kısmından girerek içerisindeki erkek ve dişi üreme organlarını yemek suretiyle zarar yapmakta, zarar gören tomurcuklar çiçek açmayıp bir süre sonra kuruyarak dökülmektedir.

 

 

11.KORUNGANIN KULLANILMASI

 

11.1. KURU OT ÜRETİMİ

 

Korunga daha çok kıraç şartlarda ot üretimi için yalnız yetiştirilmektedir.Ancak sulu şartlarda ve buğdaygil yem bitkileri ile karışık olarak ta ot için yetiştirilmektedir.Korunganın ot verimi toprak ve iklim şartlarına,bitkinin yaşına ve yetiştirme tekniğine bağlı olarak değişir.

Kıraç şartlarda ekildiğinde ilk yıl yeterli ot verimi alınamaz.Ancak bir sonraki yılın ilk baharında hızlı bir şekilde büyümeye başlar.

 

 

11.4. MÜNAVEBE BİTKİSİ OLARAK KULLANILMASI

 

Kıraç alanlarda yetişebilmesi,kökleri ile toprağın fiziksel özelliklerini düzeltmesi köklerinin katyon değiştirme kapasitelerinin yüksek olması,toprağa azot tespit etmesi nedeni ile korunga iyi bir ön bitkidir.Özellikle devamlı buğday ekilen ve iyice fakirleşen kıraç alanlarımız için çok uygun bir bitkidir.Bu amaç için kullanılırken erezyonu ve nadas alanlarını da azaltmaktadır.

11.5. BAL ÖZÜ BİTKİSİ OLARAK KULLANILMASI

 

Korunga çok iyi bir bal özü bitkisidir.Bunun sebeplerini şu şekilde sıralayabiliriz:

1-)Bol miktarda nektar hasıl etmesi,

2-)Korunganın bal özünün sakkaroz,glikoz ve fruktoz bakımından zengin olması,

3-)Çiçeklerinin göz alıcı renklerde ve büyük olması,

4-)Çiçek salkımlarının bitkinin üst kısımlarında bulunması nedeni ile arıların kolay ulaşabilmesi,

5-)Korunga çiçeklerinde fırlama(tripping)olayının olmamasıdır.

Fransa’nın Bretagne,Rusya’nın Volga bölgesinde ve ülkemizde Kars ilimizde üretilen balın Dünyaca meşhur olması bu bölgelerde korunganın bol olmasından ileri gelmektedir

 

44 views

fiğ yetiştiriciliği

14 Ağustos 2012 Yazan  
Kategori fiğ yetiştiriciliği

Bilimsel sınıflandırma
Alem:     Plantae
Bölüm:     Magnoliophyta
Sınıf:     Magnoliopsida
Takım:     Fabales
Familya:Fabaceae
Cins:     Vicia
Tür:     V. sativa

    Fiğ türleri içerisinde tarımı en yaygın yapılan adi fiğdir.Yurdumuzun her bölgesinde yetiştirilmekte ve ekim alanı gittikçe genişlemektedir.Adi fiğden genellikle münavebe bitkisi, yeşil ot,kuru,silo yemi ve yeşil gübre olarak yararlanılmaktadır.Yeşil ve kuru otu hayvanlar için çok lezzetli ve besleyicidir.Yeşil otunda % 3-4,danesinde %20‘nin üzerinde ham protein bulunur.Tek yıllık bir Baklagil yem bitkisi olan adi fiğ,ekim nöbeti içinde en uygun bitkilerden birisidir.Toprağa bol miktarda organik madde bırakır.

 

İklim ve Toprak İstekleri:

 

Adi fiğin soğuğa dayanıklılığı azdır.Soğu iklim bölgelerinde yazlık,ılıman iklim bölgelerinde ise kışlık olarak yetiştirilmektedir.Kışa dayanma gücü -8 C olup daha düşük derecelerde donmaktadır.Adi  fiğler; nemli ılıman iklimlerde iyi gelişme gösterirler.Sıcak ve kuraklık arttıkça gelişme çok yavaşlar.

