Yeni Sayfa 1

Kuzu Bakimi  

  Yumurta Fiyatlari

Organik Tarim

tDana Etinin Kisimlari

Facebook Sayfamiz

Fasulyede Yeşilkurt ve Tohum Sineği

13 Eylül 2012 Yazan  
Kategori Bitki Hastalıkları

Yeşilkurt

İlkbaharda Nisan sonu Mayıs başından itibaren ilk kelebekler görülmeye başlar. Kelebekler genellikle akşam üzeri uçuşurlar.

Zarar Şekli :  Devamini oku

51 views

Şeker Pancarında Külleme

30 Ağustos 2012 Yazan  
Kategori Bitki Hastalıkları

Şeker Pancarı Külleme Hastalığı

ETMEN: Erysiphe polygoni (Syn. Erysiphe betae)

Erysiphe polygoni (Syn. Erysiphe betae) isimli etmenin neden olduğu külleme hastalığı genel olarak dünyanın yazları kurak ve sıcak geçen şeker pancarı üretim bölgelerinde sulanan tarlalara özgü bir hastalık olup Devamini oku

145 views

Buğday sürme hastalığı ilaçları

30 Ağustos 2012 Yazan  
Kategori Bitki Hastalıkları

Buğday sürme hastalığına karşı tavsiye edilen  ilaçlar:

-BUĞDAY SÜRME HASTALIĞI

-BUĞDAY SÜRME HASTALIĞI
(Tilletia foetida “Wallr” Liro; Tilletia caries “D.C.” Tul.)’NA KARŞI
TAVSİYE EDİLEN İLAÇLAR

 

Etkili Madde Adı Formülasyonu Dozu (Preparat)
ve Oranı ____ 100 kg tohuma
Mancozeb 60 D.S 150 g
Maneb 8O W.P 150 g
Quintozene (PCNB) 18 D.S 200 g
Carboxin75 W.P 150 g
Carboxin 37.5 +Thiram 37.5 W.P 150 g
Carbendazim 50 W.P 150 g
Bitertanol 10 D.S 150 g
Triadimenol 7.5 D.S 150 g
Tolclofos – Methyl 50 W.P 150 g
Flutriafol 2.5 D.S 150 g
Thiabendazole 60 W.P 150 g
Tebuconazole 2 D.S 150 g
Tebuconazole 2 W.S 150 g
Carboxin 205+ Thiram 205 F.F 300 ml
Fenpiclonil 2.5 D.S 150 g

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Buğday sürme hastalığı ilaçları,sürme ilaçları,buğday hastalıkları,Buğday sürme hastalığı,sürme,sürme hastalığı,buğdayda sürme,sürme ilacı,sürme tedavisi,buğdayda sürme tadevisi,buğday sürme ilacı,sürme nasıl,buğday nasıl,bitki ilaçları,hayvancılık,tarım,hayvancılık ve tarım,tarım ve hayvancılık,tarım ziraat,ziraat

65 views

Buğday sürme hastalığı

30 Ağustos 2012 Yazan  
Kategori Bitki Hastalıkları

BUĞDAY SÜRMESİ

ETMEN: Tilletia sp.

a) Görülme Alanları ve Zararı:

Buğday sürmesi dünyanın tüm yetiştirme alanlarında görülen bir hastalıktır. Tohum ilaçlama yöntemlerinin bilinmediği dönemlerde hastalık nedeniyle %50 ye varan ürün kayıplarıyla karşılaşılmış ve bu nedenle sürme en önemli buğday hastalığı olarak nitelendirilmiştir. Bugün dahi tohum ilaçlarının gerektiği gibi yapılamaması halinde veya yoğun bir toprak bulaşmasının söz konusu olduğu bölgelerde önemli ürün kayıplarıyla karşılaşılmıştır. Hastalık buğday üretimi için potansiyel bir tehlikedir.

Ülkemizde de hastalık tüm buğday alanlarında görülür. Değişik yer ve tarihlerde yapılan sörvey ve sayımlarda, gerekli koruma ve önlemler alınmadığında, hastalığın %15-20’ye varabilen bir ürün kaybına yol açabileceği saptanmıştır. Ege Bölgesi’nde 1988 yılında yapılan sörveylerde bazı bölgelerde çok az, bazı bölgelerde ise %35 e varan bir yaygınlık oranı saptanmıştır.

Hastalık Anadolu’da ‘Kör, Karamuk ve Karadoğu’ adıyla da tanınmaktadır.

 

b) Simptomları:

  • Hastalık tablosu en belirgin şekilde başaklanmadan sonra kendini gösterir. Ancak belirtiler buğday çeşidine ve etmenin fizyolojik ırkına göre değişebilir.
  • Bazı çeşitlerde sağlam ve hasta başakları bir bakışta ayırmak mümkün değilken, bazı çeşitlerde başak ekseni uzar, başakçıklar belirgin biçimde birbirinden ayrılırlar ve ‘Kör daneler’ kavuzlar arasında kolaylıkla fark edilirler.
  • Hasta bitkiler daha uzun süre yeşil kalırlar ve boyları yaklaşık 1/3 oranında kısa kalır.
  • Çiçeklenme döneminde ovaryumlar koyu yeşil renkli ve daha büyüktürler.
  • Tüm başak mavi-yeşil bir renk alır.
  • Kural olarak bir başakta kör danelerin sayısı normal olanlara göre daha fazladır.
  • Kavuzlar ve tohum kabuğu varlıklarını korurlarken, endosperm ve embriyo tamamen fungusun üremesi için işgal edilmiş durumdadır.
  • Genç bitkilerde ilk belirtilerin yaprak üzerinde spesifik olmayan, klorotik benekler şeklinde ortaya çıkması mümkündür.
  • İnfeksiyonun başaklarda belirti vermeden latent olarak kalması da mümkündür. Bu durumda yalnızca bitki boyu kısalır.
  • Henüz olgunlaşmamış kör daneler yumuşaktır ve siyah renkli, yağımsı, balık kokusunda bir kitle ile doludurlar.
  • Olgunlaşma sürdükçe kör daneler sertleşir, mat bir renk alırlar ve uçtan kısmen açılırlar.
  • Bu arada içlerindeki sporların bir kısmı dağılabilirse de bunların tamamen serbest kalmaları hasat-harman sırasında gerçekleşir.
  • Sporların balık kokusu trimetilamin ve amonyum bileşiklerinin oluşturduğu bir karışımdan ötürüdür.

c) Etmenler ve Mikroskobik yapıları:

 

 

Sürmeden sorumlu üç etmen vardır;

  • Tilletia caries

 

  • Tilletia foetida

 

  • Tilletia intermedia

 

Tilletia foetida ve Tilletia caries farklı spor morfolojileri sayesinde kolaylıkla ayırt edilebilirler.

Sürme sporlarının 2 adet dış tabaka, 1 orta tabaka ve 1 iç tabakadan oluşmuş kalın bir hücre çeperleri vardır.

Taksonomik ayrımda bu çeperin yüzey strüktürü rol oynar.

Tilletia caries’in sporları: Sarımsı kahverengiden koyu zeytin yeşiline kadar değişen renkte, küremsi, dış yüzeyleri 5-6 köşeli bal peteği gibi desenlidir

Tilletia foetida’nın sporları: Kahverenkli, küremsi – elipsoid ve desensiz (düz çeperli)’dir.

Tilletia intermedia’nın sporları: Daha ince, küçük ve sık bir desene sahiptir.

Cüce sürme etmeni olan Tilletia contraversa’nın sporları bu sporlara göre daha değişik bir yapıdadır.

d) Konukçuları:

 

Sürme, esas olarak Triticum türlerinde zarar yapmakla birlikte çok sayıda kültüre alınmış veya yabani Graminae bitkisinde, örneğin AgropyronBromusLolium vb. görülür.

T. caries ve Tfoetida’nın konukçuları birbirlerinden kesin sınırlarla ayrılmazlar.

 

 

 

e) Etmenlerin Dağılımı:

 

T. foetida ve T. caries’in Türkiye’de belirli bir dağılımı vardır.

T. foetida Marmara, Karadeniz, Ege ve Doğu Anadolu Bölgeleri’nde %93-96 arasında değişen bir yaygınlığa sahip iken

Tcaries’in Güneydoğu Anadolu’da %77’lik bir yaygınlığa sahiptir. Bu bölgede T. foetida’nın yaygınlık oranı %22 civarındadır.

Bu iki etmenin melezlenmesi sonucu meydana gelen T.intermedia ise çok daha az oranda olmak üzere tüm Türkiye’de yaygınlık göstermektedir. T. foetida ülkemizde olduğu gibi Balkan ve Akdeniz ülkelerinde de geniş bir yayılma alanı göstermektedir.

 

 

 

 

 

f) Etmenin Yayılışı ve Yaşam Çemberi:

 

Etmenin temiz buğday danelerine bulaşması hasat-harman sırasında olur. Sürmeli daneler bu esnada patlarlar ve sporlar temiz tohumların ‘sakal’ kısmında tutunurlar. Bu şekilde büyük ölçüde bir tohum bulaşması söz konusu olmakla birlikte, toprakta 3-5 yıl canlı kalabilen sporlar ekilmiş daneye bulaşabilirler.