Su tutma kapasitesi  iyi olan  orta  ve  ağır topraklar adi  fiğ tarımına elverişlidir.Toprak PH’nın nötr veya hafif alkali olması en uygunudur. Adi fiğ tarımına en elverişli topraklar; iyi direneli, tınlı topraklardır. Zayıf, kumlu ve kırtaban topraklarda adi fiğ verimi düşmektedir.

       Ekimi:

Tohumları büyük olduğu, için tohumları küçük olan yonca ve üçgül gibi yem bitkilerine oranla çok duyarlı bir tohum yatağı isteği yoktur. Sonbahar ekimi için tahılların hasadından sonra toprağın yüzlek olarak işlenmesi ve sonbaharda daha derin bir sürüm yapılması yeterlidir.İlkbahar ekimi için ise; tarlanın sonbaharda işlenmesi,ilkbaharda su kaybını önlemek için tırmık geçirilmesi yeterli bulunmaktadır. Ekim makina ile sıraya veya serpme ve elle yapılır. Serpme ekim için değişik makinalar kullanılabilir. Dekara atılacak tohum miktarı ve sıra aralıkları ot ve tohum için yetiştirme amacına göre değişir.Ot elde etmek için sulu şartlarda 15-20 cm,kıraç şartlarda 30-40 cm sıra arasıyla ekim yapılabilir.

Tohum için yetiştirilecekse sulu şartlarda 30-35 cm,kıraçda 50-60 cm arayla ekilebilir

Tohumluk miktarı: Adi fiğ ot üretiminde, kışlık yalın ekimlerde artan tohumluk miktarları verimi artırır. Sıraya veya serpme ekimde olanaklar nisbetinde yüksek tohumluk miktarları kullanılmalıdır. Sıraya ekimde  8-10 kg/da, serpme ekimde 12-15 kg/da tohumluk miktarı yüksek verimin yanı sıra ekonomik de olmaktadır

Ekim derinliği 4-5 cm. olmalıdır. Adi fiğ derin ekime fazla duyarlı olmadığından hafif topraklarda 6-7 cm derinliğe kadar ekilebilir. Sıra aralarının 20 cm olması uygundur.  

 

Bakım ve Sulama:

Sık ekilen adi fiğ tarlasında çok fazla yabancı ot bulunmaz.Çapalamanın güç olması nedeniyle çıkan yabancı otlarla mücadele oldukça zordur. Adi fiğ yetiştiriciliğinde en önemli bakım işlemi tohum üretilen bitkilerde Bruchus sp.(Baklagil tohum böceği) ile savaştır.Çiçeklenme devresinde toz veya sıvı ilaçlarla mücadele yapılması gerekir.

Sulama İmkanı olan  yerlerde çiçeklenme zamanına kadar bir veya iki defa sulanabilir

Gübreleme:

Adi fiğ ot üretiminde kendinden önce pamuk gibi bir endüstri bitkisi geldiği zaman genellikle gübre uygulaması yapılmaz. Böylelikle toprakta bir önceki üründen kalan fosfor ve diğer besin elementlerinin kullanılması sağlanır. Toprak analizlerinin yapılamadığı veya ön bitkide az gübre kullanıldığı durumlarda 6-7 kg/da etkili madde fosfor (P2O5) ile, çıkıştan sonra bitkilerin daha iyi ve hızlı gelişmesini sağlamak amacı ile de dekara 2-3 kg/da etkili madde amonyum sülfatın diskaro altına  verilmesi yerinde olur. Atılacak gübrelerin miktarı etkili madde yüzdelerinden hesaplanır. 