  • Topraktaki danenin çimlenmesine paralel olarak sürme sporları da aktivite kazanırlar ve hızla çimlenirler. Böylelikle fideciği en duyarlı olduğu anda penetre ederler.
  • Aktivite kazanan sporda önce karyogami gerçekleşir, sonra mayoz ve mitoz bölünme sonucu haploid çekirdekler oluşur.
  • Bu çekirdekler bu sırada meydana gelen basidiuma göç ederek basidiumun ucundaki çıkıntılara yerleşirler ve böylelikle basidiosporlar oluşur. Bu basidiosporlara ‘primer sporidiler’ adı da verilir.
  • Basidiosporların (+) ve (-) karakteri taşıyanları yan dalcıkları vasıtasıyla H biçiminde çifter çifter birleşirler.
  • Bu plasmogami sayesinde dikaryotik dönem yeniden başlar. Birleşmiş basidiosporların ucunda tomurcuklanma yoluyla ‘sekonder sporidiler’ veya diğer bir deyimle ‘konidiumlar’ oluşur.
  • Bunların çimlenmesiyle de penetrasyon yapma yeteneğne sahip dikaryotik hifler meydana gelir.
  • Bu hifler yeni gelişmekte olan fideciye koleoptilden girerler.
  • Fidecikler 2 cm den fazla boy kazanmış olsalar bile penetrasyona açıktırlar.
  • Hif yaklaşık 10 gün içinde koleoptilde intraselüler olarak yayılır.
  • Sonra oluşan sap dokularına geçer ve bu kez interselüler yayılır.
  • Bitkinin 5 yapraklı döneminde miseller vejetasyon konisine erişmiş olurlar.
  • Sapa kalkmış bitkilerde miseller daha çok nodiumlara yerleşir.
  • Sap ve yaprakların işgalinden sonra başak taslakları kolonize edilir.
  • Başaklanma sırasında çiçeklerin tümü hiflerle işgal edilmiş durumdadır.
  • Dikaryotik misel en çok besin maddelerince zengin dokularda gelişebilir. Bu nedenle ovaryumu tercih eder.
  • Eğer belirli bir süre içinde ovaryuma erişemezse latent infeksiyonlar meydana gelir.
  • Etmenin infeksiyon başarısında fideciğin çevre koşullarına bağlı gelişmesi büyük rol oynar.
  • Tohumun çimlenmesi ve toprak yüzeyine çıkması geciktikçe hastalığa yakalanma riski artar.

g) Etmenin Gelişme Koşulları:

 

  • Toprak sıcaklığı 5-10°’Cler arasında iken çimlenme gecikir, ancak etmenin gelişmesi devam eder.
  • Başaklanma dönemine kadar soğuk geceler ve 14 saatten fazla ışıklanma süresi hastalığın gelişimini hızlandırır.
  • Yüksek toprak nemi infeksiyonu olumsuz etkiler. En şiddetli infeksiyonlar kumlu topraklarda su tutma kapasitesi %40-60, milli topraklarda %20-40, daha ağır topraklarda ise %70 seviyesinde olduğunda gerçekleşir.
  • Eylül sonu-Ekim sonu döneminde yapılan buğday ekimlerinde hastalık daha çok gelişir.
  • Kışlık ekimlerde yazlık ekimlere göre hatalığa yakalanma tehlikesi daha büyüktür.
  • Yonca, bezelye gibi baklagillerden sonra yapılan buğday ekimlerinde hastalık çıkışının arttığı, süperfosfat ve kalsiyum gübrelemesi yapıldığında ise azaldığı gözlenmiştir. Bununla birlikte gübrelemenin özel bir etkisinin olmadığı söylenebilir.
  • Ekim derinliği artıkça hastalık artar. Çünkü fideciğin toprak yüzüne çıkışı gecikir.
  • Sürme sporları toprakta 1 veya 2 kış geçirebilirler sporlar oda sıcaklığında, kuru koşularda muhafaza edildiklerinde 20 yıla kadar canlı kalabilirler.
  • Etmenlerin yapay koşullarda üretimi mümkündür. Bu sırada dikaryotik miseller basidiospor oluştururlar. Thiamin (B1vitamini) ve Folik asit gelişmeyi teşvik eder.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

buğday hastalıkları,Buğday sürme hastalığı,sürme,sürme hastalığı,buğdayda sürme,sürme ilacı,sürme tedavisi,buğdayda sürme tadevisi,buğday sürme ilacı,sürme nasıl,buğday nasıl,bitki ilaçları,hayvancılık,tarım,hayvancılık ve tarım,tarım ve hayvancılık,tarım ziraat,ziraat

2 views

Şeker pancarı hastalıkları

26 Ağustos 2012 Yazan  
Kategori Bitki Hastalıkları

ŞEKER PANCARI HASTALIK ve ZARARLILARI

ŞEKER PANCARI HASTALIKLARI

Pancarın, özellikle tohum çıkışı ve gelişme dönemlerinde Zararlı ve hastalıklara karşı etkin bir mücadele programı ile korunması, verim ve kaliteyi önemli ölçüde etkilemektedir.
Türkiye’de şeker pancarı ekim alanlarında görülen ve ekonomik önem taşıyan hastalıklar;

  • Cercospora yaprak lekesi
  • Rhizomania kök sakallanması
  • Kök yanıklığı
  • Külleme olarak belirlenmiştir.

Cercospora Yaprak Leke Hastalığı

Yapraklarda 2-3mm çapında, yuvarlakça, ortada açık gri, kenarlara doğru koyu kahverengi lekeler görülür. Hastalığın ileri devrelerinde yapraklar önce sararır, sonra kahverengileşir ve tamamen kururlar.

Mücadele;

  • Dayanıklı çeşitlerin ekilmesi
  • En az 4 yıllık münavebe
  • Fungusit kullanımı.

Rhizomania Kök Sakallanması

Kök bodurlaşır ve kökte sakallanmalar olur. Kökün uzunlamasına kesitinde kahverengiye dönüşmüş ve lifleşmiş iletim boruları kolayca göze çarpar. Yapraklar yer yer sararır ve tarlada yer yer solmalar ve çökmeler görülür. Mücadele;

  • Dört yıllık münavebe uygulaması
  • Ön bitki hasadından sonra  Dipkazan çekilmesi
  • Ekimin zamanında yapılması
  • Aşırı dozda gübre ve herbisit kullanılmaması
  • Dayanıklı çeşitlerin ekilmesi
  • Zamanında ve ölçülü sulama yapılması.

 

17 views

Şeker Pancarı Fide Dönemi Fungal Hastalıkları

21 Ağustos 2012 Yazan  
Kategori Bitki Hastalıkları

Şeker Pancarı Fide Dönemi Fungal Hastalıkları

Şeker pancarında tohumun toprağa atılmasından bitkilerin en genç dönemlerinde (8–12 yapraklı) görülen bu hastalıklara neden olan en önemli fungal etmenler şunlardır:

 

  • Pythium ultimum
  • Pythium aphanidermatum
  • Rhizoctonia solani
  • Phoma betae
  • Aphanomyces cochlioides
  • Fusarium oxysporum

 

Ülkemizde fide hastalıklarına (tohum çürüklüğü, çökerken veya kök yanıklığı) Alpullu, Susurluk, Adapazarı, Uşak, Konya, Malatya ve diğer şeker pancarı ekim alanlarımızın taban arazilerinde, özellikle çok ve sık yağışlı geçen yıllarda görülür. Çoğu kez tohum çıkışları sırasında bitki kayıpları ile tarla sıklıklarının düşmesine yol açar. Ağır enfeksiyonlarda dekardaki bitki sayısı çok azalır ve ikinci bir ekim gerekebilir. Hastalığa yakalanan genç pancarların büyüme ve gelişmede geri kaldığı, yaprakların sararıp solduğu, köklerinde bazı bölüm veya noktaların karararak inceldiği veya boğumlaştığı ve özellikle rüzgârlı havalarda daha çok rastlanmak üzere yere devrilip öldüğü görülür. Bitkilerin bazıları hastalığı atlatabilmektedir. Ancak bu bitkiler iyi bir gelişme gösterememekte ve hasatta düşük verim görülmektedir.

 

Fide kök çürüklüğüne (çökertene) neden olan funguslardan Phoma betae tohumla taşınır ve bulaşır. Diğerleri ise yalnızca toprakta yaşar ve genç filiz veya bitkilere topraktan bulaşırlar. Enfeksiyonun başlaması ve hastalığın ortaya çıkması her şeyden Önce toprakta ilgili fungusun bulunmasına ve sonrada büyük ölçüde yılın iklim şartlarına bağlıdır. Çökertene neden olan fungusların sıcaklık istekleri de birbirlerinden farklıdır.

 

Sıcaklık isteklerine göre bunları üç guruba ayırabiliriz:

 

1- Düşük sıcaklıkta (7–16 oC) etkili olan etmen Phoma betae’dir.

 

2- Düşük ve yüksek sıcaklıkta etkili olanlar Pythium ultimum’dur.

 

3- Yüksek sıcaklıkta (16–25oC) etkili olanlar;

 

Rhizoctonia solani, Pythium aphanidermatum, Aphanomyces cochlioides, Fusarium spp.

 

Şeker pancarı ekim alanlarımızda kök yanıklığına yol açan funguslardan bu güne kadar; Phoma betae, Pythium spp. , Fusarium spp.’ye rastlanmıştır.

 

Rhizoctonia ve özellikle Aphanomyces’e rastlanmamıştır. Ülkemizde Aphanomyces kök yanıklığına rastlanmaması, şeker pancarı ekim alanlarımızın büyük çoğunlunun kireçli ve kireçce zengin, nötr veya alkalik reaksiyonlu (PH:7-8 ve daha yüksek) topraklara sahip olması nedeniyledir. Fungus kireçce fakir asidik reaksiyonlu topraklarda yaygındır.

 

Çökerten funguslarını yalnızca köklerde görülen zararlara dayanarak ayırt etmek veya tek tek teşhis etmek kolay değildir.

 

Bununla birlikte Phoma ve Pythium daha çok genç bitkilerin kazık köklerindeki siyahlaşma, çürüme ve incelmenin, Aphanomyces ise genel olarak kökün boyun kısmındaki veya çenek yaprak saplarının tabanındaki kararma ve incelmenin nedenidir.

 

Söz konusu fungusları laboratuvarda su kültüründe, yani sterilize suda yetiştirerek teşhis etmek daha basittir. Bunun için tarladan alınan hasta bitki kökleri zedelenmeksizin üzerlerindeki toprak yıkandıktan sonra, içinde köklerin üzerinde ince bir film tabakası oluşturacak kadar sterilize su bulunan petri kaplarına yerleştirilir ve 20 oC sıcaklıkta 1-2 gün bekletilerek üzerlerindeki fungusun gelişmesini sürdürmesi sağlanır. Daha sonra bitkilerin kökleri binokuler altında en az 50 büyütmede incelenir.

 

Phoma enfeksiyonunda köklerin kahverengi-siyah renkli çürüyen yerlerinde 0,2 mm çapında tepesi basık bir bilye veya kabarcığı andıran ve piknid adı verilen kahverengi-siyah furiktifikasyon organları bulunur.  Misel kahverengi olup hifler bölmelidir.

 

Pythium enfeksiyonunda köklerin kararan kısımlarında geyik boynuzu gibi dallanmış bölmesiz ve renksiz miseller bulunur. Hiflerin ucu bazen de ortası şişerek sporangium halini alır. Bu sporangiumların içerisinde iki kamçılı zoosporlar oluşur. Sporangiumlardan çıkan zoosporlar suda bir süre yüzüp konukçunun köküne ulaşır. Kamçılarını atıp encyst olur ve çimlenip yeni enfeksiyonu başlatır.

 

Rhizoctonia enfeksiyonunda daha çok su yüzünde gelişerek yayılan ve yüzen koloniler oluşturan dallanmış bölmeli miseller bulunur. Fungus spor oluşturmaz. Bölmeleri çok belirgin ve hifler birbirleriyle dik açı oluşturacak şekilde dallanırlar. Fungus bu özelliği ile mikroskop altında çok rahat tanınabilmektedir.

 

Aphanomyces enfeksiyonunda köklerin kararan boyun kısmında 0.15 -0,75 mm uzunluğunda ince bir hortumu andıran dalsız ve bölmesiz çok çekirdekli hif uzantıları bulunur. Tabanları bir bölme ile sınırlı bu hiflerin ucunda sporangiumlar oluşur. Bu Sporangiumların içerisinde zoosporlar medyana gelir. Enfeksiyonu zoosporlar başlatır. Fungus kışı oospor olarak hasta bitki artıklarında geçirir.  Topraktaki canlılığını uzun süre devam ettirmesi bu eşeyli sporları sayesindedir.

 

 

 

 

 

Mücadele

 

Kültürel Mücadele

 

Kültürel önlemler olarak, kök yanıklığı (çökerten) hastalığının çok sık görüldüğü ekim alanlarında aşağıdaki uygulamalara yer verilmelidir.

 

  1. Phoma ile bulaşık olmayan tohumluk kullanılmalı ve bunun için yağışlı ılıman bölgelerde tohum üretimi yapılmamalı,
  2. Zararlı funguslara karşı toleranslı şeker pancarı çeşitleri ekilmeli,
  3. Tarlanın drenajı düzeltilmeli, havadar ve çabuk ısınan, iyi bir tohum yatağının hazırlanmasına önem verilmeli. Aşırı erken derin ekimden kaçınılmalı,
  4. Tarlanın kaymak ve kabuk bağlaması önlenmeli,
  5. 5. Pancar mümkünse aynı tarlaya 3–4 yılda bir ekilmeli. Münavebede pancarın ön bitkisi olarak baklagillere özellikle de bezelyeye ve pamuğa yer verilmemelidir. Baklagiller toprağın Pythium ve Rhizoctonia inokulumunu, pamuk ise Rhizoctonia inokulumunu yükseltmektedir.
  6. 6. Fusarium enfeksiyonuna bağlı olarak hastalık çıkışı olduğunda, tarlaya yağmurlama kurulur, bitkiler sağlıklı yeni yan kökler oluşturana kadar, toprağın üst 3-5 cm ‘si her seferinde çok az, 5-10 mm su verilerek, kurumaya yüz tutmadan arada bir sulanır.

 

Kimyasal Mücadele

 

Kimyasal mücadelesinde tohum ilaçlaması yapılmalıdır. Tohum ilaçlanmasında bugün fungusit olarak %80’lik Thiram 4 gr ilaç/kg tohuma, %70’lik Hymexazol 5 gr/kg tohuma dozda kullanılır. Thiram yalnızca Phoma’ ya karşı iyi bir etki gösterir. Hymexazol (ticari ismi Tachigaren) ise başta Pythium ve Aphanomyces olmak üzere,Fusarium ve Rhizoctonia’ya karşı da etkilidir. Ülkemizde kullanılan bu ilaçların yanında diğer ülkelerde PCNB (R. solani), Fenaminosulf (Pythium spp., Aphanomyces) ve Carboxin (R. solani ) de kullanılır.

şeker pancarı hastalıkları,şeker pancarı,şeker pancarı üretimi,şeker pancarı,şeker pancarı sulama,şeker pancarı gübreleme,şeker pancarı hastalıkları,şeker pancarı nerede yetişir,şeker pancarı fiyatı,şeker pancarı pekmezi,şeker pancarı nedir,şeker pancarı faydaları,şeker pancarı küspesi,tarım,şeker pancarı tarımı,şeker pancarı yetiştiriciliği,tarım,ziraat,hayvancılık ve tarım,hayvancilikvetarim,bakla zınnı,BAKLA, elmada bakla zınnı, elma hastalıkları,elma,hastalıklar, bitki hastalıkları,bitki zararlıları, zararlılar,elma zararlıları, elma hastalıkları mücadele, elma zararlı mücadelesi,elma mücadele, elma ilaçlama,ilaçlama,abamectin, tarım,hayvancilik,ziraat, hayvancilikvetarim, elma bakımı,elma yetiştiriciliği,şeker pancarı,şeker pancarı hastalıkları,Şeker Pancarı Fide Dönemi Fungal Hastalıkları,hastalıklar,zararlılar,bitki hastalıkları,bitki zararlıları,limon hastalıkları,fasulye hastalıkları,nohut hastalıkları,domates hastalıkları,hıyar hastalıkları,patlıcan hastalıkları,mildiyö,antraknoz,kanser,dal kanseri,bakteriyel yanıklık,külleme,kımıl,süne, armut hastalıkları,armutta kara leke,armut yetiştiriciliği,armut,bakla zınnı,BAKLA, elmada bakla zınnı, elma hastalıkları,elma,hastalıklar, bitki hastalıkları,bitki zararlıları, zararlılar,elma zararlıları, elma hastalıkları mücadele, elma zararlı mücadelesi,elma mücadele, elma ilaçlama,ilaçlama,abamectin, tarım,hayvancilik,ziraat, hayvancilikvetarim, elma bakımı,elma yetiştiriciliği, buğday,zirai ilaç bayilik sınavı 2012,zirai ilaç bayilik sınav soruları,zirai ilaç,ilaç bayiliği sınavı,toptancılık sınavı,sınav soruları,tarım,ziraat,sınav,hayvancilikvetarim,tarla bitkileri teknikeri yeni yasayla zirai ilaç satabilirmi,ziraat mühendisler bayilik açma sınavı 2012,ilaç bayiliği sınavı 2012 TARİHi, tarım hayvancılık,tarım gıda ve hayvancılık,ilce tarım,tarım ve köyişleri,tarım ve köy bakanlığı,ilçe tarım müdürlüğü,ilçe tarım,tarım ilçe müdürlüğü,konyahaber,www tarım bakanlığı,gıda tarım bakanlığı,tarım hayvancılık,tarım ve hayvancılık,tarım ve hayvancılık bakanı,tarım desteklemeleri,topraksız tarım,tarım makinaları,seracılık, bir inek günde kaç litre süt verir, holstein inek günde kaç litre süt verir,çks ödemeleri,kurbanlık fiyatları,kipa kurbanlık fiyatları,desteklemeler ödeniyor,yediveren çilek,tarla almak için kredi,tarla kredisi,hayvancılık kredisi,tarım kredileri,av köpekleri,tırnak makası,hibe destekleri,kosgeb teşvikleri,küçükbaş tırnak makası,nimet,nimet hayvancılık,Globalgap, Organik Tarım nedir, organik tarım sertifikası, Organik Tarım Sertifikası başvuru formu,organik tarım sertifikası nasıl alınır,Organik ürün sertifikası,Organik-Ekolojik Tarım Kontrol ve Sertifikasyon Kuruluşları,tohum,tohum fiyatları, bordo bulamacı,abamectin,fungal hastalıklar,bakteriyel hastalıklar,sürme,rastık,külleme ilacı,tarım ilacı,tarım ilaçları,karaleke ilacı,böcek ilacı,

5 views

meyve ağaçlarında pas hastalığı

21 Ağustos 2012 Yazan  
Kategori Bitki Hastalıkları

ETMEN: Tranzschelia discolor

 

Çiçek, yaprak ve meyveyi öldürmez. Hastalık geç çıkar. Hasat edildikten sonra görülür. Yaz ortasında ortaya çıktığında yaprak dökümüne neden olur. Bitki çıplak kalır ve yeniden yaprak oluşturur. Bu durum ağacın zayıf kalmasına ve ertesi yıl verim kaybına neden olur. Tıpkı Taphrina deformans gibi zarara neden olur. Daha çok eriklerde görülmektedir. Sert çekirdekli meyve ağaçlarında pas hastalığına neden olan etmenler konukçuya özelleşmiştir. Hastalık etmeni ve konukçuları şunlardır;

 

Tranzschelia discolor f.sp. dulcis Bademleri enfekte eder

 

Tranzschelia discolor f.sp. persicae Şeftaliyi enfekte eder

 

Tranzschelia discolor f.sp. domesticae Erikleri enfekte eder

 

Tranzschelia pruni-spinosa Kültüre alınmamış yabani prunus türlerini enfekte eder.