 

 

 

Biçim zamanı; Yeşil ot üretiminde fiğ, % 25 çiçeklenme döneminden alt kısımlarda baklalar oluşuncaya kadar geçen  süre içinde biçilmelidir. Yeşil ot üretiminde; genellikle % 25 çiçeklenme döneminde biçilir; kuru ot veya silaj elde edilmesi söz konusu olduğunda ise biçim için ilk baklaların tam dane doldurma dönemine kadar beklenebilir. İyi bakım koşullarında 3-3,5 ton/da yeşil ot ya da 500-700 kg/da kuru ot elde edilir.  

Karışık ekim:

Fiğ; ot veya silaj üretimi amacı ile yulaf, arpa ve tritikale gibi hububatlar ile karışım halinde yetiştirebilmektedir. Karışımda fiğ+hububat tohumluklarının hangi oranda kullanılması hususuna dikkat edilmesi gerekmektedir. Yapılan  çalışmalarda karışıma genelde % 25-40 arasında değişen oranlarda buğdaygil konulabileceği saptanmıştır.Adi fiğ+tahıl karışımlarında dekara kullanılacak tohumluk miktarları yaklaşık olarak 8-11 kg adi fiğ + 3-5 kg arpa veya  yulaf olabilir.

Yeşil gübre olarak ekilen fiğ, dekara ortalama 400 kg organik madde, 10 kg saf azot sağlamaktadır. Bu amaçla fiğ tohumluğunun 10-12 kg/da kullanılması gerekir.