 

Tranzschelia discolor’da dış duvarda (Teliosporun) çıkıntı yoktur. Şekil ve renk bakımından teliosporun her iki hücresi benzer değildir.

 

Tranzschelia pruni-spinosada teliosporun dış duvarında çıkıntı vardır. Şekil ve renk bakımından hücreler benzerdir.

 

Hastalık dünyanın her tarafında yaygındır. Sıcaklık ve şiddetli yağışların gelişme süresinde uygun olduğu yerlerde görülür. Tipik belirtisi yaprak enfeksiyonudur. Meyve enfeksiyonları şeftalide görülmüştür, fakat nadirdir. Mekanik hasat defoliasyonları hızlandırır. Simptomlar yapraklardadır. Sürgünler ve meyvelerde de enfeksiyon görülmektedir. Asıl enfeksiyon yapraklardadır. Yaprak enfeksiyonları tüm sert çekirdekli meyve ağaçlarında benzerdir. Açık sarı noktalar yeşil lekeler şeklinde yaprağın her iki yüzünde lekeler vardır. Yaprakların altında da ürediospor püstülleri portakal rengi-kahverengi şeklindedir.

 

Eriklerde yaz ortasında ağacın yaprakları dökülür. Ürediospor yatakları içinde sezon sonunda teliosporlar oluşur. Sürgün enfeksiyonları gözle görülebilir düzeyde değildir. Fakat daha sıklıkla görülür. Sürgün enfeksiyonları erikle şeftaliye nazaran daha az görülmüştür. Şeftali daha hassastır. Başlangıçta enfekteli dallar hafif suda ıslatılmış lekeler ve şişkinlikler şeklinde belirti gösterir. Bunun dışında bir şey görülmez.

 

Ürediosporlar kabuk dokusunu çatlatarak sürgünler geliştirmesine devam ederken enfekteli olanlar uzunlamasına yarılırlar ve buralarda ürediosporlar kümecikleri oluşur. Sürgün lekelerinin zararı çok fazla değildir. Kışlayan inokulum kaynağı bakımından önemlidir. Sürgün zararının bu bakımdan önemi söz konusu değildir.

 

Meyve enfeksiyonları özellikle şeftalide çökük, suda ıslatılmış lekeler şeklindedir. Lekelerin kenarları sarımsı bir renk alır. Yeşil lekeleri andıran lezyonlar görülür. Daha sonra ise bunlar sarı bir sınırla kuşatılmaktadır.

 

Fungusun ara konukçusu Anemone coronaria’dır. Sert çekirdekli pas hastalıkları yönünden pek önemi yoktur. Fungus kışı:

 

1.Misel olarak sürgünde,

 

2.Ürediospor olarak sürgünde,

 

3.Ürediospor olarak yere dökülmemiş yapraklarda geçirir.

 

Sürgün yüzeyindeki ürediospor canlılığı kışın azalmaktadır. Fungus 8-38 C de çimlenir. 13-26 derece ise optimum çimlenme sıcaklığıdır.

 

Islaklık periyodunun süresi değişik sıcaklıklar için bilinmemekle birlikte ağır yaprak enfeksiyonları 20 C de ve 12 saatlik bir ıslaklık süresinde meydana gelmektedir. Yapraklar için inkübasyon süresi 7-10 gündür. Sürgün ve meyve için inkübasyon süresi bilinmemektedir.

 

Ürediosporlar kuru rüzgarlarla salınır. Rüzgar hızının artması havadaki spor konsantrasyonunu artırır. Yağmurlama sulama sağnak yağış ürediosporların yayılışında etkin olmaktadır. Sekonder enfeksiyonlar bütün yaprakları enfekte eder ve şiddetli defoliasyona neden olur. Olgunlaşma öncesi defoliasyon yeni yaprak ve çiçeklerin çıkışına neden olur. Yeni gelişen enfeksiyonlu yapraklar kış boyunca ağaçta asılı kalmaktadır.

 

Hastalıkla Mücadele:

 

Kültürel Mücadele:

 

Hava sirkülasyonunun az ya da gölgeli olduğu ve toprak drenajının iyi olmadığı yerlerde bahçe tesis edilmemeli.

 

Meyvenin ya da yeşil aksamın kurumasını önleyecek tüm pratik işlemler enfeksiyon riskini azaltmaktadır.

 

Meyve bahçesinin yakınında bulunan yabani ya da bakımından vazgeçilmiş tüm şeftali, nektar ve kayısılar yok edilmelidir.

 

Gelişme sezonu başlamadan önce hastalıklı görülen dallar ve bir yıl önceki sürgünler budanmalı ve budama artıkları imha edilmelidir.

 

Kimyasal Mücadele:

 

Koruyucu fungusitlerin uygulanmasıyla pas hastalığı kontrol edilebilir. Hasattan bir iki ay önceki uygulama erken enfeksiyonlar için uygulanır. Geç enfeksiyonlara karşı hasattan sonra ilaçlama yapılır. Ülkemizde sert çekirdeklilerde pas hastalığına karşı ruhsat almış ilaç bulunmamakla birlikte bazı ülkelerde; Dithianon (ticari Delan) Triadimefon, Hexaconazole gibi ilaçlar kullanılabilmektedir.

30 views

ELMA KARA LEKESİ

21 Ağustos 2012 Yazan  
Kategori Bitki Hastalıkları

ELMA KARA LEKESİ

ETMEN: Venturia inaequalis

 

 

Kara leke hastalığı ülkemizde ve bütün dünyada ekonomik öneme sahip bir hastalıktır. Çok yağış alan ve yüksek hava nemine sahip bölgelerde hastalık büyük zararlara neden olur. Hastalığın fazla görüldüğü yörelerde hastalık büyük zararlara neden olur. Bunun sonucu ağaçlar yaz ortasında çıplak denecek ölçüde yapraksız kalarak gelecek yıl oluşacak sürgün ve çiçek gözleri bundan zarar görür. Çok hastalanmış meyvelerin lekeler ve çatlamalar nedeniyle pazar değeri yoktur. Daha az hastalanmış meyvelerin Pazar değerleri yanında kaliteleri de azalmıştır. Ayrıca bu gibi meyvelerin depolanması da zorlaşır. Çünkü hastalık sonucu oluşan yaralardan diğer çürüklük etmenleri meyvelere girerek zararın artmasına neden olur.

 

Birçok bölgede yetiştiriciliğin rantabilitesi bu hastalık ile savaşın sonucuna bağlıdır. Fakat bugün endüstrinin piyasaya sürdüğü preparatlar ile bu hastalık nedeniyle elma yetiştiriciliğinin büyük rizikolara bağlı olduğu nemli bölgelerde dahi yetiştiricilik olasıdır. Buna karşın bugün dahi bu hastalıktan zarar gören yetiştirici sayısı az değildir. Hastalık ile savaşta etmenin biyolojisini bilmek ve doğada bunu izlemek başarının ön koşuludur. Bu nedenle biz tarımcılara düşen görev elde mevcut preparatları, etmenin biyolojini izleyerek ve hava koşullarını da göz önünde tutarak kullanmak ve yetiştiriciye kesin bir savaş planı yerine bunları öğretmektir.

 

Genellikle biraz geç olmasına karşın ilk simptomları çiçeklenme zamanı görebiliriz. Yaprakların üst ve alt yüzeyinde küçük, yuvarlak, zeytin yeşili kadife şeklinde lekeler oluşur. Tek tek lekeler birbiri ile birleşerek büyük lekeler oluştururlar. Gelişen düzensiz lekelerin dış kenarı yelpaze şeklinde büyür. Lekelerin ortasındaki fungus hifleri yavaş yavaş ölür. Bu kısımlarda yaprak üst yüzeyi, gri renkte ve yukarıya doğru bombelidir. Kenar bölgelerde fungus hayatta kalır. Şiddetli hastalanmada yapraklar zamansız dökülürler. Çiçek yapraklarında hastalık lekeleri ancak erken infeksiyonlarda ve az sayıda meydana gelir. Lekelerin mikroskop altında incelenmesinde bunların çok satıda armut şeklinde kahverengi sporlar ile kısa koyu renkli spor taşıyıcılarından (konidiofor) oluştuğu görülür. Sporlar yardımıyla hastalık komşu yaprak ve genç meyvelere taşınır. Meyveler üzerindeki lekeler başlangıçta yıldız şeklinde ve kutikulanın parçalanması sonucu gümüşi beyaz bir kenar ile çevrilmiştir. Meyve, fungusu, mantar tabakalarının oluşumu yardımıyla hapsetmek istemine karşın, bu işlem ender durumlarda başarılı olur. Meyvenin devam eden gelişiminde mantar tabakları komşu sağlam doku gibi büyüme yeteneğinde olmadığında çukurluk ve yarılmalar ortaya çıkar.

 

İlkbaharda yaprakların ve genç meyvelerin ilk enfeksiyonları erken hastalık olarak isimlendirilir. Geç hastalanmalardan ise hemen hemen yetişkin meyvelerin hastalanması anlaşılır. Erken hastalanmalarda lekeler küçük ve meyveler üzerinde yarıklar bulunmaz. Eğer hastalık, meyveler depolandıktan sonra görülürse depo kara lekesinden söz edilir. Bazen bir yıllık sürgünler de hastalanır. Bunlara “sıracalı dallar” denir. Sıracalı dallar elma kara leke hastalığında armutta ki gibi büyük bir öneme sahip değildir. Fakat bazı elma çeşitlerinin fazla duyarlı oluşları nedeniyle, çok sayıda “sıracalı dallar” meydana gelir.

 

Sıracalı dalların önemi, bu dalların hastalanmasında ziyade, dallar üzerindeki misellerin gelecek vejetasyon devresi başında hemen yazlık sporları oluşturulmasında ileri gelir. Ayrıca sıracalı dallardaki yaralar elma kanseri etmenin girişi için kapı görevi yapar.

 

Fungus kışı bir yıl önce dökülmüş, hasta yapraklar içerisinde geçirir. Sonbaharda eşeysel birleşme sonucu esas eşeysel fruktifikasyon organlarının gelişimi başlar ve oluşumlarını ilkbaharda tamamlarlar. Bu zaman içinde çıplak gözle dahi görülür. Bunlar perithecium olarak isimlendirilir. Bunların ağızlar ışığa yönelmiş olup, yaprağın toprak üstü kısmında bulunur. Peritheciumlar içinde 8 adet ascospor içeren ascuslar bulunur. Olgunluğuna kısa süre kala rutubetli ortamda ascuslar şişer ve içlerinde bir basınç meydana gelir. Bu basınç sonucu ascosporlar dışarıya doğru atılırlar. Dışarı atılan ascosporlar hava hareketleriyle ile taşınarak yaprak ve genç meyveler üzerine konarlar ve bunları infekte ederler.

 

FUNGUSUN HAYAT DEVRİ:

 

İlkbaharda havalar elma tomurcuklarının açılması için uygun olduğunda ascosporlar da olgunlaşır ve tabiata dağılarak konukçuya ulaşırlar. Taze yaprak üzerinde çimlenerek kutikuladan penetrasyon yapar. Kutikula altında oluşan stromatik doku üzerinde birkaç gün içinde konidiofor ve konidiumlar meydana gelir. Çeşitli yollarla yayılan konidiumlar yeni enfeksiyonlar yapar ve birkaç günlük inkubasyon döneminden sonra yeni enfeksiyonlar yapar ve birkaç günlük inkubasyon döneminden sonra yeni bir konidium generasyonu meydana gelir. Konidium oluşumu ve enfeksiyonlar yaz boyunca devam eder. Fungusun eşeysiz formunun adı Spilocea pomi’dir. Mevsim sonunda yapraklar yaşlanınca dokudaki miselyum daha derinlere ilerler. Miselyum üzerinde oluşan Antheridium ve Ascogonium’lar arasındaki temas (gametangial temas) sonunda ascus ve ascosporlar meydana gelir. Şüphesiz bu sırada Ascocarp’ta tam şeklini almıştır. İlkbaharda olgunlaşan ascosporlar hızla dışarı atılırlar ve yeni konukçularda birer hayat çemberi başlar.

 

Periteslerin olgunluk zamanı, spor uçuşlarının durumu özellikle infeksiyonu oluşturan koşullar üzerinde bilgiler hastalık ile savaşta büyük öneme sahiptir. Kara leke ile hasta yapraklar üzerindeki Periteslerin sayısı bir yıl önceki hastalık şiddetine bağlıdır. Eğer hastalık bir yıl önce az ise, hemen hemen bütün peritesler gelişir. Şiddetli hastalanmış yapraklarda çok sayıda perites gelişmesi görülmesine karşın, bunlardan ancak bir kısmı normal olgunluğuna erişir. Burada beslenme fizyolojisi yönünden bazı faktörlerin rol oynadığı sanılmaktadır. Buradan kara leke hastalığının şiddetli geçtiği yıllardan sonra hafif veya orta şiddetle ascospor uçuşunun nasıl olduğunu anlamak olasıdır. Bundan dolayı hastalık ile savaş sürekli yapılmalıdır. Hatta pratik olarak hastalıksız bahçelerde dahi savaş sürdürülmelidir. Çünkü yaprakların bulaşmasını önlemek bugünkü teknikle olanaksızdır.

 

Yaprak dökümünden sonra kışın gidişi de meydana gelecek periteslerin sayısına etkilidir. Yaprak dökümünden sonra serin havalar, karlı bir kış ve nemli bir ilkbahar fungus için uygundur. Kış sonunda sıcaklık durumu perites olgunlaşmasının oluşum hızı için önemlidir. Uzun süre devam eden kuraklık periyotları olumsuz etkiler elma çeşitlerinin perites olgunluk hızı üzerine de etkileri vardır. Bu konuda sonuç üzerine kesin etkili olan yaprak dökümü zamanıdır. Hasta yapraklar ne kadar erken dökülürse, o kadar erken perites olgunluğu beklemek gerekir.

 

Başarılı bir perites olgunluğundan sonra ilkbaharın ilk yağmurları ile beraber ascosporlar uçuşa başlar. Kuvvetli çiğde ascospor uçuşunu meydana getirebilir. Fakat bu uçuş peritesler su ile örtülü olduğu sürece geriye bırakılır. Sıcaklık etkisi azdır. Ancak 4oC’nin altında önemli bir azalma görülür. 2oC’nin altında ise spor uçuşu sıcaklığın yükselişine dek durur. Ayrıca ışığın da spor uçuşuna etkisi vardır. En fazla spor uçuşu gündüzleri meydana gelir. Spor uçuşu genellikle çiçekten kısa süre sonra sona erer.

Her spor uçuşunun bir infeksiyona neden olmayacağının bilinmesi bu hastalık ile savaşta önemlidir. İnfeksiyon için sıcaklık ve nem büyük etkiye sahiptir. Ayrıca bitki kısımlarının yeterli süre ıslak kalması gerekir. İstenen yaprak ıslaklığının süresi sıcaklık ile yakından ilgilidir. Örneğin 13oC sıcaklıkta yapraklar 15 saat ıslak kaldığı takdirde orta kuvvette bir infeksiyon beklemek gerekir. Aynı sıcaklıkta yapraklar 7 saat ıslak kalacak olursa veya bunun tersi yani düşük sıcaklıkta infeksiyon meydana gelmez. İnfeksiyonda ascosporların çim boruları kutikulayı delerek yazlık spor yataklarını oluştururlar. Bunlar içinde sporlar çok sayıda birbiri arakasın sıralanmışlardır. Fungusun yaz spor formuna Fusicladium dentriticum denir. İnfeksiyonlarda ilk siptomların meydana gelmesine kadar geçen süre yani inkubasyon süresi 2oC’de 8 gün, 10oC’de 16 gündür. Kuru havalarda sporlar konidioforlar (spor taşıyıcıları) ucunda oldukça stabildir. Ancak kuvvetli rüzgârlar bunları koparabilir. Yayılmanın bu şekli hastalık epidemiyolojisi yönünden büyük öneme sahip değildir. Çünkü yaz sporları kış sporları kadar dayanıklı olmadıklarından kuru havalarda çimlenme yeteneğini kısa sürede kaybederler. Buna karşı sporların nemli havalarda yayılması optimal koşulları oluşturur. Sporlar yağmur damlaları ve çiğ ile mekanik olarak konidioforlardankoparlar ve damlarlar ile beraber ağacın tacı içinde, rüzgâr ile koşulla göre 1200 metreden daha uzaklara yayılırlar. Yazlık sporlar ile infeksiyondaki koşullar kış sporları için verilenle aynı değildir. Spor oluşumu yaz başlangıcında en fazladır. Sonbahara doğru yavaş yavaş azalarak durur. Mevsim sonunda ancak spor içermeyen spor yatakları oluşur.

 

Yukarıda anlatılanları aşağıdaki gibi özetlemek mümkündür. İlkbaharda ilk enfeksiyonlar çiçeklenmeden kısa süre sonra askosporlar ile olur. Ağacın içinde hastalığın yayılması yeni fungus spor yataklarında oluşan konidiler tarafından olur. Yayılma üzerine yüksek sıcaklık ile beraber yüksek hava nemi ve ağaç kısımlarının yavaş kurumasına neden olan diğer faktörler, örneğin ağaçların sık olması, tacın az ışıklanması toprağın yabancı otlar veya diğer ana kültür bitkiler ile kaplı olması etkilidir. Diğer taraftan nem yaprak, meyve ve dalların büyümesini hızlandırır. Böylece büyüyen ve genç dokularda bulunan duyarlılık arttırılmış olur. Ayrıca sık sık yağmurlar yapraklar üzerindeki bitki koruma preparatlarını yıkması nedeniyle zararlı olur.

 

Çeşitli duyarlılık dereceleri de hastalık üzerine etkilidir. Yetiştiriciler çeşitli bölgelerdeki duyarlı ve dayanıklı çeşitleri tanımaktadır. Fakat bir bölgede bu hastalığa karşı dayanıklı çeşit diğer bölgelerde de aynı özelliği korumayabilir. Bunun nedenini virulent biotiplerin farklı yayılışlarında aramak gerekir. Yeni biotiplerin meydana gelebilme olanakları eşeysel bir birleşme sonucu her zaman olasıdır. Bu nedenle şimdiye dek dayanıklı olan çeşitler virulent biotiplerin meydana gelmesinden veya adı geçen bölgeye dışarıdan bunların gelebilmesi ile şiddetli hastalanabilirler. Bunun için dayanıklı çeşitlerin yetiştirilmesinde önemli güçlüklerle karşılaşılır.