6 views

yonca yetiştiriciliği

14 Ağustos 2012 Yazan  
Kategori tarla bitkileri, yonca yetiştiriciliği

Çok yıllık bir yem bitkisi olan yonca, iyi besleme özelliği ve yüksek veriminden dolayı yem bitkilerinin kraliçesi olarak adlandırılır. Yonca otu diğer yem bitkilerine oranla protein, vitamin ve mineral maddece zengindir. Değerli bir yem bitkisi olan yoncadan ot, silo yemi, palet yem, yonca unu, yer örtüsü (erozyona karşı) ve yeşil gübre olarak yararlanılır.
TOPRAK HAZIRLIĞI:
Yoncalık kurulacak alan drenajlı ve tesviyeli olmalıdır. Çünkü yüksek taban suyu ve durgun su yoncada verim düşüklüğüne ve giderek de seyrekleşmeye neden olmaktadır.
Yonca toprağının ekime hazırlanmasında ilk olarak arazide yabancı ot mücadelesi yapılmalıdır. Çünkü yonca fideleri yavaş geliştiği için diğer yabancı ot fideleri yoncayı bastırır.
Yonca bitkisi tohumlarının küçük ve embriyosunun nazik olması nedeniyle çok özenle hazırlanmış bir tohum yatağı istemektedir. Bunun için tarla birkaç kez sürülüp diskaro çekilmeli ve ince tırmık ile toprağın iyice ufalanması sağlanmalıdır. Bu uygulamalardan sonra toprağın yüzeyi merdane çekilerek bastırılmalıdır.
EKİM ZAMANI VE ŞEKLİ:
Yonca genel olarak Akdeniz ikliminin egemen olduğu yörelerde sonbaharda, diğer serin iklim yörelerinde ise ilkbaharda ekilmelidir. Ekim zamanının belirlenmesinde toprak sıcaklığı ve nemi etkilidir. Marmara, Ege, Akdeniz Bölgeleri Sahil Kuşağı ve Güneydoğu Anadolu”nun bazı yerlerinde Ekim-Kasım aylarında, diğer bölgelerde ise Nisan-Mayıs aylarında ekim yapılmalıdır.
Ekim serpme ve sıraya yapılmalıdır. İlk ekim yılında 300 bitki/m2 diğer yararlanma yıllarında 150-200 bitki/m2 en idealdir. Bunun için safiyeti tam tohumluktan serpme ekimlerde 3-5 kg/da, sıraya ekimlerde 1.5-3 kg/da kullanılması yeterli olmaktadır. Kullanılacak tohumun safiyeti yüksek olmalı ve hiçbir yabancı bitki tohumu (özellikle küsküt) bulunmamalıdır. Bunu sağlamanın en kolay yolu sertifikalı tohumluk kullanımıdır.
GÜBRELEME:
Yoncada ekim dönemi ve ekimden sonraki dönemler olmak üzere 2 tip gübreleme yapılır.
Ekim döneminden önce, toprak işlemesi sırasında 12-16 kg/da saf fosfor (P2O5) verilmesi, ekim sırasında 2-3 kg/da saf azot ve 12-20 kg/da saf potasyum verilmesi uygundur. Ekim sonrası dönemde, ilke olarak azot gübrelenmesine gerek yoktur. Ancak yoncalığın son yararlanma yılında 5-6 kg/da saf azot gübresi verilmesi yararlı olacaktır. Yonca fazlaca miktarda fosfora ihtiyaç duymaktadır. Fosfor yoncada kaliteli ürün alımını sağlamaktadır. Her yararlanma yılı için genel olarak 6-8 kg/da fosfor sonbahar döneminde verilmelidir.
SULAMA:
Yonca kurak ve yarı kurak iklim bitkisidir. Bu nedenle doğal yetişme ortamında kuraklığa dayanıklıdır. Ancak gelişme mevsiminin uzunluğu, hızlı büyümesi ve yıl içinde birden fazla hasat edilmesi nedeniyle diğer kültür bitkilerine oranla suya ihtiyacı daha yüksektir. Yoncanın su ihtiyacı bulunduğu fizyolojik devreye, iklime, toprak yapısına, taban suyu düzeyine ve arazinin eğimine göre değişir. Genel olarak biçimden 7-10 gün önce ve biçimden hemen sonra olmak üzere her biçimde 2 sulama yapılmalıdır.
HASAT:
Yoncadan esas olarak ot üretimi amacıyla yararlanılır. Yonca kuru otunda % 17-18 ham protein bulunur. Yararlanma sırasında, en yüksek oranda ot verimi, otun kalite ve yem değerinin üstün olması, uzun yıllar aynı verimin alınabilmesi istenir. Bu isteklerin gerçekleşmesinde, en uygun biçim zamanı ve biçim yüksekliği önem kazanır.
Yapılan çalışmalarda, ot verimi açısından en uygun biçim zamanının köklerde en çok besin maddesi biriktiği zamanın, yani çiçeklenme zamanının olduğunu göstermektedir. Ancak verimin yanında kalitede düşünüldüğünde, protein verimi açısından en uygun dönem 1-10 çiçeklenme dönemidir. Normal şartlarda 1 dekar yoncadan 1 ton yaş veya 250 kg kuru ot alınabilir.
Yonca hasadında biçim zamanının yanında biçim yüksekliği de önemlidir. Alçaktan yapılan biçimlerde yeni sürgünler zarar görmekte, yüksek biçimde ise ürün gereksiz yere tarlada bırakılmış olmaktadır. Biçim yüksekliği 5-10 cm olmalıdır. Fakat kıştan önce yapılan son biçimlerde 15 cm kadar olması gerekmektedir. Böylece bitkinin kışı daha güvenle geçirmesine ve ilkbaharda rahat bir gelişme göstermesine olanak tanınmaktadır

Kaynak : http://www.konyatarim.gov.tr/tarlaad.asp?id=49

8 views

« Onceki YazilarSonraki Yazilar »


     
           

|

 

5846 sayili kanun geregi icerigin izinsiz kullanilmasi suctur.Kaynak Gostererek kullanabilirsiniz.. Sitemizde Yapilan Yorumlar Aciklama Niteligindedir. 

          Sahin Tarim.com 2012 Karaman-Turkey (SAHIN TARIM VE HAYVANCILIK)

                                           Copyright � 2005*2011 | WEBMASTER | | Sahin Tarim Turkiye | Sahin Tarim.com