 

Mücadelesi:

 

Kara leke ile savaş her şeyden önce kimyasal preparatlara dayanır. Hastalık etmenin biyolojisinde görüldüğü gibi ilkbahara da ascosporlar ile oluşacak infeksiyonlarınönlenmesi bu hastalık ile savaşta güvenli olanaklar sağlamaktadır. Geçmiş yıllarda bütün dünyada çiçeklenmeden önce yapılan ilaçlamalarda bu amaca ulaşılmaya çalışılmıştır. Fakat ilaçlama zamanları genellikle fenolojik verilerden faydalanılarak veya fungusun biyolojisine gerektiği anlamda önem verilmediği için beklenen başarı her zaman elde edilememiştir. Bu nedenle entansif yumuşak çekirdekli meyve yetiştirilen ülkelerde ilaçlama zamanları fungusun biyolojisine göre ayarlanmıştır. Ülkemizde yapılan ilaçlama yukarıda açıklanan fenolojik yapıya dayanmaktadır.

 

Başarılı kara leke savaşı için önemli bir önkoşul “Erken uyarı istasyonlarının” kurulmasıdır. Bu uyarı istasyonlarında her yıl periteslerin olgunluğu ascospor uçuşunun başlama zamanı ve bitiş zamanı, bununla ilgili olarak konukçu bitkileri gelişmelerini saptamak gerekir. Bu gözlemlerin sonucu pratiğe doğru olan ilaçlama zamanını vermek olasıdır. Periteslerin olgunluğunu saptamak amacıyla geçmiş yılın sonbaharında kara leke ile hasta dökülmüş yapraklar toplanır ve bunların düz bir kafes tel ile çevrilmiş kafesler içinde dışarıda kışı geçirmeleri sağlanır. Çeşitlerin perites olgunluğuna etkileri göz önünde tutarak farklı çeşitlerin hasta yaprakları alınmalıdır. Ayrıca olasılık ölçüsünde sonbahar süresinde ayrı ayrı zamanlarda yapraklar toplanmalıdır. Bölgeler göre daha ağaçlar uyanmadan laboratuarlarda perites olgunluk derecesi belirli zaman aralıklar içinde saptanmalıdır. Başlayan perites olgunluğu ile beraber yetiştiricilere ilk yağmurlarla beraber ilk infeksiyonların başlayabileceği ve bu nedenle koruyucu ilaçlamanın gerekli olduğunu bildiren ön uyarı yapılır. Bazı bölgelerde örneğin Kuzey Almanya’da ascospor uçuşu genelde tomurcuk patlamasından önce olur. Bu durumda ilaçlama gereksizdir. Bu örnekte bize uyarı istasyonlarını ağaç fenolojisini de yakından izlemesi gerektiğini göstermektedir. Bu gibi hallerde tomurcukların patlayarak farekulağı büyüklüğünü alması beklenir.

 

Ascosporların uçmaya başladığı dönem başka bir yöntem ile de belirlenir. Bunun için üzerine ince bir tabak halinde madeni yağ veya vazelin sürülmüş cam lamlar ağaçlara asılır ve günlük olarak mikroskop altında incelenerek askosporlar görüldüğünde doğada uçmaya başladığı saptanır. Ancak bu sporların infeksiyonyapabilmeleri için mutlaka yüksek hava rutubetine (yağış veya çiğ) ihtiyaçları vardır. 13 – 21oC sıcaklık ve %99 nispi nem koşullarında kolayca çimlenirler. Bu nedenleascospor uçuşlarını tespit eder etmez hava koşullarlı da uygun gidiyorsa hemen ilaçlamaya başlanmalıdır. Bu zaman elma kara lekesi hastalığının kimyasal kontrolünün birinci dönemidir. Açılmış yaprak tomurcuklardan çıkan genç, yeşil elma yaprağı uçları askospor infeksiyonları için çok duyarlıdır. Eğer askospor infeksiyonları bu zamanda önlenemez ise daha sonra bu hastalığı elemine etmek güç olur. İlk oluşan yapraklarda elma kara lekesi birincil infeksiyonları eğer önlemez ise bu durum gelecek yılın kara leke epidemisini haber verir.

 

Primer ascospor saçılması 4 – 6 haftalık bir dönem boyunca devam eder ve her bir kara leke sporu sağınağı yeni birincil kara lek infeksiyonlarına neden olur. Çiçeklenme sonu yapılacak fungusit uygulamalarının sayısı yağışlı dönemlerin sıklığı ile değişir. Bazı yıllarda periteslerin olgunlaşıp ascosporların uçuşa başlamasını yani dormansinin yıkılışı sıcak kuru günler takip edecek olursa tek bir koruyucu püskürtme, birincil kara leke kontrolü için yeterli olabilir. Bazı yıllarda çiçeklenmeden önceki dönemde soğuk ve ıslak hava koşullarının uzaması çiçeklenme öncesinde iki veya daha fazla fungusit uygulamalarını gerektirir.

 

Çiçeklenme döneminde çiçek tomurcuğu gelişimi sırasında bu tomurcukların oluşturduğu kümelerin yanı başında hastalığa karşı duyarlı olan yaprak dokuları yer alır.Ascosporların çimlenmesini takiben konidiler ve yaz sporları Primer infeksiyonlardan gelişmeye başlarlar. Bu nedenle koruyucu bir fungusitin çiçeklenme dönem uygulamaları elma kara lekesi kontrol programında yer alması gerekir. Petal yapraklarının düşmesi zamanında ascosporların etrafa boşaltılmaları tamamlanır. Bu anda birincil infeksiyonlardan üretilmiş konidiler tarafından oluşturulacak ikincil infeksiyonlar başlayabilir. Bu noktada sorun bu tür ikincil infeksiyonları önlemektir. Kontrol programının birinde gelişmiş olan meyvelerin kara leke infeksiyonlarında korumaktır. Bu kritik dönem içerisinde yine koruyucu fungusit uygulamalarının tekrarlanması gerekir. Yaz aylarında kaplama püskürtmelerinin sayısı hava koşullarına göre değişir. Eğer yağışlı günler sık sık tekrarlanacak olursa bu sayı artar.

 

Burada tüm incelikleri açıklandığı üzere elma kara lekesi hastalığını etkin bir şekilde kontrol için kritik infeksiyon dönemlerinde koruyucu fungusit kaplaması şeklinde püskürtmeleri yenilemek zorunludur. Çoğu zamanlar ticari elma bahçelerinde koruyucu fungusit uygulamalar 8 – 12 yenilenir.

 

Bilinçli bir ilaçlı mücadele için ascospor uçuşları saptanmasının ne kadar önemli olduğu yukarıda açıklanmaya çalışılmıştır. Ancak bu saptamanın üretici imkânlarıyla yapılması mümkün değildir. Bu nedenle ülkemizde elma kara lekesi kontrolü ağacın fenolojik durumuna göre aşağıdaki gibi uygulanmaktadır.

 

  1. 1. İlaçlama: farekulağı döneminde (gözlerin uyanmasını takiben yapraklar farekulağı kadar olunca)
  2. 2. İlaçlama: pembe çiçek tomurcuk döneminde (çiçekler kısa saplarıyla ayrı ayrı görülünce)
  3. 3. İlaçlama: tam çiçeklenme (çiçeklerin %90’ının açıldığı) döneminde
  4. 4. İlaçlama: meyvelerin fındık büyüklüğüne geldiğinde

 

 

 

Bu dört ilaçlamanda sonra hava koşulları hastalık lehine devam ederse (yağışlı, çiğli veya kapalı) dördüncü ilaçlamalardan sonra 15 gün aradan sonra 4. 5. 6. İlaçlamalar yapılmalıdır.

 

 

 

 

 

İlaçlamalarda:

 

a) Dal sıracası bulunan yerlerde

 

 

 

  1. 1. İlaçlamada %2’lik bordo bulamacı veya %50 bakır içeren preparatlardan birisi %0.8 dozunda
  2. 2. İlaçlamada %50 bakır içeren bir preparat %0.4 dozunda veya organik fungisitlerden birisi (Captan, Manep, Metiram, Thiuram, Phaltan) prospektüs dozunda
  3. 3. İlaçlamada diğer ilaçlamalarda organik fungusitlerden birisi kullanılabilir.

 

 

 

b) Dal sıracası bulunmayan yerlerde:

 

İlaçlamada %1’lik bordo bulamacı veya %50 bakır içeren preparatlardan birisi %0.4 dozunda kullanılabilir. Diğer ilaçlamalarda dal sıracası bulunan yerlerde uygulanan ilaçlama programı uygulanır.

 

Kara lekenin meyve ağaçlarında en tehlikeli olduğu çiçeklenme dönemidir; Çünkü

 

1)   Kara leke sporlarının çiçekler tarafından tutulması olasılığı yüksektir.

 

2)  Yağış ve çiğde çiçek çanak ve taç yaprakların arası uzun süre ıslak kalacağından kara leke sporlarının çimlenmesini kolaylaştırır.

 

Bu nedenlerden dolayı çiçek dönemi mücadelesi önem kazanmaktadır; Ancak bu dönemde kullanılacak ilacın arı faaliyeti ve döllenmeye zarar vermemesi şarttır.

 

Hastalık etmeninin esas kaynağı yere dökülmüş infekteli yapraklardır. Bunların yok edilmesi Primer infeksiyon kaynakların büyük ölçüde azaltır ve ilaçlı mücadeleye yardımcı olur. Bu nedenle sonbaharda dökülen yapraklar toplanıp yakılmalı veya derince gömülmeli ayrıca ilkbahar askosporlar uçuşa başlamadan önce DNOC (Dinitro kresole) preparatları ile topraktaki yapraklar ilaçlanmalıdır. Sıracalı dallar varsa kesilip imha edilmelidir. Ülkemizde Kara leke hastalığı ile kimyasal mücadelede kullanılmak üzere pek çok ilaç ruhsat almıştır. Bu ilaçlarda bazılar ve uygulama dozları aşağıda verilmiştir.

 

Etkili Madde ve Oranı

Formulasyon Tipi

Doz (100lt suya)

Bakır Sülfat, 98 + Sönmemiş Kireç

Bordo Bulamacı

2 kg + 1 kg veya 1 kg + 500 g

Bakır sülfat, 99.5

C.D.

1000-2000 g

Bakır oksit, 50

W.P.

400 g

Hexaconazole, 50 g/l

S.C.

40 ml

Maneb, 80

W.P.

300 g

Propineb, 70

W.P.

250 g

Mancozeb, 80

W.P.

250 g

Folpet, 50

W.P.

300 g

Dithianon, 75

W.P.

100 g

Dithianon, 750 g/l

S.C.

50 ml

Metiram, 80

W.P.

200 g

Thiram, 80

W.P.

150 g

Nuarimol,1+Mancozeb,60

W.P.

150 g

Nuarimol, 90 g/ l

E.C.

30 ml

Dichlofluanid, 50

W.P.

200 g

Bitertanol, 25

W.P.

50 g

Bakır oksiklorür, 50

W.P.

400 g

Myclobutanil,1.7 + Mancozeb, 60

W.P.

200 g

Cyproconazol, 50 g/l

E.C.

25 ml

 

ELMA KARA LEKESİ,kara leke,karaleke,elmada karaleke,Elma Külleme Hastalığı,elmada külleme,külleme,külleme hastalığı,külleme ilacı,Elmada Acı Çürüklük,acı,elma acılığı,elma acı,elma çürük,elma acı çürük,Elma Dal Kanseri,dal kanseri,kanser,elma kanseri,elma hastalığı,hastalıklar,zararlılar,bitki hastalıkları,bitki zararlıları,limon hastalıkları,fasulye hastalıkları,nohut hastalıkları,domates hastalıkları,hıyar hastalıkları,patlıcan hastalıkları,mildiyö,antraknoz,kanser,dal kanseri,bakteriyel yanıklık,külleme,kımıl,süne, armut hastalıkları,armutta kara leke,armut yetiştiriciliği,armut,bakla zınnı,BAKLA, elmada bakla zınnı, elma hastalıkları,elma,hastalıklar, bitki hastalıkları,bitki zararlıları, zararlılar,elma zararlıları, elma hastalıkları mücadele, elma zararlı mücadelesi,elma mücadele, elma ilaçlama,ilaçlama,abamectin, tarım,hayvancilik,ziraat, hayvancilikvetarim, elma bakımı,elma yetiştiriciliği, buğday,zirai ilaç bayilik sınavı 2012,zirai ilaç bayilik sınav soruları,zirai ilaç,ilaç bayiliği sınavı,toptancılık sınavı,sınav soruları,tarım,ziraat,sınav,hayvanc

4 views

Çeltikte Yanıklık

21 Ağustos 2012 Yazan  
Kategori Bitki Hastalıkları

Çeltikte Yanıklık Hastalığı

ETMEN: Pyricularia oryzae,  P. grisea

Görülme Alanları ve Zararları:

Yanıklık hastalığı ülkemiz için çeltiğin en önemli hastalığıdır. 1997 yılında yapılan bir çalışmada hastalıktan kaynaklanan kaybın çeşit dayanıklılığına bağlı olarak %21 ile %58 arasında olduğu tespit edilmiştir. Yanıklık hastalığı gelişmenin hangi evresinde görülürse görülsün verim ve ürün kalitesi üzerine olumsuz etki yapar.

 

Simptomları:

  • Hastalık bitkinin sap ve boğumlarında olursa (boğum yanıklığı) kayıp maksimum düzeye erişir.
  • Bitki yetiştirme tekniği hastalığı ciddi oranda etkilemektedir.
  • Ekstansif tarım yapılan bölgelerde düşük seviyelerdeki azot kullanımı hastalığın gelişimini sınırlar.
  • Ancak entansif tarım yapılan bölgelerde oluşan kayıplar ve hastalık kontrolü için yapılan ek masraflar ürün maliyetini artırır.
  • Etmen öncelikle yapraklarda lekeler oluşturur. Ancak hastalığın seyrine ve gelişmesine bağlı olarak lekeler bitkinin hemen her organında görülebilir.
  • Yaprak ayası üzerinde çevre faktörleri ve konukçu dayanıklılığına bağlı olarak farklılık gösteren tipik lekeler görülür.
  • Lekeler ilk görüldüğünde beyazımsı gri-yeşildir ve kenarı daha koyu yeşil ile çevrilidir.
  • Lekeler yaşlandıkça bu koyu yeşil renk kırmızımsı kahverengi bir hal alır.
  • Lekeler mekik şeklindedir.
  • Tam gelişmiş lekeler 1,0–1,5 cm uzunluk ve 0,3–0,5 cm genişliğe sahiptir.
  • Hastalık belirtileri bitkinin gövde ve salkım boğumlarında da görülebilir.
  • Boğumlar enfekte olduklarında siyah bir renk alır ve kırılırlar.
  • Salkım boğumunda görülen yanıklığa özel olarak boğum yanıklığı da denir. Bazı durumlarda salkım dallarında ve başakçıklarında da yanıklık oluşabilir.
  • Çeltiğin hastalığa en hassas olduğu evreler fide, kardeşlenme başlangıcı ve salkım çıkarma dönemleridir.
  • Gelişmenin erken evrelerinde simptomlar genelde yapraklar üzerinde görülür ve yaprak yanıklığı adını alır.
  • Yaprak yanıklığı kardeşlenme dönemiyle birlikte en yüksek seviyeye ulaşır.

Yaşam Çemberi:

  • Etmen ılıman iklim kuşağında olumsuz şartları hastalıklı bitki artıklarında ve tohumda misel olarak geçirir.
  • Dolayısıyla tohum ve tarlada kalan bitki artıkları primer enfeksiyonların başlıca kaynaklarıdır. Etmene konukçuluk edebilen yabancı otlarda yine primer inokulum kaynaklarıdır.
  • Konidilerin oluşumu yüksek nispi rutubete bağlıdır. %89’ un altındaki nem oranlarında spor oluşumu meydana gelmez.
  • Spor oluşumu ve spor çimlenmesi için optimal sıcaklık 25–28 C  dır.
  • Maksimum düzeyde spor oluşumu şartlar uygun olduğu sürece ilk lekelerin görülmesinden 3–8 gün sonradır.
  • Düşük gece sıcaklıkları enfeksiyonu kolaylaştırır ve leke gelişimini artırır.
  • Hastalık gelişimin etkileyen üç faktör yüksek sıcaklık, nispi rutubet ve yağışlı gün sayısıdır.

Gübrelemenin Etkisi:

  • Azot uygulaması çeltiğin hastalığa hassasiyetini artırır.
  • Azotun gübre formu da hassasiyeti etkilemektedir. NO3 olarak N verilen bitkiler, hastalığa NH4 olarak N verilen çeltiklere göre daha hassas bulunmuştur.
  • Azotlu gübrelerin uygulanma zamanı ve azottan faydalanabilirlik de hastalık gelişimini etkilemiştir.
  • Azotun geç uygulanması, erken ve eşit aralıklarla uygulanmasıyla karşılaştırıldığında, geç uygulamalarda yanıklık hastalığının azalma gösterdiği görülmüştür.
  • Yine uygulanacak azotu bir seferde vermek yerine birkaç parça halinde vermek mücadelede daha iyi sonuçlar vermiştir.
  • Kumlu topraklarda, N lu gübre uygulanması durumunda hastalık gelişimi artmıştır.
  • Toprak da muhtemel fosfor eksikliklerinin giderilmesi yanıklık zararını azaltmaktadır.
  • Bu uygulamanın bitki dokularını sağlamlaştırması ve böylece patojenin yaprak dokularına girmesinin zorlaşması sonucu yanıklık ve diğer yaprak hastalıklarının zararının azatlığı düşünülmektedir.
  • Ayrıca bitki dokularında silisyum konsantrasyonunun düşüklüğü hassasiyeti artıcı bir diğer faktördür.

Mücadelesi:

Kültürel önlemler

  • Dayanıklı çeşit yetiştirilmeli,
  • Ekimi zamanında gerçekleştirilmeli ve sık ekimden kaçınılmalı,
  • Azotlu gübre en uygun doz, zaman ve şekilde uygulanmalı,
  • Yabancı ot mücadelesi yapmalı,
  • Bilinçli ve dengeli bir su yönetimi uygulamalı,
  • Aşırı sulamalardan kaçınılmalı
  • Soğuk su ile sulamadan kaçınılmalıdır.

Kimyasal mücadele:

Tohum ilaçlaması:

Benomyl ve carbendazim etkili maddeli ilaçlarla 100 litre suya 200 gr ilaç karıştırılarak tohum ilaçlı suda 24 saat bekletilir.

Yeşil aksam ilaçlaması:

Benomyl etkili maddeli ilaçlarla 100 litre suya 60 gr ilaç

Carbendazim etkili maddeli ilaçlarla 150gr / dekar dozunda yeşil aksam ilaçlamaları önerilebilir.

Diğer İlaçlar:

AZOXYSTROBIN SC 100 ml/da

TRIFLOXYSTROBIN WG 20g/da  etkili maddelerde önerilebilir.

4 views

Patateste Mildiyö

21 Ağustos 2012 Yazan  
Kategori Bitki Hastalıkları

Patates Mildiyösü

ETMEN: Phytophthora infestans

Phytophthora infestans isimli fungusun neden olduğu Patates Mildiyösü hastalığı dünyanın bazı bölgeleri için en önemli hastalıktır. Bol yağış alan bölgelerde etmenin her zaman epidemi yapma şansına sahip olması hastalığın öneminin devam etmesini sağlar. Bu gün için dahi epidemileri önlemek mümkün değildir. Kuzey Avrupa’nın serin nemli bölgelerinde hastalık her zaman çıkar ve % 8-10 arasında verim kaybına neden olur. İngiltere’de yağışlı havalarda %16, kurak yıllarda %2 oranında bulunmuştur. Epidemi yapan yıllarda  %70’e varan ürün kaybına neden olur. Hastalık Avrupa da 1840’lı yıllarından beri bilinir. Ülkemizde hastalık daha çok Karadeniz bölgesinde yaygındır. Bolu, Ordu, Trabzon, Gümüşhane, Rize ve Artvin illerinde hastalık her yıl görülebilir. Patates tarımının yapıldığı Doğu ve İç Anadolu bölgesindeki illerin bahar ve yaz aylarında yağış alan kesimlerinde hastalığının görülme ihtimali yüksektir.

 

Hastalık belirtileri başlangıçta alt yapraklarda yaprakların kenarlarında olmak üzere küçük sarımsı veya koyu yeşil lekeler şeklinde kendini gösterir. Ilık ve yağmurlu havalarda bu lekeler büyür ve birleşirler ve tüm yaprağı kaplarlar. Yaprak koyu kahverengimsi görünüm alır. Yaprağın henüz ölmemiş alt yüzeyinde fungusun beyaz grimsi misel örtüsü görülür. Bu örtü dokunun kuruması ile ortadan kalkarBelirtiler bitkinin üst yapraklarına da hızla geçerler. Nemli havaların devam etmesi ile tüm yapraklar dökülür ve bitkinin gövde kısmı çıplak kalır. Tüm tarlayı etkiler. Bu tarlalar uzaktan koyu renkli ve ölen bitkilerin kalıntılarıyla dikkati çeker. Hastalık tarlalarda pis bir koku oluşturur. Yağışlı havaların kalkması ile yapraktaki lekeler gelişemez ve hastalığın tarladaki gelişimi durur. Eğer yağışlı hava tekrardan başlarsa yapraktaki lekeler tekrardan gelişmeye başlar. Yumrudaki belirtisi ise; yumrulara hastalık yapraktan bulaşır. Yumru üzerinde çeşitli büyüklükte hafifçe çökük grimsi-mavi lekeler ortaya çıkar. Bu lekeler altında doku kısmı yumrunun ortasına kadar devam etmek üzere kahverengileşir. Hasta doku ile sağlam doku arasında kesin bir ayırıcı çizgi bulunmamaktadır. Hasta bitkiler hasat edilip depolandıklarında sekonder saprofitlerin etkisiyle yumuşayıp çürürler. Eğer yumrulardaki belirtiler az ise kahverengileşme doku içerisinde yavaş bir şekilde ilerleyebilir.

 

Etmenin konukçuları patates, domates ve patlıcandır. Fungusun ırk oluşturma yeteneği çok fazladır. Irk oluşumunda mutasyonlar, heterokaryosis ve paraseksüel üreme rol oynar. Patates türlerindeki dayanıklılık genlerine göre birçok fizyolojik ırk tespit edilmiştir. Bu ırklar gen anahtarına göre 1-2-3-4,1-2,1-3 vb. numaralar alırlar. Fungusun kışlaması konukçu bitki varlığı ile mümkündür. Phytophthora infestans saprofitik yaşama yeteneğine sahiptir. Toprakta çok önemli bir inokulum kaynağı olarak görülmez. Etmenin tarlada kalan yumrular içinde misel halinde kışlaması mümkündür. Bunun için hastalığın esas inokulum kaynağı yumrudur.

 

Fungusun neme ihtiyacı yüksektir. Sporangium ve sporangiofor oluşumu için uygun sıcaklık yanında % 91 oranında orantılı hava nemi veya yaprakların ıslak kalma süresi en az 10 saat olması gerekir. Zoospor çıkışı serbest su filmi içinde mümkündür. Çimlenme ve penetrasyon için yaprağın 4 saat ıslak kalması gerekir.

 

Patates mildiyösünün epidemi yapabilmesi aşağıdaki şartlarla doğrudan ilişkilidir.

 

  • Tarladaki enfeksiyon ocakların sayısı
  • Patates ekim alanının büyüklüğü
  • Çeşitlerin duyarlılığı
  • Mikro ve makro iklim şartları

 

Epidemi başladıktan sonra bitkinin toprak üstü aksamının kuruyup ölmesi için 15-40 gün geçer. Bitki dokusunun penetrasyonu çimlenen sporangiosporlarla olur. Penetrasyon hifi dokuya girdikten sonra interselüler olarak yayılır hücrelere emeç göndererek beslenir. Enfeksiyon yaprağın hem alt hem de üst yüzeyinde olabilir ve optimal şartlarda 2 saat içinde tamamlanır. Stomalar gece geç saatte açıldıklarından sporangioforlar dışarı çıkarlar. Hasta dokuda hücreler turgorlarını kaybederler, klorofil parçalanır ve hücreler kahverengi bir renk alır. Ölü dokuda fungusun yaşamı sona erer. Yumruların enfeksiyonu toprakta vejetasyon süresince olur. Yapraktan yağmurla yıkanıp toprağa düşen sporangiumlar çimlenerek zoospor ve sporangiosporlar genç yumrunun epidemisinden daha yaşlı yumruların ise henüz kapanmamış lentisellerinden veya kordonlarında depo parankimasına girerler. Yüzeye yakın yumruların enfeksiyonu için 5 mm lik yağış daha derindekiler içinse 25 mm lik yağış gerekir. Depolanan yumrularda fungusun veya saprofitlerin etkisiyle yumuşak çürüklük görülür. Depo sıcaklığı 4 0C civarında olursa yeni enfeksiyonlar oluşmaz.

 

Mücadele

 

Kültürel Mücadele

 

1-   Sağlıklı yumru kullanılmalı

 

2-   Potansiyel inokulum kaynakları ( kendi gelen bitki ve bitki artıkları) imha edilmeli

 

3-   İyi bir kök boğazı doldurması yapılarak hastalığın yumruya geçişi engellenmeli,

 

4-   Depolamadan önce hastalıklı yumrular ayıklanarak depoda yumru çürüklüğü önlenmeli,

 

5-   Depo şartları hastalığın gelişmesine imkân vermeyecek şekilde düzenlenmeli,

 

6-   Yaprakların daha çabuk kurumasını sağlamak için dikim sıralarını hâkim rüzgârlar yönünde yapılmalı,

 

7-   Aşırı azot gübrelemesinden kaçınılmalı,

 

8-   Dayanıklı çeşitler kullanılmalıdır.

 

Kimyasal mücadele

 

Bugün erken uyarı sistemi uygulanan ülkelerde hastalığa karşı etkin ve ekonomik bir mücadele programı uygulanabilmektedir. Bu sistemde; orantılı hava nemi, hava sıcaklığı ve yaprakların ıslak kalma süreleri tespit edilerek etmenin epidemi yapma şansı önceden tahmin edilmektedir. Bunun yanında dikim zamanı, tarladaki enfeksiyon ocaklarının sayısı ve çeşit duyarlılığı da göz önünde bulundurulmaktadır.

 

Hastalığa karşı kimyasal mücadelede bitkinin çiçekleme zamanına kadar 10’ar gün ara ile koruyucu fungusitlere yer verilmelidir. Bu bağlamda Bakırlı bileşikler; Dithiocarbamatlılar, Kalaylılar, Chlorothalonil ve Metiram gibi fungisitler kullanılabilir.  2. evrede max. gelişme süresince 14 gün aralıklar ile 2-3 uygulama ile sistemik fungusitlere yer verilmelidir. Burada da Oxadixyl, Benalaxyl, Metalaxyl gibi sistemik fungisitler ve Propomacarp + Mancozep karışımı kullanılır.

 

Çiçeklenmeden sonra eğer fungus için hava şartları uygun ise koruyucu ve yarı sistemik etkiye sahip ilaçların karışımı ile her 10 gün de bir ilaçlama yapılmalıdır.  Eğer çiçeklenmeden sonra hava şartları fungus gelişimi için uygun değilse 10 günde bir kontak etkili fungusitlere yer verilmelidir. Etmenin yumrulara geçişini önlemek için hasattan 3 hafta önce bazı ülkelerde Dinocap, Paraquat, Diquat, bakır sülfat, Dinitro bileşikler uygulanarak yapraklar öldürülmektedir. Ülkemizde Patates mildiyösüne karşı ruhsat almış olan pek çok sayıda ilaç vardır.

Bunlardan bazılarının etkili madde isimleri ve uygulama dozları aşağıda verildiğ gibidir.

Etkili Madde Uygulama Dozu
Bakır oksikorid 50 %     WP 500gr/ 100lt su
Fosethyl-Al+ Mancozeb 35+35 %  WG 350 gr / 100lt su
Famoxadone + cymoxanil 22.5+ 30 %  DF 40gr/ dekar
Metalaxyl + Mancozeb   4+ 64 %   WP 250 gr/ dekar
Propineb 70 %    WP 200gr / 100 lt su
Propamocarb hydrochloride 722g /l   EC 250 cc / dekar
Zoxamide + Mancozeb  8.3 + 66.7 %  WG 180gr/ 100lt su

27 views

Sonraki Yazilar »

     
           

|

 

5846 sayili kanun geregi icerigin izinsiz kullanilmasi suctur.Kaynak Gostererek kullanabilirsiniz.. Sitemizde Yapilan Yorumlar Aciklama Niteligindedir. 

          Sahin Tarim.com 2012 Karaman-Turkey (SAHIN TARIM VE HAYVANCILIK)

                                           Copyright � 2005*2011 | WEBMASTER | | Sahin Tarim Turkiye | Sahin Tarim.com